Şu yazıyı okuyorsun: Berlin Gezilecek Yerler
Almanya 31 Mayıs 2014

Berlin Gezilecek Yerler

Gerek internet üzerinden, gerekse yakın çevremden “hangi ülkeye gitsem” şeklinde sorular geliyor bazen. Ben de eğer gitmediysen Berlin‘e git diyorum. Ancak gelen tepkilerden anladığım kadarıyla herkes Berlin’e antipatik yaklaşıyor. Çünkü orada çok sayıda Türk yaşadığını bildiği için kimseye ilgi çekici gelmiyor. Ancak Berlin, her konuda Avrupa’nın en önemli 3 şehrinden birisidir. Tarihi, sanatsal etkinlikleri, müzeleri, gezilecek yerleri, gece hayatı, yeme-içme kültürü ve alışveriş olanaklarıyla dolu dolu bir şehirdir. 3 gün kaldığım Berlin’de gezilecek yerler ve şehirle ilgili gezi notlarımı okuyabilirsiniz.

Oteller

Booking.com

Berlin Zaman Tüneli

  • 12. yüzyılYazılı kaynaklarda ilk kez Berlin’den bahsedilmiş.
  • 1400-1700Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu – Brandenburg Prensliği altında yaşamaya başlamış.
  • 1701–1871Prusya Krallığı dönemi.
  • 1871–1918Alman İmparatorluğu dönemi.
  • 1919–1933Weimar Cumhuriyeti dönemi.
  • 1933–1945III. Reich (Üçüncü İmparatorluk) / Nazi Almanyası dönemi.
  • 1945–1990Doğu / Batı Berlin (Almanya) ve Soğuk Savaş dönemi.
  • 1990 – bugünAlmanya Federal Cumhuriyeti dönemi.

Berlin Hakkında

Berlin, Almanya’nın başkenti olup aynı zamanda ülkenin en büyük ve en kalabalık şehridir. Toplam 6 bölgeden oluşur:

  1. Mitte: Tarihi bölge. Pek çok gezilecek yer burada kalıyor.
  2. City West (Batı Şehir): Lüks yaşamın olduğu bölge. Oteller, restoranlar, alışveriş merkezleri vb. burada kalıyor.
  3. East Central (Doğu Merkezi): Berlin’in tam ortası ve genç popülasyonun olduğu bölge (aynı zamanda Kreuzberg burada kalıyor.)
  4. North (Kuzey)
  5. East (Doğu)
  6. South (Güney)

Ne Yenir?

Berlin’de et tüketimi dünya ortalamasının çok üzerindedir. Bunun yanında tatlı ve patates de çok sık tüketilen diğer yiyeceklerdir.

  • Currywurst: Berlin’lilerin favorisidir (sosisli sandviç). Kızarmış domuz sosisinin üzerine ketçap dökülerek, ekmek arası ya da yanında patates ile yenilir. Bunu yapanları şehrin her yerinde bulmak mümkün. Aynı zamanda benzer olarak Bockwurst ve Bratwurst‘da vardır. Bunlar bazen domuz eti ve kırmızı et, bazense sadece kırmızı etten yapılır.
    • Curry 61Adres: Oranienburger Str., 6 (en çok tavsiye edilen yer)
  • Falafel: Nohut köftesi. Aslen bir ara sıcaktır ve ana vatanı orta doğudur (çoğu kaynak İsrail der). Berlin dahil tüm Avrupa’da bulabileceğiniz bir yiyecek.
    • Dada Falafel – Adres: Linienstr., 132 (en çok tavsiye edilen yer)
  • Döner-Kebap: Hikayesini anlatmama gerek yok. Berlin’de her yerde döner-kebap satan yerleri bulmak mümkün ve mutlaka denenmeli:
    • All in One – Adres: Rosenthaler Str., 43 (en çok tavsiye edilen yer)
  • Berliner (Alman Çöreği): Donuta benzeyen, hamurun yağda kızartılıp, ikiye bölünmesi ve içerisine marmelat ya da reçel konularak yapılan tatlı.

ABD Başkanı John F. Kennedy, 1963 yılında, Batı Berlin’de yaptığı bir konuşma sırasında “Ben bir Berlin’liyim” anlamına gelen “Ich bin ein Berliner” cümlesini söylemiş. Ancak Almanca’da tanım edatı olan “ein” kelimesini kullanınca cümlenin anlamı değişmiş ve “Ben bir Berlin Çöreğiyim” manasına gelmiş. Bu durum ise alay konusu olmasına sebep olmuş – kaynak

  • Kartoffelpuffer: Yumurta, soğan ve patatesle hazırlanan ve elma sosuyla servis edilen bir patates köftesi.
  • Gebratene Leber: Ciğer yemeği.
  • Kasseler Rippen: Domuz pirzolası.
  • Kartoffelpuffer: Yumurta, soğan ve patatesle hazırlanıp, elma sosuyla servis edilen bir yemek.
  • Kartoffelsalat Patates, soğan ve sirkeyle hazırlanan bir salata.
  • Schwarzwälder Kirschtorte: Kirazlı ve kremalı meşhur bir alman pastası.
  • Ekmek: Almanya’da 600 kadar ekmek çeşidi bulunur. Tadına bakabilecekleriniz: Weizenmischbrot, Sonnenblumenkernbrot, Roggenmischbrot, Toastbrot, Vollkornbrot, Weißbrot, Mehrkornbrot, Roggenbrot.
  • Pfannkuchen: Alman krepi. Hamur kızartılıp, üzerine reçel sürülerek yapılır.
  • Kartoffelsuppe: Patates çorbası

Berlin’de deneyebileceğiniz yemekler bunlardır. Peki en iyi Berlin restoranları kategorilere göre nelerdir?

  • Kahvaltı & Brunch:
    • Mogg & Melzer: – Adres: Auguststraße 11-13, Berlin Mitte
    • Funk You: Doğal yiyecek ve içecekler – Sandviç, dürüm, çorba ve salata – Adres: Budapester Str. 42-50
    • House of Small Wonders: – Adres: Johannisstr., 20 Berlin Mitte
    • Distrikt Coffee: – Adres: Bergstraße, 68 Berlin Mitte
  • Öğle & Akşam Yemeği (Alman Mutfağı):
    • Schwarzwaldstuben: – Adres: Tucholskystraße 48, Berlin Mitte
    • Mädchen Ohne Abitur: Gittiğiniz zaman menüyü görünce şaşıracaksınız 🙂 Tabi sitesinden de görebilirsiniz. Adres: Körtestraße 5, Berlin Kreuzberg
    • Drei Schwestern: Fix menüler var. Adres: Mariannenplatz 2, Berlin Kreuzberg
    • Imbiss 204: Küçük ama epey tavsiye edilen bir yer (öğle yemeği için tercih edilebilir). Adres: Prenzlauer Allee 204, Berlin-Prenzlauer Berg.

Bunların yanında şehrin her yerinde dönerci, fast food, restoran vb. bulabileceğinizi belirteyim.

Ne İçilir?

Almanya denilince insanın aklına ister istemez bira geliyor. Çünkü bu ülkede bira ya da şarap içebilmek için 14 yaşında olmanız ve ailenizden birinin yanınızda olması yetiyor. 16 yaşından sonra ise yasal veliye gerek kalmadan birayı içebiliyorsunuz. Burası böyle bir ülke 🙂

Türkiye’de bir mekana gidip bira istediğiniz zaman size çoğunlukla 33’lük ya da 50’lik mi diye sorarlar. Almanya’da ise şunu bilmeniz gerekir:

  • Pilsner: Alışkın olduğumuz altın rengindeki bira çeşidi.
  • Altbier: Anlamı “eski bira”. Yapım aşamasında eski teknikler kullanılarak, mayasının diğer biralara göre daha uzun süre ve soğuk olarak bekletilmesinden dolayı bu isimle anılır. Bakır renklidir, tadı biraz serttir.
  • Kölsch: Köln yöresine ait biradır. Tabiri caizse gazı kaçmış efes gibidir 🙂
  • Weissbier: Buğday birası. İçimi Pilsner’e göre daha yumuşaktır. Genelde uzun, ince bardakta servis edilir.
  • Helles: Anlam olarak “açık renkli” anlamına gelir ve yapımında kullanılan şerbetçi otu az olduğu için Pisener’e göre daha yumuşaktır.
  • Dunkel: Koyu renklidir, efes dark gibidir.

Almanya’da üretilen bira türlerinden bazıları bunlar. Daha da detaya girmek gerekirse, şu biraları tercih edebilirsiniz:

  • Ayinger: Koyu kahverengi, siyaha yakın bir bira. Çikolata tadı biraz baskın.
  • Berliner Weisse: Çok açık bir rengi vardır (su gibi). Ancak içerisine tatlandırılmış meyve şurubu katılarak (örn: ahududu), büyük şarap bardaklarında ve yanında pipetle ikram edilir.
  • Schneider Weisse: En çok tavsiye edilenlerden. Original ve Aventinus olarak ikiye ayrılır. Aventinus’un alkol oranı %8.2’dir.
  • Weihenstephan: Alkon oranı: %7.70.
  • Aecht Schlenkerla Rauchbier: Alkol oranı: %5.1

Bunlar en çok tavsiye edilen biralar. Ancak bu listeyi 100’e kadar çıkarmak mümkün. Gittiğiniz yerde “en çok tavsiye edilen birayı istiyorum” dediğiniz zaman, her mekan önünüze farklı bira getirebilir 🙂 Mekan konusunda en çok tavsiye edilen yerleri Berlin gece hayatı bölümünde görebilirsiniz.

St Oberhalz
St Oberhalz

Berlin’de yaşayan genç girişimci ya da freelancer’lar, St. Oberhalz isimli cafede akşama kadar çalışıyorlar. Buranın amacı bu. Adres: Rosenthaler Str. 72A

Gece Hayatı

Almanlar eğlenmesini iyi bilirler. Berlin’de ise genç nüfus popülasyonu çok fazla olduğu için hareketli bir gece hayatı vardır ve yeni birileriyle tanışma ihtimaliniz çok yüksektir. Yani tanımadığınız birinin/grubun yanına gidip, onlara eşlik etmek istediğinizi söylediğinizde kabul etmeyecek biri yoktur neredeyse. Zaten Almanları yaptığım seyahatlerden çok iyi tanırım, her gittiğiniz ülkede birkaç Alman ile tanışma ihtimaliniz çok yüksektir. Sıcak kanlı bir millet 🙂

Berlin’de gece hayatı Mitte, Prenzlauer Berg ve Friedrichshain civarında geçer. Burada bulunan çok sayıda mekan, diğer Avrupa şehirlerinin aksine gece 1 yerine, 3’e kadar açıklardır. Ayrıca tıpkı Viyana‘da olduğu gibi, bira içmek için Berlin’de de çoğunlukla “Beer Gardens” adı verilen mekanlar tercih edilir. Yani özellikle yaz ayları için kapalı yerler değil, açık alanlar (bahçeler) tercih edilir. En çok tercih edilen beer garden’lar şunlardır:

  • Hofbräu Berlin: TV Kulesi’nin çok yakınında bulunuyor. Kalabalıktan anlarsınız zaten popüler olduğunu. Adres: – Karl-Liebknecht-Strasse, 30.
  • Weihenstephaner: Akşam yemeği için de tercih edebilirsiniz. Burası da TV Kulesi’nin yakınlarıda bulunuyor. Adres: Neue Promenade, 5.
  • Brauhaus Rixdorf: – Adres: Glasower Str. 27, Berlin
  • Prater: Berlin’in en eski beer garden’ı ve çok büyük 🙂 Adres: – Kastanienallee 7-9, Berlin

şeklinde. Ancak bu tarz ya da pub tarzı yerleri şehrin her yerinde bulabileceğinizi belirteyim. Bunlar da tavsiye edebileceğim gece kulüpleri:

  • Watergate: Çok sayıda gece kulübünün olduğu Spree Nehrinin kenarında yer alıyor. Giriş fiyatı 6-10 Euro arasında ve içecekler pahalı. Ancak burası Berlin’in üst sınıf kulüplerinden birisi. Adres: Falckensteinstraße, 49.
  • Berghain: Geceleri çeşitli etkinlikler düzenleniyor ve oldukça popüler. Bu nedenle içeri girebilmek için epey sıra bekleme ihtimaliniz var. Techno müzik çalıyor. Adres ise biraz şehrin dışında: Am Wriezener Bahnhof, 10243.
  • Weekend: Harika bir Berlin manzarası eşliğinde dans etmek isterseniz buraya gidebilirsiniz. Alexanderplatz Meydanında bulunan Haus Des Reisens binasının 12. ve 15. katında bulunuyor.

Gece hayatı da bu şekilde. Ancak mekanların pahalı olduğunu belirteyim.

Alışveriş

Berlin’de alışveriş için belli bir bölge yok. İnsanlar alışverişlerini şehrin her yerine yayılmış olan mağazalar ve avmlerde yapılıyor.

  • KaDeWe (Kaufhaus des Westens): Adının anlamı için “batının alışveriş merkezi” diyebiliriz. Mutlaka gitmeniz gerektiğini düşünüyorum. Bina 8 kattan oluşuyor:
    1. Aksesuarlar ve güzellik salonları
    2. Erkek Giyim
    3. Kadın Giyim (moda)
    4. Karışık – The Loft markası ve lüks kadın ayakkabı markaları ağırlıklı
    5. Ev eşyaları
    6. Sanat, eğlence, elektronik, çocuk, ofis malzemeleri ve souvenir mağazaları
    7. Mutfak alışverişi ve yemek
    8. Yemek katı. – Aynı zamanda KaDeWe’de tax-free (%14.50) bulunmaktadır.
  • Kurfürstendamm (Ku’damm): 3.5 kilometre uzunluğundaki cadde, Berlin’in Champs-Elysées’i (şanzelize) olarak gösterilir. Cadde üzerinde bulunan bazı mağazalar: Chanel, Prada, Jil Sander, Burberry, Escada, Louis Vuitton, Mango, H&M, Bally, C&A vb.
  • Friedrichstrasse (Frederick Caddesi): Cadde boyunca alışveriş mağazaları ve Quartier 206 Alışveriş Merkezi bulunmaktadır.

Eğer uygun fiyatlı şeyler isteyenler, pazar günleri Mauerpark ve Boxhagener Meydanı’nda kurulan bit ve ikinci el pazarına da gidebilirsiniz. Ayrıca tekrar hatırlatayım, Berlin’de alışveriş için belli bir bölge yok; her yerde büyük/küçük mağazalar bulabilirsiniz.

Havalimanından Şehir Merkezine Ulaşım

Berlin’de Tegel ve Schönefeld olmak üzere 2 adet havalimanı bulunuyor.

  • Tegel: Şehir merkezine gidebilmek için önce havalimanının önünden kalkan “X9 ya da 109” otobüslerinden birine binerek metroya ulaşmak gerekiyor.
  • Schönefeld: Şehir merkezine gidebilmek için önce havalimanının önünden kalkan “X7, 171, N7” otobüslerinden birine binerek, “Rudow” metro istasyonuna gelmek gerekiyor.

Metroya ulaştıktan sonra istediğiniz yere metro ile gidebilirsiniz.

Şehiriçi Ulaşım

Berlin, şehiriçi ulaşım konusunda oldukça gelişmiştir. Özellikle Berlin Metrosu, dünyanın en gelişmiş metrolarından biridir. U-Bahn (metro) ve S-Bahn (banliyö treni) olmak üzere tüm Berlin’i çevreleyen bir raylı sistem ağı vardır. Gideceğiniz her yere metro kullanarak ulaşabilirsiniz. Ancak bazen bir istasyondan 3 farklı metro geçebildiği için, istasyon içerisindeki tabelaları iyi takip etmekte yarar var. Yanlış metroya binme ya da ters yöne gitmek çok olası. Tabi şehre gider gitmez metro haritası da almanız gerekir. Toplu taşıma biletleri ise her istasyonda bulunan bilet makinalarından alınabiliyor. İşin güzel tarafı Berlin’in resmi diller arasında Türkçe’de olduğu için bu makinalardan kolayca bilet alabilirsiniz.

Berlin Metro Haritası
Berlin Metro Haritası

Yukarıdaki haritada görebileceğiniz gibi Berlin 3 bölgeye ayrılmış. Ortada bulunan beyaz alan A Bölgesi (şehir merkezi), Gri bölüm B Bölgesi (Tegel havalimanı burada), Kalan yerler (Schönefeld havalimanı burada) C Bölgesinde kalıyor. Bilet fiyatlarıysa gideceğiniz bölgeye göre farklılık gösteriyor (kısa, orta, uzun mesafe). Kaldığım 3 gün içerisinde abartısız 30 defa binmişimdir metroya ve 4 defa bilet kontrolüne denk geldim. Sakın biletsiz ya da yanlış bilet alarak binmeyiniz, affetmezler!

Bilet fiyatları eğer tek yön gidecekseniz bence pahalı (2.30 Euro, A ve B bölgeleri için). Bunun yerine günlük, 3 günlük ve haftalık bilet seçeneklerini düşünmelisiniz. Kalacağınız süre boyunca bol bol kullanacaksınız çünkü. Bunlarıda aynı şekilde metro istasyonlarındaki makinalardan alıyorsunuz. Çocuklar, evcil hayvanlar, bisiklet vb. şeylerle binmek içinse fiyatlar değişiyor, unutmayınız.

Berlin WelcomeCard

Berlin’de pek çok şehirde örneği olan WelcomeCard adında bir kart var. Bununla tüm toplu taşıma araçlarına (metro, otobüs, tramvay, tren) ücretsiz binebiliyor ve Berlin’de gezilecek yerler bölümünde bahsedeceğim Müzeler Adası‘nda bulunan tüm müzelere de ücretsiz girilebiliyor (seçeceğiniz kart tipine bağlı olarak).

Berlin WelcomeCard fiyatları günlük, 3 günlük, haftalık, A-B Bölgesi, B-C Bölgesi ve A-B-C Bölgesi olarak değişiyor. Ben 3 gün kaldığım için 72 saatlik (3 günlük) A-B-C Bileti ve Müzeler Adası’nda bulunan müzelere ücretsiz giriş sunan biletlerden aldım. Bunun fiyatı 38.50 Euro idi. Eğer müzeler adasına gitmek istemiyorsanız o zaman 3 günlük 27.50 Euro fiyatı bulunuyor. Ancak unutmayın, müzeler adasındaki müzelere giriş ücreti her müze için 15-20 Euro civarında.

Aynı zamanda WelcomeCard aldığınız zaman size bir kitapçık veriyorlar. İçerisinde bu bileti kullanarak yararlanabileceğiniz indirimler bulunuyor. O kadar çok şey var ki bunu mutlaka inceleyiniz. 7 Euro’luk bir müzeye 5 Euro vererek girmiştim mesela. Bu kartı aldığınız zaman herhangi bir istasyonda bir defa turnikelerdeki makinalara okutuyorsunuz. Okuttuğunuz andan itibaren bilet üzerine tarih ve saat atıyor. Bu bileti sürekli yanımızda taşmamız gerekiyor ve 2. defa okutmamak gerekiyor. İstasyonlarda turnike olmadığını ama sıkı bir denetim olduğunu tekrar hatırlatayım.

Berlin’de yaşayan Türk’ler

Pek çoğunuzun bildiğiniz gibi 1960’larda Almanya işçiye ihtiyaç duyduğu için birçok göçmene kapısı açmış ve Türkiye’den de binlerce insan işçi olarak oraya gitmiş. Devam eden yıllarda ise bu göçler devam etmiş ve günümüzde hala kaçak olarak ya da bi yolu bulunarak (evlenme, aile birleşimi vb.) göç devam etmektedir. Berlin’de yaşayan 200 Bin Türk varmış. Tabi bu resmi kayıtlar ve sonradan Alman vatandaşlığına geçenleri kapsamıyor. Yoksa bana sayı az gibi geldi 🙂

Hal böyle olunca sokakta, caddede, parkta, müzede, metroda … aklınıza gelebilecek her yerde yanınızda birilerinin Türkçe konuştuğunuzu duyabilir, aynı şekilde bazı dükkanların üzerlerinde Türkçe tabelalar, sokaklarda Türkçe pankartlar ya da reklamlar görmeniz mümkün. Restoranda ya da cafede sipariş verirken Türkçe konuşarak anlaşabilirsiniz . Bu durum Türkiye toprakları dışarısında kolay rastlayabileceğimiz bir durum değil (balkanlar hariç).

Kreuzberg

Belki duymuşsunuzdur; Berlin’de Kreuzberg adında bir semt var. 60’lardan itibaren Türk’lerin yavaş yavaş yerleşmeye başladığı bu semt, günümüzde ‘Klein İstanbul (Küçük İstanbul)‘ olarak anılıyor. Bu bölgeye giderseniz (adına yakışır şekilde) kesinlikle kendinizi Türkiye’de hissedeceksiniz. Herkes Türkçe konuşuyor, her dükkan Türk dükkanı. “Tadım Kuruyemişçisi” bile vardı 🙂 Girişte ise Kreuzberg Merkezi yazan bir tabela bulunuyor.

Bu bölge eskiden Batı Berlin Duvarının hemen yanında yer alıyormuş. Türkler buradan ev satın almış ya da kiralayarak bu bölgeye yerleşmiş. Duvar kalktıktan sonra burası şehrin göbeğinde kalmış (Mitte). Bu nedenle burası değerlenmiş ve ev fiyatları katlanmış. Günümüzde Berlin hükümeti bu bölgeyi Türk’lerden temizlemek <tabiri caizse> için çeşitli hamleler yapmaktaymış. Ev kiralarını artırma ya da satın alma girişimleri yapıyormuş. Bölge insanınında bundan rahatsız olduğu için sürekli eylem yaptıkları söylendi bana.

Berlin’de yaşayan Türk vatandaşlarına rastlarsanız Türkiye’den geldiğinizi söyleyince size nereli olduğunuzu soracaklar ve başlayacaklar memleket meselelerinden bahsetmeye. Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız size çay bile ısmarlayabilirler. Ayrıca hemen hemen hepsi bizim ülkede olan biteni bizden daha yakından takip ediyorlar 🙂

Gezilecek Yerler

Berlin büyük bir şehir ancak metro sistemi çok iyi. Bu nedenle gitmek istediğiniz her yere metro ile ulaşabilirsiniz ya da 10 / 12 €’dan başlayan fiyatlarla günübirlik bisiklet kiralayarak dolaşabilirsiniz. Bisiklet yollarının Avrupa ortalamasının üzerinde olduğunu belirteyim.

Giriş yazımda anlatmıştım, gezilecek çok fazla yer var diye. Çok iyi bir planlama yapmanız gerekmekte. Ben sadece en önemli olarak gördüğüm yerleri gezdim ve anlatmaya çalışacağım. Anlattıklarım haricinde gezebileceğiniz daha çok fazla yeri bulunmakta. Bunu da sakın unutmayın 🙂

Reichstag / Parlamento Binası

Berlin’i keşfetmeye başlamak için ilk durağınız, yakın tarihe damgasını vuran Almanya Parlamento Binası olsun.

Reichstag / Parlamento Binası
Reichstag / Parlamento Binası
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 22.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.2

Berlin Rus Bayrağı

Parlamento Binası, 2. Dünya Savaşı sırasında Kızıl Ordu tarafından ele geçirildikten sonra, hem Berlin düşmüş, hem de 2. Dünya Savaşı resmen bitmiş. Aynı zamanda Abdulkhakim Ismailov isimli bir yahudi tarafından binanın tepesine Sovyet Bayrağı dikilmesi ve Yevgeny Khaldey isimli bir fotoğrafçı tarafından da fotoğrafının çekilmesi, insanlık tarihinin en önemli fotoğraflarından birisi olmuş (soldaki).

Kızıl Ordu buraya saldırıya geçmeden birkaç saat önce de Adolf Hitler ve eşi kendini zehirleyerek intihar etmiş. Ardından vasiyetinde kendinin ve eşinin cesedinin tanınmamak için benzin dökülüp yakılmasını istemiş. Savaş sonunda dişlerinden bu iki kişi tespit edilip, kalıntıların tamamı çıkarılarak yakılmış ve bir nehre atılmış (ya da biz öyle biliyoruz).

Binanın tarihiyle ilgili bilmeniz gereken temel şeyler bunlar. Soğuk Savaşın ardından, 1993 yılında binanın tepesine bir Cam Kubbe eklenmiş. Günümüzde orası turist ziyaretine açık. 360 Derece panoramik Berlin manzarası sunuyor. Aynı zamanda oradan parlamentonun ana binası (meclis salonu) gözüküyor. Bunun anlamı halkın devletin üzerinde olduğunu göstermek içinmiş. Ben burayı gezemedim çünkü önceden rezervasyon yapılması gerekiyor (Bu adresten). Fakat Berlin’e gitmeden önce yaparsanız iyi olur. Yoğunluktan dolayı birkaç gün sonrasına randevu veriyor çünkü.

Brandenburg Gate / Brandenburg Kapısı

Brandenburg Gate / Brandenburg Kapısı
Brandenburg Gate / Brandenburg Kapısı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/13
  • 20.0mm
  • ISO 100
  • 1/5

Yukarıda anlattığım Reichstag’a 2 dakikalık yürüme mesafesi olan ve şehrin ana sembollerinden bu yapı, gezinizin 2. durağı olsun. Brandenburg Kapısı1791 yılında Atina Akropolisi‘nden ilham alınarak inşaa edilmiş. Hem şehrin sembolü, hem de şehrin 2 asırlık tarihine tanıklık eden bir yapı. Her ne kadar  2. Dünya Savaşında büyük hasara uğramış olsa da tamamen yıkılmamış. Savaşın ardından doğu ve batı olarak ikiye bölünen şehirden her iki tarafın da yardımlarıyla kapı tekrar onarılmış. Ardından Berlin Duvarı‘nın yapılmasıyla (1961) Batı Berlin’de kalan bu yapı şehrin bölünmüşlüğünü simgelemiş. 1989 yılında ise Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla tekrar önem kazanarak bu kez barış ve özgürlüğün simgesi olmuş.

Kapının üzerinde Quadriga heykeli (latince at koşturmak) bulunmakta. Yani yani yan yana dört atlının, Yunan ve Roma mitolojisinde tanrıların arabasını çekmesini gösteren bir simge. Berlin Quadriga’sı dünyada alanında en ünlü olanıymış. 1793 yılında Barışın sembolü olarak tasarlanmış. 1806 yılında Fransız İmparatoru Napolyon, Prusya’ya karşı açtığı savaşta galip gelmiş ve burada bulunan Quadriga’yı söktürüp Fransa’ya götürmüş. 1814 yılında Prusya ise Fransa’ya karşı savaş açıp galip gelmiş ve Quadriga’yı Berlin’e geri getirmiş. Bir nevi savaş sebebi olmuş sanki 🙂

Brandenburg Kapısı ve ben :)
Brandenburg Kapısı ve ben 🙂
  • Lumia 820
  • ƒ/2.2
  • 0.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.001698

Holocaust Memorial

Brandenburg Gate’e 2dk.lık yürüme mesafesinde olan Holocaust Memorial (İng: Memorial to the Murdered Jews of Europe / Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı), gezinizin 3. durağı olsun. Holokost (Holocoust), anlam olarak katliamlara verilen genel bir isim. Burası ise Nazi Almanya’sının 2. Dünya Savaşı sırasında sistemli olarak katlettiği Yahudileri anma ve onurlandırmak amacıyla yapılmış bir anıt. 2003 yılında yapımına başlanmış ve 2005 yılında, 19.000 metrekareye yayılan bu anıt törenle halka açılmış. Anıtta toplam 2.711 adet beton blok bulunmakta ve bunların yükseklikleri birbirlerinden farklı. Mimarisinin vermek istediği mesaj kafa karıştırıcı görünmesini sağlamak ve rahatsızlık verdirmekmiş.

Eğer zamanınız varsa buranın altında bulunan Bilgi Merkezini ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Burada yahudilerin soykırım esnasında yazdıkları mektuplar, günlükleri ya da veda notlarını görebilirsiniz.

Checkpoint Charlie / Çarli Kontrol Noktası

Checkpoint Charlie / Çarli Kontrol Noktası
Checkpoint Charlie / Çarli Kontrol Noktası
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/6.3
  • 50.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.066666666666667

Holocaust Memorial’a yaklaşık 1.5 km mesafede yer alan ve mutlaka görmeniz gereken bu nokta, gezinizin 4. durağı olabilir. Yürüyerek ya da metro ile ulaşabilirsiniz. Checkpoint Charlie, 2. Dünya Savaşından sonra soğuk savaş döneminde (1961-1990) Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılan Almanya’nın arasında bir geçiş noktasıymış. Yani insanlar buradan yürüyerek ya da arabalarıyla Doğu ya da Batı Almanya’ya (Berlin’e) geçebiliyormuş.

Soğuk Savaş yıllarında Berlin’in iki bölümü arasında geçişi sağlayan 14 kontrol noktası varmış. Bunlar bulundukları bölgeye göre Amerikan, Sovyet, İngiliz ve Fransızların gözetiminde geçişin sağlandığı noktalarmış. Bu noktalardan geçen kişinin pasaportuna damga basılırmış. Sovyetlerin gözetiminde olan Doğu Berlin’e geçişler daha zorken, Batı Berlin’e geçişler daha kolay oluyormuş.

Bu 14 kontrol noktasından sadece Checkpoint Charlie ve Checkpoint Bravo noktalarında hem yabancı hem de Almanların geçişine izin veriliyormuş. Diğer kapılardan sadece Almanlar geçebiliyormuş. Checkpoint Charlie bu noktalardan geçişin en yoğun olduğu bölge olduğu için ve 1961 yılında 3. Dünya Savaşına sebebiyet verecek Amerikan ve Sovyet askerlerinin karşı karşıya gelip, birbirlerine tek kurşun sıkmadan 16 saat boyunca burada beklemelerinden dolayı en popüler geçiş noktası olmuş.

Günümüzde burada bulunan kontrol noktasının kulübesi gerçeği değil, aslına uygun olarak sonradan inşaa edilen bir kopya. Hatta öyle ki önünde bulunan asker kıyafetli kişilerle 3$ karşılığında fotoğraf çektirebilir, orada bulunan damgalardan (vize) bir kağıda bastırabilirsiniz.

Checkpoint Charlie / Amerikan Askeri
Checkpoint Charlie / Amerikan Askeri
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/13
  • 50.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.04

Ayrıca burada bir tarafında Amerikan, diğer tarafında Sovyet askerinin fotoğrafının bulunduğu bir direk göreceksiniz. 1990’larda çekilen bu fotoğraflardaki askerlerin kim olduğunu merak edebilirsiniz. Sovyet askerinin kim olduğu belli değil fakat Amerikan askerinin adı Jeff Harper (kontrol noktasında görev yapan son asker sanırım). Bu kişi 2011 yılına kadar Amerikan Ordusunda görev yapmaya devam etmiş ve şu an gayrimenkul danışmanlığı yapıyormuş 🙂

Potsdamer Platz

Potsdamer Platz / Sony Center Binası
Potsdamer Platz / Sony Center Binası
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/9
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/2.5

Checkpoint Charlie’ye 2.5km uzaklıkta bulunan bu meydana metro ile ulaşabilirsiniz. Potsdamer Platz, Berlin’in hem eski hem de yeni ticaret merkezi. İkinci dünya savaşı sırasında bu meydan tamamiyle yok olmuş fakat soğuk savaş sonrasında 1991 yılında “Dünanın en büyük kentsel dönüşüm projesi” ile küllerinden yeniden doğmuş. Dünyanın en iyi mimarları burada 5 yılda yeni bir şehir merkezi inşaa etmişler. Zamanının en iyi teknolojisi kullanılmış ve çok büyük bir para harcanmış.

Şu anda burada büyük eğlence ve alışveriş merkezleri bulunmaktadır. Bu meydanda bulunan gökdelenleri dışarıdan olsa görmenizi tavsiye ederim. Özellikle 2004 yılında açılan ve fotoğraftaki Sony Center binasını.

Berlin Wall / Berlin Duvarı

Berlin duvarı, soğuk savaş yıllarında Doğu Berlin’de yaşayan vatandaşların Batı Berlin’e kaçmalarını önlemek amacıyla 1961 yılında yapımına başlanan ve 46 kilometre uzunluğunda olan beton duvardır. İlk yapıldığı dönemde kaçışı tam olarak önleyemediği için zamanla mayın tarlalar, çelik kapanlar, köpekli askerler ve gözcü kuleleri yapılarak kaçak geçiş tamamen engellenmeye çalışılmış. Duvarın Doğu Berlin’e bakan tarafı (sovyet tarafı) kaçan insanları daha rahat ayırt edebilmek için beyaza boyanmış, Batı tarafına bakan bölümüne ise grafitiler yapılmış. Batı tarafı bu duvara “Utanç Duvarı” adı verilmiş.

Berlin Duvarı / Berlin Wall / Utanç Duvarı
Berlin Duvarı / Berlin Wall / Utanç Duvarı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.02

Tüm bu önlemlere rağmen Batı Berlin’e geçmek isteyen yaklaşık 5000 kişi çeşitli yöntemlerle (bavulların içerisinde, tüneller kazarak vb.) geçmeyi başarmış. Geçemeyip burada ölen/öldürülen kişi sayısı ise kesin olmamakla birlikte 136 kişi olduğu tahmin edilmekte. Duvarı geçmek isteyip geçemeden ölen son kişi ise duvarın yıkılmasından sadece 9 ay önce vurularak öldürülen Chris Gueffroy adında 20 yaşında bir gençmiş. Bu gencin hayali pilot olmak ve dünyayı keşfetmekmiş…

Duvar 1989 yılında isteyenlerin Doğu’dan Batı’ya geçebileceklerinin açıklanması üzerine yıkılmış. Artan uluslararası baskılar ve birazdan bahsedeceğim Alexanderplatz meydanında 700 Bin kişinin toplanıp protesto etmesi sonucunda yıkılmasına karar verilmiş. Şu an sadece belli yerlerde anıtsal amaçlı bırakılan kalıntıları bulunmakta. Google Maps’te Berlin Wall Memorial diye aratarak buranın tam konumunu görebilirsiniz. Ayrıca şehrin çeşitli yerlerinde bu duvarın parçaları sergileniyor. Berlin Duvarı, Postdamer Platz’dan sonra gezinizin 6. durağı olabilir.

Alexanderplatz Meydanı

Alexanderplatz Meydanı'nda bir sokak sanatı
Alexanderplatz Meydanı'nda bir sokak sanatı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 24.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.02

Berlin’de ulaşımının merkezi olan bu meydan, havalimanından gelen otobüslerinde son durağı. Birazdan anlatacağım Müzeler Adası ve Berlin Katedraline yakın olmasından dolayı turistlerin yoğun olarak bulunduğu bir meydan. Burada alışveriş merkezleri ve restoranlar bulunmakta. Aynı zamanda Berlin’in en büyük yapısı olan TV Kulesi ve dünyanın çeşitli şehirlerinde ki saatleri gösteren Weltzeituhr burada bulunmakta. Sanırım komünist sovyet rejiminden olsa gerek buranın havası çok kasvetli, bi değişik geldi bana 🙂

Museumsinsel / Museum Island / Müzeler Adası

Spree Nehri’nin ortasında yer alan bu adada 5 dünyaca ünlü müze bulunmakta. Yukarıda bahsettiğim Berlin WelcomeCard ile bu müzeleri ücretsiz gezebilirsiniz. Burada bulunan müzelerde sergilenen eserlerin çoğu anadolu topraklarından satın alınarak ya da çalınarak gitmiş.. 2. Dünya Savaşı sırasında hasar almamaları için de sıkı bir şekilde korunmuşlar. Soğuk Savaş yıllarında ise Sovyetler bu eserlerin bir kısmını kendi ülkelerine götürmüşler. Ardından Alman hükümeti bunların bir kısmını yasal yollarla geri almış.

Altes Museum (Eski Müze)
Altes Museum (Eski Müze)
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Ada içerisinde bulunan müzeler şunlar:

  1. Altes Museum (Eski Müze): Dış mimarisi dünyanın büyüleyici mimarileri arasında. İçerisinde Antik Yunan ve Roma döneminden kalma heykeller, paralar, eşyalar vb. gibi eserler bulunmakta. Ülkemizden giden de birçok eser var. Benim zamanım olmadığı için gezmedim.
  2. Neues Museum (Yeni Müze): Antik Mısırla ilgili eserlerin sergilendiği müze. Burayı gezdim.
  3. Alte Nationalgalerie (Old National Gallery / Eski Ulusal Galeri): 19. yüzyılda yapılmış sanat eserlerini görebileceğiniz, Almanya tarihi için önemli bir resim galerisi. Ben gezmedim.
  4. Bode Museum (Bode Müzesi): Bu müzede de heykeller, Bizans sanatı, madeni paralar ve madalyalar sergilenmekteymiş. Ben gezmedim.
  5. Pergamon Museum (Bergama Müzesi): İşte burayı gezmeden dönmeyin. Sanıyorum diğer 4 müzeden en popüler olanı burası.

Bergama Müzesi

Berlin’de ki Bergama Müzesi (Pergamon Museum), hem Berlin’in en çok turist çeken müzesi hem de dünyanın en ünlü arkeolojik buluntularının sergilendiği müzelerden biri. Yapımı 1930 yılında tamamlanmış. Müzenin bizim için önemi orada sergilenen eserlerin çoğunun bizim ülkemizden, Yunanistan’dan ve Kıbrıs’tan gitmiş olmasıdır.

Milet Pazar Kapısı / Bergama Müzesi
Milet Pazar Kapısı / Bergama Müzesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/5.6
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.125

Müzede en önemli 4 yapı; Bergama Zeus Sunağı, Milet’in Market Kapısı, İştar Kapısı ve Mshatta Alınlığı’dır.

Zeus Sunağı‘nın gidiş hikayesi şöyledir: 1865 yılında İzmir-Dikili karayolunu açmak için bölgeye gelen Alman mühendis, mimar ve arkeolog olan Carl Humann, Bergama antik kentini keşfeder ve Berlin’in de desteğini alarak burada kazı çalışmalarına başlar. Zeus Sunağı başta olmak üzere buradan pek çok eser çıkarır. O dönemde yürürlükte olan “Asar-ı Atika Nizamnamesinin” getirdiği yasa ile bu eserleri numaralandırıp, düzenli bir şekilde parçalara ayırdıktan sonra, trenlerle ve gemilerle Berlin’e götürür. Bu nizamname, yabancıların Osmanlı Devletinde arkeolojik kazı çalışması yapmalarına olanak sağlayan bir yasaymış. Kazılar sonunda bulunan eserlerin bir bölümü devlete, bir bölümü arazi sahibine, bir bölümü ise bulan kişiye ait oluyor. Bulan kişi ise istediğini yapabiliyor. Tabi para karşılığı diğer bölümlerini de alabiliyor. Durum böyle olunca önemli sayılabilecek herşey Berlin’e gidiyor. Zeus Sunağı’nın şu anda sadece temeli İzmir/Bergama’da bulunuyor. Ayrıca Carl Humann’ın mezarı da yine İzmir/Bergama’da bulunmakta…

Bakınız: Zeus Sunağı’nın Kaçırılış Hikayesi

Bu eserlerin gitmesi tabi çok kötü bir durum fakat eğer gitmese ve ülkemizde kalsalardı muhtemelen hiçbirini koruyamamış olacaktık. Aradan 150 yıl geçmiş fakat Türkiye’de arkeolojiye bakış açısı hiç değişmemiş. Halen %90 yabancı arkeologlar tarafından bu eserler çıkartılıyor.

Bergama Müzesi Klasik Antik Çağ Koleksiyonu, Antik Yakın Doğu Müzesi ve İslam Sanatı Müzesi olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. Sırf bu müzeyi yazmak çok uzun olacağı için yazımı burada bırakmak durumundayım. Gittiğiniz zaman kendiniz keşfedersiniz 🙂

Faydalı Not: Müzeler Adasında bulunan müzeleri gezmek için bir tam gününüzü ayırınız.

Berliner Dom / Berlin Katedrali

Berliner Dom / Berlin Katedrali
Berliner Dom / Berlin Katedrali
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00625

Berlin Katedrali ilk olarak 1465 yılında yapılmış ancak çok sayıda savaş gördüğü için her seferinde onarılmış ya da yeniden yapılmış. Özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında büyük bir hasara uğradığı için 1993 yılında onarılıp, tekrar hizmete açılmış. Ancak katedral içerisinde daha önce hiç piskopos yaşamadığı için, tam anlamıyla bir katedral sayılmıyor. Ayrıca turistlere açık olan katedrale giriş 7 Euro. İçeride Prusya Krallarına ait lahitler bulunuyormuş ve kulesine çıkılabiliyor.

Berlin Victory Column / Berli Zafer Sütunu

Berlin’in en büyük şehir parkı olan Tiergarten Park‘nın tam ortasında kalan Berlin Zafer Sütunu, 1873 yılında Prusya’nın Danimarka’yı yendiği savaşın anısına dikilmiş bir anıt. Naziler bu anıtı 1939 yılında buraya taşımışlar ve halen burada bulunmakta. Bu yer değişimi sayesinde 2. Dünya Savaşında neredeyse hiç hasar almadan kurtulmuş. (eski bulunduğu yer yerle bir olmuş). Soğuk savaş yıllarında ise Fransız’lar bu sütunu yıkmak istemişler fakat İngiliz ve Amerikalılar buna izin vermemiş. 

Berli Zafer Sütunu - Zafer Tanrıçası
Berli Zafer Sütunu - Zafer Tanrıçası "Victoria" Heykeli
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 135.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00125

Bu sütun 67 metre uzunluğunda. Üzerinde ise 8.5 metre ve 35 ton ağırlığında zafer tanrıçası olan Victoria heykeli bulunmakta. Sütuna 3€ karşılığında çıkılabiliyor. Zamanınız varsa düşünebilirsiniz.

Charlottenburg Palace / Charlottenburg Sarayı

Charlottenburg Palace / Charlottenburg Sarayı
Charlottenburg Palace / Charlottenburg Sarayı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Charlottenburg Sarayı, 1742 yılında yapılarak daha sonra dönemin ihtiyaçlarına göre genişletilen ve Berlin’de bulunan en büyük saray olma özelliğinde. Adını Prusya’nın ilk kraliçesi olan Sophie Charlotte‘den almış. Burası kraliçe için yazlık olarak inşaa edilmiş (benzer bir saray için bakınız: Viyana Schönnburn Sarayı). Yapımı ve sonradan genişletilme çalışmaları sırasında çevresinede büyük önem verilmiş ve gittiğiniz zaman çok büyük bir parkın (Schlosspark) içerisinde olduğunu göreceksinz. Ben içerisini gezmedim fakat saray gezmeye özel ilginiz varsa gezmenizi tavsiye ederim.

Olympiastadion / Berlin Olimpiyat Stadyumu

Burası Berlin’de gezdiğim son yer hatta 9 günlük ViyanaPrag-Berlin gezi rotamda gezdiğim son durak oldu. Bir de hayatımda ilk defa yurtdışında bir stadyum gezmiş oldum böylelikle.

Berlin Olimpiyat Stadyumu Girişi
Berlin Olimpiyat Stadyumu Girişi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/11
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00625

Berlin Olimpiyat Stadyumu, 2. Dünya Savaşı öncesinde 1936 Olimpiyat Oyunları‘nın yapıldığı stadyum. Adolf Hitler’in siyasi amaçlarını gizlemek ve tüm dünyaya ‘burada herşey normal’ mesajı vermek için büyük önem verdiği, tüm dünya liderlerini davet ettiği ve bu oyunları filme aldırıp sinemalar ve televizyonda (olimpiyat oyunlarının tarihinde ki ilk yayın) yayınlattığı stadyum burası. Nitekim herşey Hitler’in istediği gibi olmuş ve Nazi Almanya’sı bu oyunlarda her kategoride madalya kazanmıştır. Ayrıca biz de bu olimpiyatlarda güreşte ilk kez madalya kazanmışız. 1936 Olimpiyat Oyunları açılış seremonisini izlemek için Buraya Tıklayınız.

Berlin Olimpiyat Stadyumu - Herta Berlin Sahası
Berlin Olimpiyat Stadyumu - Herta Berlin Sahası
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/13
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.025

2. Dünya Savaşı sırasında stadyum büyük hasar alarak 1974’de yeniden düzenlenmiş. Hertha Berlin takımı ise maçlarını burada oynamaya başlamış (hala da oynuyor). 2002 yılında tekrar tadilata girmiş ve koltukların birinin altında savaştan kalan patlamamış bir bomba bulunmuş. 2004 tarihinde ise tadilatı tamamlanarak alarak açılmış. Tadilat sonununda ilk maç 1 Ağustos 2014 tarihinde Hertha Berlin – Beşiktaş arasında oynanmış ve Berlin 3-1 kazanmış. Beşiktaş’ın golünü penaltıdan Ahmet Hassan atmış (belki hatırlayanlar vardır). 2006 Fifa Dünya Kupası finali ise burada oynanmış ve İtalya Fransa’yı penaltılarla 5-3 mağlup etmiş.

Olimpiyat Meşalesinin Yandığı Yer
Olimpiyat Meşalesinin Yandığı Yer
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 70.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.076923076923077

Metroya yakın olması sebebi ile gittiğim stadyumu vaktiniz varsa gitmenizi tavsiye ederim. Giriş ücreti 7€ (WelcomeCard’ınız varsa 5€) ve gittiğinize değecek bir stadyum. Girişte stadyumun planının olduğu çok güzel bir harita veriyorlar. Onu inceleyerek gezmek mümkün.

Diğer

  • East Side Gallery: Berlin duvarının 1.3 kilometre uzunluğunda başka bir parçası. Üzerinde grafitiler bulunuyor.
  • Berliner Fernsehturm: Alexanderplatz meydanında bulunan TV Kulesi. Kulenin üzerine çıkılıp, panoramik olarak Berlin seyredilebilir.
  • Jüdisches Museum (Yahudi Müzesi): 2001 yılında açılan müze, iki bin yıldır Almanya’da yaşayan yahudilerin hayatlarını anlatıyor. Giriş fiyatı 8 Euro.
  • Bot Kiralama: Spree Nehri’ni kiralayacağınız bot ile (pedallı bisiklet ya da kürekli bot) keşfedebilirsiniz. Yanınıza bira alarak güzel zaman geçireceğinizi düşünüyorum. Fiyatlar saatlik 12 Euro (bisiklet) ve 9 Euro (kürekli bot). Aynı zamanda tüm gün kiralama imkanı da var.
  • Tekne Turu: Aynı şekilde Spree Nehri’nde 18 Euro’dan başlayan fiyatlarla tekne turuna katılabilirsiniz. Turlar yemekli ya da içecekli olarak değişiyor.
  • Wannsee Gölü Plajı: Berlin’de yüzmek için tercih edebilirsiniz. Ancak şehrin dışında kalıyor ve trenle bir saat mesafede.

Berlin‘de gezip gördüğüm yerler ve anlatacaklarım bu kadar. Şöyle bir toparlayacak olursam, Berlin gerçekten güzel bir şehir. 2. Dünya Savaşı şehrin tüm tarihi yapılarını yıkmış. Fakat Almanlar çalışkan millet oldukları için buraların hepsini onarmışlar. Gerek 2. Dünya Savaşı, gerekse Soğuk Savaş yıllarıyla alakalı ya da sanatsal anlamda çok fazla müze var. Ayrıca gideceğiniz tarihlerde şehirde herhangi bir etkinlik, festival, konser vb. var mı yok mu diye mutlaka araştırın. Özellikle yaz ayların çok fazla etkinlik oluyor. Berlin’e gideceklere şimdiden iyi seyahatler!

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

7 Yorum

  • Cevap Yaz Ertan 12 Haziran 2016 at 15:19

    Merhabalar öncelikle yazınızı çok beğendim. teşekkür ederim.
    Birkaç nokta var eklemek istediğim.
    1- Reichstag’a bayrağı diken yahudi değil. İsminden de anlaşılabileceği üzere müslüman. Dağıstanlı 2010 yılında ölmüş bir dedemiz. Fotografı çeken kişi bir yahudi. Bayrak Rus bayrağı değil, Sovyetler bayrağı (bizim bakış açımızdan aynı şey olabilir ama değil).
    2- Welcome card ile ücretsiz gezemiyoruz. Kartı parayla alıyoruz. Gezince bir ek ücret ödemiyoruz. Yani aslında baştan para vermiş oluyoruz.
    3- Katledilen avrupalı yahudiler anıtının ingilizcesini yazıp parantez için (ing=…) yazmışsınız. Almancası Denkmal für die ermordeten Juden Europas dir.
    4- Hertha Berlin Beşiktaş maçının tarihinde maddi hata var. 2014 değil 2004 olacak.

    Lafı uzatmadan gezilecek yerleri güzel bir biçimde yazmışsınız. tekrar teşekkürler.

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 12 Haziran 2016 at 22:46

      Selam Ertan. Yazıya katkın için çok teşekkürler. Belirttiğin hataları daha detaylı araştırıp güncelleyeceğim.

  • Cevap Yaz Emre 17 Temmuz 2016 at 14:16

    Güzel derlenmiş bir yazı olmuş. Teşekkürler

  • Cevap Yaz Neslihan Büyükmurat 31 Ağustos 2016 at 17:24

    Çok teşekkürler. Aralık ayında planladığımız Berlin gezimiz için vermiş olduğunuz bilgilerin çok faydalı olacağını düşünüyorum.

  • Cevap Yaz Funda Ibar 16 Şubat 2017 at 11:29

    Harika bir yazı olmuş! Berlin’e yeni taşınan biri olarak yazınızda bilmediğim bir çok detayı öğrenmiş oldum. teşekkürler 🙂

  • Cevap Yaz GUNES 23 Mart 2017 at 15:50

    valla süper yazı çok beğendim 🙂