Şu yazıyı okuyorsun: Berat Gezi Rehberi
Arnavutluk 28 Haziran 2015

Berat Gezi Rehberi

Arnavutluk’un UNESCO kültür mirası listesindeki 3 şehrinden biri olan Berat, Türkiye toprakları dışında en iyi Osmanlı evlerine sahip bir şehir. Arnavutluk’a gelen pek çok yabancı turistin mutlaka uğradığı Berat’ta konaklama, yine UNESCO tarafından koruma altına alınan evlerde gerçekleştiriliyor. Bu yazımda bir Osmanlı şehri olan Berat ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz.

Oteller

Booking.com

Vlore‘de sabah 7’de kalktıktan sonra hostelde enfes bir kahvaltı yaptım. Ardından hostel sahibiyle biraz muhabbet ettikten sonra beni arabasıyla Berat dolmuşlarının kalktığı durağa bıraktı. Çok şanslıydım çünkü bir kişi eksikmiş ve ben biner binmez hareket ettik (Vlore – Berat dolmuşu – 400 LEK / 2.80 Euro / 11 TL). Ancak bindiğim eski bir dolmuş olduğu için, kısacık mesafeyi yavaş yavaş, tam 3 saatte gelebildik 🙂

Berat’a gelir gelmez buraya kanım ısındı. Çünkü bu şehirde “otobüs terminali” vardı! Arnavutluk’ta daha önce gezdiğim 5 şehirde otobüs terminali falan yoktu ve kalkacak otobüsleri bulmak epey sorun oluyordu. Ertesi günkü seyahatim için çok iyi olduğunu düşündüm bunun 🙂 Ancak otobüs terminali şehrin 2 km kadar dışında kalıyor. Aslında şehrin değil, Osmanlı evlerinin olduğu bölgenin 2 km dışında kalıyor. Buradan konaklayacağım hostele yarım saat kadar yürüyerek, UNESCO tarafından koruma altına alınan Berat Backpackers Hostel‘de checkinimi yaptım.

Nehir üzerinde bir köprü (18.yy) ve Gorica tarafı
Nehir üzerinde bir köprü (18.yy) ve Gorica tarafı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 24.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.002

Berat’ın old town bölgesinden ya da diğer bir değişle Osmanlı evlerinin olduğu bölgenin ortasından Osum Nehri geçiyor. Osmanlı evleri nehrin her iki tarafına konumlanmış ve buranın bir tarafı “Mangalem“, diğer tarafı ise “Gorica” olarak geçiyor. Aynı zamanda nehir üzerinde iki yakayı birbirine bağlayan iki köprü bulunuyor.

Mangalem tarafının zirvesinde ise Berat Kalesi yer alıyor. Benim kaldığım hostel “Gorica” tarafındaydı ve her iki bölge de kaleyle birlikte UNESCO dünya kültür mirası listesinde bulunuyor. Buradaki evlerin bazıları otel, bazıları restorant, bazılarıysa guest house olarak kullanılıyor. Çoğunda ise yerel halk yaşıyor. Gördüğüm kadarıyla ise toplamda 100 kadar Osmanlı evi bulunuyor burada.

Kısa bir mola...
Kısa bir mola...
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.001

Hostelde checkinimi yaptıktan sonra saat öğlen 1 gibi dışarı çıktım ve acıktığım için bulduğum ilk “fast-food” restoranında Türk döneri yedim (150 Lek / 1 Euro / 3 TL). Ardından yol boyu uzanan cafelerin birinde çok güzel duble bir Türk kahvesi içtim, harikaydı! Arnavutluk’ta gerçekten çok güzel Türk kahvesi yapıyorlar ve yerel halk da kahve içmeyi çok seviyor.

Mangalem tarafı ve Berat Kalesi'nin gözüken küçük suru
Mangalem tarafı ve Berat Kalesi'nin gözüken küçük suru
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 35.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.005

Güzel bir moladan sonra ilk işim kalenin alt tarafında bulunan sokakları keşfetmek oldu. Pek çok fotoğraf çektikten ve ara ara kaybolduktan sonra, kaleye çıkan yolu bularak yavaş yavaş en tepeye çıkmaya başladım..

Yolda iki Amerikan turist ilk tanıştım, yaşları 45-50 civarıydı. San Francisco’da yaşıyorlarmış ve onlar da benim gibi balkanları geziyorlarmış. Kaleye çıkış yolu epey dik ve yolun kaygan olmasından dolayı yavaş yavaş çıktık ve epey konuştuk. Kalenin önüne geldikten sonra onlardan birisi kaleye giriş bileti almak için görevlinin yanına hızlıca gitti, bense o sırada fotoğraf çekiyordum. Sonra yanıma gelerek bana bir bilet verdi ve aynen şunu söyledi: “A gift from United States to Turkey (Amerika’dan Türkiye’ye bir hediye)”. Tabi kendileriyle konuşurken onlara Balkanlar, Berat, Osmanlı ve İstanbul ile ilgili pek çok şey anlatmıştım. Sanırım ondan dolayı böyle bir jest yaptılar. Bilet fiyatı her ne kadar 100 Lek (1.50 TL) olsa da, böyle bir şey benim çok hoşuma gitmişti ve epey şaşırmıştım 🙂 Ardından üçümüz kaleye girdik ve yollarımız ayrıldı. Tekrar karşılaşırız diye planlamıştık ancak karşılaşamadık. Neyse..

Berat Kalesi, 13. yüzyılda şehir Bizans’ın elindeyken yapılmış. Tarihi çok daha eskiye gitse de genel olarak bu dönemde yapıldığı kabul ediliyor. Kale epey büyük ve o tarihlerde içerisinde tam “20 kilise” ve sadece bir adet cami varmış.. Osmanlı ile birlikte bu kale askeri/savunma amacıyla kullanılmış.

Günümüzde kale içerisinde çok sayıda Osmanlı döneminden kalma ev bulunuyor. Bu evlerin bazılarında insanlar yaşıyor ancak pek çoğu restoran ve hediyelik eşya dükkanı olarak kullanılıyor. Benim burada anlamadığım içerisinde hediyelik eşya dükkanı ve restoranlar olan bir yere giriş neden ücretli olur ki? Sonuçta kale içerisinde aman aman görülecek bir şey yok. Sadece ikona müzesi var ancak oraya giriş ekstra 200 Lek (1.20 Euro) ve tabi bize pek hitap eden bir yer değil 🙂

Kızıl Camii Minaresi
Kızıl Camii Minaresi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 26.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0015625
Kilise ve Berat manzarası (yeni şehir)
Kilise ve Berat manzarası (yeni şehir)
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/5.6
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.001
Kaleden Berat manzarası (eski şehir)
Kaleden Berat manzarası (eski şehir)
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/9
  • 30.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.004

Kalenin içerisinde bir şey yiyip içmeyecekseniz bir ila iki saat arasında gezmek ve fotoğraf çekmek yetecektir. Zaten yapacak başka bir şey de yok. Kaleyi gezip çıktıktan sonra tekrar şehre dönerken iki Arnavut ile tanıştım ve bana Börek ısmarladılar. Gerçekten Arnavutluk insanının çoğu Türk insanını epey seviyor 🙂 Güzel bir sohbetin ardından hostele geri dönerek gezimi tamamladım ve bu anlattıklarımın tamamı sadece 4 saat sürdü.

Hostelde ise bir Japon ile tanıştım. Kendisi de balkanlar turu yapıyormuş ve epey konuştuk. Kendisi bir aylık balkanlar seyahatinde yanında ne cep telefonu, ne de fotoğraf makinası getirmiş. Hiç fotoğraf çekmiyormuş 🙂 Aslında biraz hak verdim çünkü önceden bir şehirde 500 fotoğraf çekerdim ve hiçbirine dönüp bakmıyorum dedi. Onun için önemli olan burada aklında kalanlarmış. Mesela buralara 5-10 yıl sonra tekrar geleceğim, bakalım neler değişmiş, neleri hatırlayacağım onu merak ediyorum dedi. Gerçekten farklı! Ayrıca tam 63 yaşındaydı ve benden daha sağlıklı duruyordu 🙂


Berat ile ilgili anlatacaklarım bu kadar. Günübirlik olarak gelinecek harika bir şehir bana sorarsanız. Ancak mutlaka gelin diyemiyorum çünkü Türkiye’de çok daha güzel Osmanlı şehirleri olduğunu tahmin etmek hiçte zor değil. O nedenle yolunuza ters düşmez ve zamanınız olursa gelmeyi düşünebilirsiniz. Aynı zamanda Berat ile Corovode şehirleri arasında Osumi adında bir kanyon bulunuyor. Belki burayı da düşünebilirsiniz…

Berat’a geleceklere şimdiden iyi seyahatler diliyorum 🙂

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

3 Yorum

  • Cevap Yaz Pelin 29 Mart 2016 at 12:21

    Yine cok guzel ve samimi bir yazi olmus sahin. Arnavutluga gidersem sarinim Tiranin disina gidip diger kabaalarini gormek gerekiyor. Toplam kac gun kaldin Arnavutlukta? bir seirden bir digerine gecis kolay miydi?

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 29 Mart 2016 at 14:24

      Arnavutluk’un sahil tarafında otoban var (güneyinde). Eğer o yolu kullanırsan geçiş kolay. Ama kuzeyden doğru yolculuk yaparsan işte o zaman yandın 🙂 Bozuk yollarda allaha emanet gidiyorsun resmen 🙂 Ama genel olarak toplu taşıma sistemi çok kötü Arnavutluk’ta. Çoğu şehirde doğru düzgün bir otobüs terminali bile yok. Halktan birilerine soruyorsun kimse de nereden kalktığını bilmiyor 🙂 Her zaman bi gün önceden iyice saatini vs. öğrenmek gerek otobüslerin. Yoksa zor. Ben toplam 8 gün kaldım ama biraz koştur koştur gezdim 🙂 Tabi sahil şehirlerini (plajlarını) saymazsak tüm şehirler için bir gün kalmak yetiyor zaten. Öyle aman aman bir ülke değil Arnavutluk.

  • Cevap Yaz Yusuf 03 Temmuz 2016 at 09:37

    Merhaba,
    Arnavutluk’ta 3 senedir yasiyorum. Gezi gozlemleriniz son derece yerinde olmus. Tatil rehberleri Berat’i epey abartılı anlatır. Berat kalesi manzarası ve eski evler dışında aman aman bir tarihi yeri yok.
    Yeme içme konusunda dikkatli olmanız gerekebilir. Özellikle etli ürünlerde. Yediginizin döner olduğundan şüpheliyim 🙂 Eğer helal yeme konusunda hassas iseniz börek ve vejetarjan pizza dışında pek alternatif yok. Güvenilir yerler için yerel halka danışmak lazım.
    Arnavutluk a yolu dusecek seyyahlara bu blog üzerinden yardimci olmak isterim.
    Siz de bu güzel ülkeye gelirseniz ülkenin kuzeyinde kalan Tropoja Valbone bölgesini gezmenizi tavsiye ederim.
    Tekerinize taş değmesin 😛
    Bir garip yolcu
    Yusuf

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 03 Temmuz 2016 at 15:45

      Selam Yusuf. Teşekkürler yazıya katkın için. Yediğim şeyden şüphe duydum yorumundan sonra 🙂