Şu yazıyı okuyorsun: Bergama Akropolü
Bergama 24 Mayıs 2016

Bergama Akropolü

Bergama, Kuzey Ege’de, Bakırçay Havzası‘nın doğu ve batı yönüne uzanan vadinin ortasında bulunmaktadır. Kuzeyinde Kozak, Güneyinde Yund Dağları ile çevrilidir. Yapılan araştırmalar sonucunda şehir tarihin Eski Tunç Çağına (milattan önce 3000) kadar tespit edilmiştir ancak hangi kavimlerin yaşadığı tam olarak belirlenememiştir. Tahminlere göre yüzyıllar boyunca göçebe halkın geçtiği bir güzergah olarak düşünülmektedir. Bir dönem Pergamon Krallığı’nın, sonrasında Roma İmparatorluğu’na bağlı Küçük Asya’nın başkenti olan Bergama (Pergamon), sahip olduğu büyüklük, tarihi ve önemi bakımından dünyanın sayılı antik şehirlerinden birisidir. Bu yazımda yaklaşık 140 yıldır kazı ve kurtarma çalışmalarının devam ettiği Bergama Akropolü‘nün tarihi, adım adım görülecek yerleri, giriş fiyatı ve daha pek çok bilgiyi bulabilirsiniz.

Pergamon

Bergama Akropolü
Bergama Akropolü
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 150.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.001

Bergaman’nın tarihinde olduğu gibi Akropol alanında da yerleşimin ne zaman yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan kazılar sonucunda buraya yapılan en eski yerleşim alanlarının milattan önce 7-6. yüzyıla tarihlendiği belirlenmiştir. Akropol alanının bulunduğu bölgenin topografik zorluğundan dolayı, yani doğal bir düzlük olmaması sebebiyle “arazi teraslaması” yapılarak yer kazanılmış ve bu nedenle eşsiz bir kent düzeni ve planlamaya sahiptir. Aynı zamanda tepenin üzerine kurulu olan kentin zamanla yapılan yeni binalara, yaşanan erezyonlar ve depremlere rağmen aşağıya doğru kaymayarak yüzyıllar boyunca tepenin üzerinde kalması, Bergama Akropolü’nün ne denli bir mimariye sahip olduğu hakkında fikir vermektedir.

Tarihi

Pergamon’u kimin kurduğu kesin değildir ancak yazılı kaynaklarda iki farklı isim öne çıkar. Lidya’lı gezgin ve coğrafyacı olan Pausanias, Yunanistan’dan Mısır’a kadar yaptığı seyahatleri yazdığı “Yunanistan’ın Tasviri” kitabında Bergama’nın kahraman Pergamos tarafından kurulduğunu yazmıştır. Başka bir kaynakta ise Bergama’nın, Herakles’in oğlu Telephos tarafından kurulduğu yazmaktadır. Ancak Bergama ile ilgili en kesin ve kabul edilen bilgi, MÖ 400-399 yılları arasında Yunan Filozof Sokrates’in öğrencisi olan Ksenofon‘un yazdığı “Onbinlerin dönüşü” kitabı olarak kabul edilmektedir. Ksenofon, MÖ 400-399 yıllarında Bergama’ya uğradığı ve burada yerel yönetici olan Eregtria’lı Gongylos‘un evinde kaldığından bahseder.

Truva Savaşı ve Filmi

Antik dönemi konu alan filmler her ne kadar gerçeklikten uzak olsalar ve senaryolaştırılsalar bile yine de izlemeyi severim. Çünkü geçmişte yaşayan kral, kahraman vb. kişileri kafamızda canlandırmak ve isimlerini aklımızda tutabilmenin en iyi yolu bunlarla ilgili film izlemektir sanırım.

Hatırlamayanlar için kısaca Truva Savaşı’na değineyim. Truva Prensi Paris, bir gün Sparta‘ya bir dost ziyareti yapar ve o dönemde dünyanın en güzel kızı olarak bilinen Sparta Kraliçesi Helen ile tanışır. Ancak Helen, Sparta Kralı Menelaus ile evlidir. Paris’in yaptığı ziyaretten sonra ona aşık olur ve ikisi beraber Truva’ya kaçarlar. Menelaus ise toplayabildiği kadar adamı toplayarak Helen’in peşinden gider ve Truva’ya karşı o efsanevi savaşı başlatır. Yaklaşık 10 yıl süren savaş sırasında her iki tarafta birbirine üstünlük kuramaz.

Truva Savaşının seyrini Hektor ile Aşil‘in Truva kapıları önünde karşı karşıya gelmeleri değiştirir. Düelloyu Hektor’u öldürerek Aşil kazanır ve sonrasında Spartalılar “Truva Atı” ile Truva topraklarına girerek şehri yakarlar. Hektor’un karısı Andromache ise savaş sonrasında Aşil’in oğlu olan Neoptolemus‘e cariye olarak hediye edilir ve ikisi evlenirler. Beraber 3 çocukları olur, bunlardan birisi Pergamon’un kurucusu Pergamos‘tur. Andromache, ölümünden önce son birkaç yılını Pergamon’da geçirir.

Başka bir söylenceye göre, Teuthrania Kralı Grynos, bir savaş sırasında Pergamos’tan yardım istemiş ve alınan zafer sonrasında iki kent kurdurarak birine Pergamos’un adını, ötekine de Gryneion adını vermiştir.

Büyük İskender (III. Aleksandros)

Pergamon’un kuruluşundan bir süre sonra dünyanın en büyük komutanlarından biri olarak gösterilen Büyük İskender‘in Asya seferi başlar. İskender, Anadolu topraklarında Perslere karşı galip gelerek Makedon Krallığı’nın topraklarını Hindistan’a kadar genişletir. Ancak büyük bir savaşın ardından düzenlenen eğlence sırasında nedeni bilinmeyen bir şekilde ölür. Henüz 33 yaşında ve beklenmedik bir şekilde ölen İskender’e, ölüm döşeğinde toprakları kime bırakacağı sorulur ve o “en güçlünüze” yanıtını verir. Bunun üzerine generalleri toprakları kendi aralarında paylaşırlar. Pergamon dahil tüm Anadolu ve Ege, Makedon general Lysimachos‘un payına düşer.

Pergamon Krallığı

Lysimachos, Pergamon şehir surlarının güçlendirilmesi ve onarım çalışmaları için subay olan Philetarios‘u görevlendirir. Philetarios bu görevi başarıyla yerine getirir ancak MÖ 282 yılında bir isyan çıkararak yönetime el koyar ve kendisini Pergamon Krallığı‘nın kralı olarak ilan eder. Böylelikle yaklaşık 150 yıl sürecek Pergamon Krallığı‘nın temelleri atılır. Bergama Akropolü ise Pergamon Krallığı’nın başkenti olur.

Pergamon - Milattan Önce 281 - 133
Pergamon - Milattan Önce 281 - 133

Pergamon Krallığı’nı (ya da başka bir değişle Attalos Hanedanlığı’nı) yöneten krallar şu şekildedir:

  • Pheiletarios – Milattan Önce 281-263Kendisi hiç evlenmediği için çocuğu yoktur ve I.Eumenes’i evlat edinir.
  • I. Eumenes –  MÖ 263-241Çevre krallıklarla iyi geçinerek Pergamon’u ayakta tutar. Onun döneminde Pergamon tam anlamıyla bir Krallık olmadığı için kendisi Kral sıfatı alamaz.
  • I. Attalos – MÖ 241-197Tüm Anadolu’yu haraca bağlayan Galatlar’a karşı savaşmış ve büyük bir zafer kazanmıştır. Pergamon Krallığı’nın ilk resmi kralıdır.
  • II. Eumenes – MÖ 197-159Roma ile iyi ilişkiler kurmuş ve Pergamon’u sanat alanında oldukça ileri bir noktaya taşımıştır.
  • II. Attalos – MÖ 159-138Roma ve Kapadokya ile birlikte Makedon ve Bitinya krallıklarıyla savaşmıştır.
  • III. Attalos – MÖ 138-133Zalim biri olduğu için halk tarafından hiç sevilmemiştir. Krallık işlerinden çok tıp, balmumu, heykelcilik vb. işlerle uğraşmış arkasında varis bırakmamıştır. Vasiyetinde sadece Pergamon Krallığı’nın Roma’ya bağlanmasını istemiştir.

Pergamon Krallığı’nın 150 yıl süren tarihinde sınırları Marmara Denizi kıyısından Akdeniz’e kadar uzanmıştır. II. Eumenes ise Atina Akropolünü örnek alarak Bergama’nın Helenistik Dönemde dünyanın en güzel kent birini olmasını istemiş. Bu nedenle Pergamon Krallarının kültür ve sanata verdikleri önem, mimarlık ve heykeltraşlık alanında dünyanın en önemli eserlerinin çıkmasını sağlamış.

  • MÖ 30Roma Kralı Octavian’a karşı savaş başlatan Romalı asker Antonius ve Mısır Kraliçesi Kleopatra, Aktium Savaşı’nın ardından geri çekilmiş, Roma ordusu ise Mısır’a kadar ilerlemiş. Yaşanan bu iç savaşın ardından Pergamon dahil tüm Roma topraklarında yaklaşık 400 yıllık barış ve refah dönemine girilmesiyle sonuçlanmış. Bu süreçte Bergama’nın nüfusu 150 bine kadar ulaşmış.
  • Milattan Sonra 395Parçalanmaya başlayan Roma İmparatorluğu Doğu (Bizans) ve Batı olarak ikiye ayrılmış. Pergamon ise Bizans toprakları içerisinde kalmış ancak bu küçülme ve parçalanma sonucunda şehrin nüfusu azalarak giderek küçülmüş.
  • MS 716Araplar tarafından işgal edilmiş, bir süre sonra Bizans tarafından geri alınmış.
  • 1330Selçuklu ve Osmanlı Devleti tarafından fethedilerek Türk’lerin hakimiyetine girmiş ve kentte bayındırlık ve imar çalışmaları başlamış.

“Kale Tepesi”

Akropol” kelimesi Antik Yunanca’da “yukarıda bulunan şehir” anlamına gelmektedir. Bergama Akropolü ise halk tarafından “kale tepesi” olarak adlandırılır ve Bergama şehir merkezinin hemen yukarısında yer alır.

Atatürk Bulvarı ve Akropolis
Atatürk Bulvarı ve Akropolis
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 50.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.005

Bergama Akropolü’nü şehrin neresinden bakarsanız rahatlıkla görmek mümkün. Üstelik uzaktan çok daha ilgi çekici duruyor…

Asklepion - Via Tecta ve Akropolis
Asklepion - Via Tecta ve Akropolis
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 35.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Bergama Akropolü’nde Görülecek Yerler

Bergama Akropol Yolu
Bergama Akropol Yolu
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.008

Sabah 09:00’da konakladığım otelden çıkarak yavaş yavaş Akropol alanına doğru yürümeye başladım. En aşağıdan en yukarıya yürümek 45 dakika sürüyor. Eğer yürümek istemezseniz, Akropol’e çıkmak için teleferik alternatifi mevcut ve gidiş-dönüş fiyatı 12 buçuk lira (ya da 15 emin değilim). Kişisel aracınızla gidecekseniz  5 TL, minibüs-karavan fiyatı 21.50 TL şeklinde otopark ücreti bulunuyor.

Hediyelik Eşya Dükkanları / Bergama Akropolü
Hediyelik Eşya Dükkanları / Bergama Akropolü
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 22.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Akropol alanının girişinde birkaç hediyelik eşya dükkanı, cafe ve müze kart çıkarabilmek için bir ofis bulunuyor. 2 sene önceki gelişimde de aynıydı, bugün hala aynı. Hiç değişmemiş buralar 🙂

Bergama Akropolü kış aylarında (Kasım-Mart) 08:00 – 17:00, yaz aylarında (Nisan-Ekim) 08:00 – 19:00 saatleri arasında ziyarete açık. Giriş fiyatı 25 TL olup, müze kart ile ücretsiz olarak gezilebiliyor. Ayrıca müze kartınız yoksa buradan çıkarabiliyorsunuz. Sadece kimliğinizi vermeniz ve ücretini ödemeniz (20 TL /öğrenci-40 TL/yetişkin-50 TL/plus ) yeterli.

Akropol’e giriş yaptıktan sonra bizi maketten yapılmış bir plan karşılıyor. Bu gerçekten çok iyi çünkü eğer girişte birkaç açıdan fotoğrafını çekerseniz, neyin nerede olduğunu ve önceden nasıl gözüktüğünü kafanızda daha iyi canlandırabilirsiniz.

Akropol Girişi
Akropol Girişi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Akropol alanında girdikten sonra eğer sağa dönerseniz Saraylara, düz devam ederseniz Heroon, Athena ve Zeus Sunağı’na ulaşırsınız. Ancak ben sağdan devam etmenizi öneririm. Çünkü bir çember çizerek tekrar aynı noktaya bu şekilde gelebiliyorsunuz.

Şehir ve Kale Duvarları

Akropol Surları
Akropol Surları
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Pergamon’un surları, burada kurallık kurulmadan önce, şehrin en üst noktasına MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda yapılmaya başlamış. II. Eumenes döneminde şehir surları 4 kilometre, Roma döneminde civardaki ovaları içine alacak şekilde genişletilmiş. Milattan sonra 3. yüzyılda ise (Roma’nın zayıflamasının ardından) şehir giderek içeri çekilmiş ve devşirme taşlarla daha küçük surlar inşaa edilmiş. Kale Tepesi üzerine yapılan duvarlar aynı zamanda Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde de kale olarak kullanılmış.

Saraylar

Akropol’ün en üst noktasında, sur boyunca uzanan ve Pergamon Kralları tarafından kullanılan saraylar bulunuyor. Her kral burada kendisi için saray inşaa ettirmiş. Ancak zamanla Pergamon’a eklenen yeni binalardan dolayı (özellikle tapınaklar), saraylar önemini yitirmiş ve bakım yapılmamış. Yüzyıllar içerisinde ise tamamen yıkılmışlar. Bugün sarayların sadece kalıntıları bulunuyor.

Kuyu

Sarayların olduğu kalıntıların ardından karşımıza bir kuyu çıkıyor. Antik dönemde Akropollerin ve kalelerin en büyük sorunu içilebilir su kaynağını şehre ulaştırabilmekti. Her uygarlık bu konuda kendine özel mühendislikle çözümler geliştirerek bu sorunun üstesinden gelmiştir. Bergama’da ise su kaynağı şehre 40 kilometre uzaklıkta bulunan Madra Dağları‘ndan gelmekteydi. Su, Madra Mağlarından 3 yol halinde, 3 vadi ve 2 tepeyi aşarak aşarak Bergama’ya ulaşır ve Akropolün tam karşısındaki tepede bulunan su haznesinde toplanırdı. Buradan da toprak altına döşenen büyük taşlardaki deliklerden geçirilen basınçlı su yolu, kurşun borularla Akropol’e, 330 metre yüksekliğe çıkarılır ve buradaki kuyuda depolanırdı. Roma döneminde ise artan nüfusa suyu yetirebilmek için sular 80 kilometre ötedeki Kozak Dağları‘ndan su kemerleri ile Bergama’ya ulaştırılırdı.

Arsenal (Askeri Magazinler)

Akropol’ün en kuzeyinde birbirine paralel ve dikdörtgen biçimde 5 adet Arsenal, yani askeri silah ve erzakların saklandığı yerler bulunmaktadır. Buralar milattan önce 3. ve 2. yüzyıllarda inşaa edilmiş olup, yapıldığı dönemde dünya üzerinde eşine ender rastlanan yerler arasındadır. Yapılan kazılar sonucunda burada 13 farklı çapta 900 kadar gülle bulunmuştur ve Aşağı Agora’da sergilenmektedir.

Traian Tapınağı (Kutsal Alanı)

Traian Tapınağı / Bergama
Traian Tapınağı / Bergama
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0015625

Roma İmparatorluğu döneminde imparatorlara tapınım oldukça yaygındı. Bu nedenle antik şehirlerde bizzat imparator tarafından ya da halkın bağışlarıyla yapılan pek çok imparator tapınağı bulunmaktadır. Traian Tapınağı (ya da kutsal alanı), Roma İmparatoru Traian döneminde (MS 98 – 117) yapımına başlanmış, onun ölümü üzerine ardılı Hadrian tarafından genişletilip bitirilmiş bir tapınaktır.

Traian Tapınağı’nın Mimarisi, Avlusu ve Galerileri

Traian Tapınağı'nın eski hali
Traian Tapınağı'nın eski hali
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 28.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0015625

Traian Tapınağı, Roma İmparatorluğu ve imparator ailesiyle güçlü bir bağ kurabilmek için inşaa edilmiştir. Bu nedenle Akropol alanının en üst noktasına, gemilerle Bergama’ya gelenlerin bile uzaktan görerek hayran olabileceği şekilde tasarlanmıştır. Önce bu noktada yer alan büyük kaya düzleştirilmiş, sonrasında galeriler yapılmış ve son olarak Tapınak dikilmiştir.

Traian Tapınağı, 84×58 metre genişlikte bir avlunun ortasında yer almaktadır. Aynı zamanda avluda Pergamon kralları tarafından yaptırılan ve üzerinde heykeller bulunan iki küçük anıt daha bulunmaktadır. Bu anıtlar Tapınaktan sonra buraya konulmuşlardır. Tapınağın yüksekliği 9.80 metre olup, aşağısında yer alan ve kesme blok taşlarla ana kayaya kadar olan yüksekliği 27 metreyi bulmaktadır.

Traian Tapınağı’nın ne zaman ve nasıl yıkıldığı bilinmemektedir ancak günümüzde Bergama’da parçaları birleştirilip ayağa kaldırılan ender yapılardan birisidir. Zamanla kalıntılarının bir bölümü sökülmüş, büyük bölümü ise kullanılamaz hale gelmiştir. Tapınağın çevresinde bulunan büyük taşlar buranın bir zamanlar ne kadar önemli bir yapı olduğunun göstergesidir…

Athena Kutsal Mahali

Athena Tapınağı Kalıntıları
Athena Tapınağı Kalıntıları
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00125

Pergamon’un bilinen en eski tapınağı olan Athena Tapınağı (Kutsal Mahali), milattan önce 3. yüzyılda yapılmıştır. Her ne kadar zeka ve barış tanrıçası olan Athena için yapılmış olsa da, iç kutsal alan aynı zamanda Tanrıların Tanrısı Zeus‘a adanmıştır.

Bergama Akropolü Planı
Bergama Akropolü Planı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 35.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Athena Tapınağı’nın ön ve arka cephesinde 6, yanlarında ise 10 sütun bulunmaktadır ve krepisi ise 2 basamaktan oluşmaktadır. Yani tapınak 2 basamaktan oluşan bir zeminin üzerinde durmaktadır. İlk olarak kayaların oyulmasıyla yapılan tapınakta, zamanla andezit taşlarla kullanılmış ve daha da güçlendirilmiştir.

Athena Tapınağı, Traian Tapınağı’nın 7 metre aşağısında yer alır ancak günümüzde neredeyse görülebilecek bir yeri yoktur…

Kütüphane

Kütüphane Kalıntıları
Kütüphane Kalıntıları
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0015625

II. Eumenes zamanında yapılan Pergamon Kütüphanesi, Pergamon Krallığı’nın güçlenmesi ve sanata verilen önemden dolayı bir dönem dünyada en çok kitaba sahip olan bir kütüphaneymiş. 2 katlı ve birbirine paralel iki yapıdan oluşan binanın doğusunda okuma odası, hemen yanında ise Athena Tapınağı yer almaktadır.

Bergama Kütüphanesi
Bergama Kütüphanesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0015625

Pergamon’da yer alan kitap sayısının 200 bini geçmesi üzerine Mısır Krallığı, Pergamon’a o dönem kağıt olarak kullanılan “Papirüs” göndermeyi bırakır. Bundaki amaç o dönem dünyada en çok kitaba sahip olan İskenderiye Kütüphanesi’nin bu ünvanının tehlikeye girmesidir. Ancak sanatta gelişmek isteyen Pergamon, bu sorunun üstesinden gelerek yüzyıllar boyunca kullanılacak Parşömen‘i keşfetmiştir. Hayvan derisi kurutularak yapılan Parşömen, sadece o dönem için değil, günümüzde bile üzerine yazı yazılabilecek en kaliteli malzemedir. Gerçek parşömen üzerine yazılan yazılar yüzyıllar boyunca ilk günkü gibi kalabilmektedirler.

Pergamon’da yer alan yaklaşık 200 bin kitap, MÖ 41 yılında Mısır Kraliçesi Kleopatra‘ya, Romalı asker ve devlet adamı Marcus Antonius tarafından hediye edilmiştir.

Athena Tapınağı ve Kütüphane
Athena Tapınağı ve Kütüphane
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 35.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Yukarıda yer alan fotoğrafta dikkatinizi çeken bir şey var mı? Athena Tapınağı’nın çevresi galerilerle değil, büyük bir duvar ve kütüphane ile çevrilmiştir. Yani kutsala alana giriş için bir kapı bulunmamaktadır. Buraya yalnızca birazdan bahsedeceğim antik tiyatrodan küçük bir tünel ile geçiş vardır ve ziyaretiniz sırasında siz de oradan geçeceksiniz! Eğer tiyatroda düzenlenen eğlence zamanlarında bu tünelin kapalı olduğunu düşünürsek, tapınakta ibadet edebilen sadece birkaç önemli kişinin olduğunu varsayabiliriz.

Antik Tiyatro

Pergamon’un görülebilecek diğer bir noktası da Antik Tiyatrodur. Dünyanın “en dik antik tiyatrosu” ünvanını elinde bulunduran bu tiyatro, 10 bin kişi kapasitesinde olup, 3 ayrı bölümden oluşur. Zamanında çeşitli şovların sergilendiği tiyatro, Roma döneminde konsey toplantıları için kullanılmıştır. Ayrıca tiyatronun en aşağısında eğlence tanrısı Dionysos‘a adanan bir tapınak bulunmaktadır.

Zeus Sunağı (Büyük Sunak)

Zeus Sunağı, Bergama
Zeus Sunağı, Bergama
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.004

Helenistik dönem heykeltraşçılığının en nadide örneği olan Zeus Sunağı‘nın günümüzde ne yazık ki sadece temelleri burada bulunmaktadır. 1800’lerin sonunda Almanlar tarafından keşfedilerek yerinden sökülen ve gemilerle Berlin’e götürülen Zeus Sunağı’nın kaçırılış hikayesi ve tarihini “Zeus Sunağı ve Kaçırılış Hikayesi” yazımda daha detaylı okuyabilirsiniz.

Heroon

Yazımın başında belirttiğim gibi bir çember çizerek giriş kapısına, yani Heroon’a ulaşıyoruz. Heroonlar, Antik Yunanistan’da kahraman ya da kralları onurlandırmak için yapılan mezarlara verilen isimlerdir. Pergamon Heroon’u ise, 18×21 metre boyutlarında olup, I.Attalos ve II.Eumenes’i onurlandırmak için yapılmıştır.

BÖLÜM ÖZETİ

Pergamon'un Antik Binaları
Pergamon'un Antik Binaları
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 20.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Buraya kadar olan bölümde, Akropol müzesine girişten itibaren şehir surlarını, kral saraylarını, suyun depolandığı kuyuyu, askeri amaçla kullanılan Arsenalleri, Traian Tapınağı’nı, Athena Tapınağı’nı, Kütüphane’yi, Antik Tiyatro’yu, Dionysos Tapınağı, Zeus Sunağı ve Antik mezarlık olan Heroon’dan bahsettim. Buraları gezmek sizin gezi anlayışınıza kalmakla beraber ortalama bir buçuk – iki saat arasında değişmektedir. Normalde Akropol alanını gezmeye gelen pek çok kişi en son Heroon’u gördükten sonra alandan ayrılıyor ancak buraya kadar anlattığım bölüm Akropol alanının sadece üçte biri!

Dikkat: Bergama Akropolü’nü gezmeyi planlıyorsanız, birazdan anlatmaya başlayacağım bölümü gezmek oldukça yorucu olacaktır. Çünkü aşağıya indikçe inecek ve sonunda eğer tellerin üzerinden atlamayı göze almaz veya aralarda geçilebilecek sökülmüş teller bulamazsanız, indiğiniz yeri tekrar geri çıkmak zorunda kalırsınız. Yukarıya çıkış pek çok kişi için gerçekten çok zor olabilir.

Yukarı Agora

Yukarı Agora
Yukarı Agora
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Bu önemli uyarının ardından Akropolü anlatmaya devam edeyim. Bergama Akropolü; önemli kişilerin kullandığı Akropol Alanı (buraya kadar anlattığım bölüm), Orta ve Aşağı Kent olarak üç bölüme ayrılır. Orta ve aşağı kent halk tarafından kullanılırken, yukarı kent sadece kral, ailesi, yöneticiler ve önemli kişiler tarafından kullanılırdı.

Yukarı Agora, Zeus Sunağı’nın hemen aşağısında yer alan L biçiminde bir bina ve meydandır. Yukarı Agorada toplanan halk, siyaset ve ticaret ile ilgili konularda şehir yöneticileriyle burada görüşüp konuşurdu. Ayrıca onlar için burada küçük bir tapınak bulunmaktadır.

Antik Yol

Pergamon’da, Orta ve Yukarı kenti birbirine bağlayan ve “Antik Yol” olarak adlandırılan uzun bir yol bulunmaktadır. Nereden okuduğumu hatırlamamakla birlikte bu yolun bir buçuk kilometre olduğunu okumuştum bir yerde. Akropolü keşfetmeye, Zeus Sunağı’nın biraz aşağısında ve Yukarı Agora’nın hemen yanında bulunan Antik Yoldan devam ediyoruz.

Bergama Şehir Kazısı

Bergama Şehir Kazısı sonucunda bulunan eserler
Bergama Şehir Kazısı sonucunda bulunan eserler
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 20.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.076923076923077

1973 yılından bu yana Bergama Akropolü’nün Orta Şehrinde, Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazılar yapılmaktadır. Buradaki amaç orta şehirde yer alan ve Geç Bizans Dönemi (12-14. yüzyıl) ağırlıklı binaları gün yüzüne çıkarmaktır. Oldukça geniş bir alana yayılan bölgede bugüne kadar çıkarılan bazı eserler, antik yol üzerinde yer alan küçük bir binada sergilenmektedir.

Z Binası

Z Binası
Z Binası
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 22.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.002

Z Binası projesi, orta şehirde yer alan ve Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından yıllardır üzerinde çalışılan bir projedir. Burada, Bizans döneminden kalma çok sayıda ve oldukça önemli mozaikler keşfedilmiştir. Öğrendiğim kadarıyla bu mozaikler halka açık şekilde sergileniyormuş ancak benim ziyaretim sırasında kapıları kilitli ve etrafta görevli yoktu. Bu nedenle ziyaret edemedim. Google Görseller’e “Z Building Pergamon” yazarak buranın iç fotoğraflarını görebilirsiniz. Gerçekten oldukça ilgi çekici görünüyor!

Demeter Kutsal Alanı

Demeter Kutsal Alanı, Pergamon Krallığı’nın kurucusu Pheiletarios ve onun kardeşi Eumenes’in annesi olan Boa‘nın anısına yapılmış büyük bir kutsal alandır (MÖ 282-263). Kutsal alanın adı, Yunan mitolojisinde tarımın, bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçası olan Demeter‘den gelmektedir. Burada sık sık Demeter’in anısına kadınlar için bazı geceler kült şenlikler düzenlenirdi.

Gymnasion (Gymnasium)

 

Bergama Akropolü’nü gezerken bir şeyi atladım diyip duruyordum kendime. Şimdi bu satırları yazarken ne olduğunu buldum. Maalesef Gymnasium’un üst tarafında yer alan Hera Kutsal Alanı‘nı görmeyi unuttum 🙁 Ama emin olun Demeter’den sonra geriye döndüğünüzde, Gymnasium’u görüp, Hera’yı hemen atlıyorsunuz 🙂 Oldukça büyük ve ilgi çekici olan Pergamon Yukarı Gymnasium‘u, Helenistik Dönem’de bilinen en büyük okuldur. Yani kentin gençlerinin beden ve ruh eğitimlerinin yapıldığı yerdir…

Gymnasium Planı
Gymnasium Planı

Bergama Gymnasium’u 3 teras halindedir. Alt Gymnasium’da erkek çocuklar (paides), Orta Gymnasium’da genç erkekler (epheb), Üst Gymnasium’da ise yetişkin erkeklerin (Neoi) eğitim gördüğü yerler bulunmaktadır. Ayrıca 2 adet hamam, 1000 kişilik Odeion (müzik dinlemeye yönelik mekan), tapınaklar, hamamlar vb. bulunmaktadır.

Orta Gymnasium
Orta Gymnasium
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.002

İlk olarak II. Eumenes döneminde inşaa edilen Gymnasium, zamanla genişletilip büyütülmüştür. Yapılan yarışlarda başarı kazanan çocukların isimlerinin ise duvarlara yazılması bir gelenek haline gelmiştir.

Aşağı Agora

Aşağı Agora, Yukarı Agora’dan farklı olarak devlet işleriyle ilgili olmayan ticaretin yapıldığı yerdir. Burası da II. Eumenes döneminde kurulmuştur.

Aşağı Agora Gülleler
Aşağı Agora Gülleler
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Yazımın “Arsenal (Askeri Magazinler)” bölümünde bahsettiğim ve Aşağı Agora’da sergilenen 900 adet gülle.

Tellerin içerisinden çıkış
Tellerin içerisinden çıkış
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Aşağı Agora’yı da gezdikten sonra eğer şanslıysanız tellerin arasından geçit bulup direk Akropol’den ayrılabilirsiniz. Yoksa tüm yolu geri yürümek zorunda kalırsınız. Ben şanslıydım ki buldum 🙂


Özet

Bergama Akropolü, Türkiye’de en sevdiğim antik yerlerden birisidir. Zaten bunu yazının uzunluğundan ve kalitesinden anlamışsınızdır 🙂 O nedenle özet bölümünü fazla uzun tutmayarak, bir gün tekrar Bergama Akropolü’nü ziyaret edeceğimi belirteyim. Bu arada yazıda kullandığım rekonstrüksiyonların çoğu, ziyaretim sırasında bilgi tabelalarından çektiğim fotoğraflardır. Elimden geldiğince eski halleri ve mevcut halinin nasıl gözüktüğünü anlatmaya çalıştım.

Not olarak belirteyim. Bergama Akropolü gerçekten oldukça büyük ve kazı çalışmaları hala devam etmektedir. Ben bazı yerlerini atlamak zorunda kaldım. Ayrıca bilgi tabelalarının en kısa sürede değiştirilmesini diliyorum. Gerçekten Türkçe’sini okuduğunuz zaman hiçbir şey anlamıyorsunuz…

Akropolü ziyaret edeceklere şimdiden iyi ziyaretler 🙂

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

9 Yorum

  • Cevap Yaz Basak 29 Kasım 2016 at 13:37

    teşekkürler:)

  • Cevap Yaz vedat 05 Aralık 2016 at 13:49

    İnternette bölge ile ilgili en doyurucu yazı. Emeğinize sağlık

  • Cevap Yaz Ümit Alşan 21 Aralık 2016 at 16:17

    Güzel anlatımınız ve emeğiniz için çok teşekkür ediyorum..Yarın Bergama’yı bu bilgiler ışığında gezmeyi planlıyorum..

  • Cevap Yaz Ana Elizabeth Piroğlu 09 Nisan 2017 at 13:54

    Teşekkürler,!! Gideceğim

  • Cevap Yaz Cem Baş 03 Eylül 2017 at 22:41

    Tebrik ederim, çok aydınlatıcı olmuş. Emeğinize sağlık.

  • Cevap Yaz muharrem 20 Eylül 2017 at 21:57

    eline sağlık kardeşim. gayet başarılı bir çalışma yapmışsın…

  • Cevap Yaz onur aydın 29 Eylül 2017 at 14:57

    Gerçekten bu işin emeğini veren eski rekonstrüksiyonlarla yenileri hakkında beynimizde canlandırdığımız enfes güzellikte bir yazı olmuş. Emeğine , yüreğine ve ayaklarına sağlık @sahindoğan.

  • Cevap Yaz hasan 08 Kasım 2017 at 22:44

    cok basarılı ve deaylı bir çalısma, bir rehber olarak cok tesekkur ederim