Şu yazıyı okuyorsun: Çernobil ve Hayalet Şehir Pripyat Gezisi
Ukrayna 27 Ağustos 2014

Çernobil ve Hayalet Şehir Pripyat Gezisi

Depremler, sel felaketeri, tsunamiler ve dahası… Üzerinde yaşadığımız dünya tarihi boyunca pek çok felaket atlatmış. Bazen doğa intikamını almış, bazense insanlar doğadan intikam almışlar. 26 Nisan 1986 yılında ise tarihin en büyük insan kazalarından birisi yaşanmış. Ukrayna’nın Çernobil kentinde bulunan nükleer santralde 4 numaralı reaktörün kalbi patlamış ve atmosfere büyük oranda radyoaktif madde saçılmış… Peki dünyanın gelmiş geçmiş en büyük felaketlerinden birine sahne olan bu patlama nasıl olmuş ve günümüzde Çernobil’in durumu nedir?

Ön Bilgi Notları: Pek çok kişi nükleer reaktörlerin bomba yapımında kullanıldığını düşünüyor ancak nükleer reaktörler “ucuz” elektrik üretimi için kurulan santrallerdir. İkinci notum ise önemli olan Çernobil’in patlaması değil, patlama sonucunda açığa çıkan radyoaktivitedir. Patlamanın sonucu ve Türkiye’ye etkilerini yazının sonunda bulabilirsiniz.

Felaketten Önce: Çernobil ve Pripyat

cernobil-haritasiÇernobil, Kiev’in 130 kilometre kuzeyinde, Belarus sınırına 20 kilometre mesafede bulunan bir şehir. Günümüzde Ukrayna’ya bağlı ancak patlamanın yaşandığı dönemde Ukrayna ise Sovyetler Birliği’nin bir parçası.

Çernobile’e 1977, 1978, 1981 ve 1983 yıllarında 4 adet Sovyet tipi (RBMK) reaktör inşaa ediliyor.

Pripyat ise Çernobil’e 2 kilometre mesafede bulunan, nükleer santral çalışanları ve ailelerinin yaşaması için kurulmuş, içerisinde üniversiteler, hastahaneler, alışveriş merkezleri, kafeler vb. bulunan ve 50 bin kişinin yaşadığı bir şehirmiş.

Patlamanın Sebebi

Amerikan filmlerini bilirsiniz. Hani nükleer felaket olur ve dünyada yaşayan sadece birkaç kişi kalır. İşte nükleer reaktörlerin içerisinde dünyayı yok etmeye yetecek kadar radyoaktif madde vardır. Ancak reaktörler yapı itibariyle oldukça güvenlidirler. Hatta pek çok kişiye göre dünyanın en güvenli insan yapımı makinalarıdır. Çünkü herhangi bir sorunla karşılaşıldığında, doğaları gereği kendi kendilerini kapatırlar ve kimse zarar görmez.

Patlamanın sebebini daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gidelim. 1980’li yıllar, yani dünya tarihinin en hareketli olduğu yıllardan birisi. O dönemlerde Türkiye her ne kadar kendi iç siyasetiyle boğuşuyor olsa da, dünya üzerinde (soğuk savaş dönemi) güç dengeleri değişiyor ve olası bir 3. Dünya Savaşı öngörüsüyle tüm ülkeler kendisini savunma pozisyonu için hazırlıyordu. Aynı zamanda ufak tefek savaşlarda oluyordu. İşte bu dönemde, Irak’ta bulunan bir nükleer reaktöre füze isabet ediyor ve reaktör ciddi derecede hasar görüyordu. Ancak Çernobil’deki gibi bir felaket yaşanmıyordu. Çünkü az önce belirttiğim gibi reaktörler yapıları gereği oldukça güvenli makinalardır.

Çernobil’de yaşanan felaket ise bambaşkaydı. Çünkü hali hazırda karışık olan bu dönemde, reaktöre yapılacak olan saldırı sonucunda, reaktörün güvenliği test edilmek istenmişti. Yani beklenmedik ve ani bir şekilde elektrik kesintisi olursa, yedek ünitelerin nasıl davranacağına bakılmak istenmişti. Ancak böyle bir teste gerek yoktu çünkü bu gibi durumlarda güvenlik sistemleri devreye girerek, reaktör kendisini zaten kapatıyor olacaktı.

Eğer o dönemi düşünmeyip, bunu bugün yorumlarsak “ne gerek vardı” diye düşünebiliriz. Ancak gerek varmış ki, böyle bir test yapılmak istenmiş. Zaten patlamanın olduğu güne kadar bu test birkaç defa yapılmış ancak istenilen sonuca ulaşılamadığı için bir kez de 26 Nisan gecesi yapılmak istenmiş.

25 – 26 Nisan 1986

Nükleer reaktörler her yıl belirli aralıklarla rutin bakıma alınırlar. Çernobil’de ise bu tarih 25 Nisan 1986 idi. Santralde yer alan 4 numaralı reaktör o gün rutin bakıma alınacaktı ve aynı zamanda yapılacak olan test için de bu tarih seçilmişti. İşlemler sabahtan başladı ve reaktörün gücü %50’ye düşürüldü. Bunun yanında kapatılmaması gereken güvenlik sistemi de devre dışı bırakıldı. Reaktör, 9 saat bu şekilde çalışmaya devam etti çünkü o gün Kiev’in elektriğie ihtiyacı vardı.

Gecenin ilk saatlerinde ise teste başlanarak reaktörün gücü düşürülmeye devam edildi. 700 megavat altında çalıştırılması yasak olan reaktörün gücü 30 megavat‘a düşürülmüştü. Mühendisler bunu çok iyi biliyorlardı ancak yine de devam ettiler. Çünkü bu sefer bu test bir sonuç vermeliydi. İşlemler devam ederken, bir süre sonra reaktör gücü %0’a düştü ve mühendisler tarafından tekrar çalıştırıldı. Artık reaktörün gücü 200 megavat‘a çıkmış ve sabitlenmişti.

Saat: 01:23

Herşeyin normale döndüğü sanıldı ancak saat 01:23:21‘de reaktörün gücü istemsiz olarak artmaya başladı. Görevli mühendis reaktörü durdurmak istedi ancak mümkün olmadı. Çünkü bu reaktör tasarlanırken birkaç detay atlanmış ve zaten hatalı çalışıyordu. Güç dengeleriyle de oynanınca, saat 01:23:44‘de, 4 saniye gibi kısa bir süre içerisinde reaktörün gücü kontrolsüz olarak %7‘den %50‘ye fırladı..

İlk Patlama

Kontrolsüz olarak hızlı bir şekilde gücü artan reaktör aniden ve aşırı bir şekilde ısındı ve kısa bir süre sonra büyük bir buhar patlaması meydana geldi. Buraya kadar olan süreçte güvenlik sistemleri devreye giremedi, çünkü zaten patlamanın olduğu sabah kapatılmıştı…

İkinci Patlama

İlk patlamadan sadece birkaç saniye sonra, bu sefer reaktörün kalbinde çok daha büyük bir patlama meydana geldi (sebebi hala bilinmiyor) ve 1000 tonluk reaktör kapağı havaya uçtu. Böylelikle atmosfere (18 km yükseğe) yaklaşık 50 tonluk radyoaktif madde salındı…

İkinci patlamadan sonra yaşananları yazımın devamında parça parça okuyabilirsiniz.

Çernobil ve Pripyat Gezisi

Çernobil felaketini yıllar sonra bazı turizimciler fırsata dönüştürmüş ve o bölgeye turlar düzenlemeye başlamışlar. Solo East Travel isimli şirket hemen hemen hergün Çernobil’e turlar düzenlemektedir. Bende 30 Temmuz 2014′de bu tura katıldım ve 199 Dolar ödedim. Turun detaylarını internet sitelerinde bulabilirsiniz.

08:45‘de belirlenen nokta buluştuk. 5 farklı ülkeden gelen kişi, şoför ve rehber olmak üzere toplam 8 kişiydik.

Yola çıkmadan önce, tur aracılığıyla Geiger Sayacı kiralamıştım. Bu sayaç radyasyon seviyesini ölçmeye yarayan küçük bir alet. Tur ile buluştuğumuz noktada Kiev’in radyasyon seviyesini ölmüştüm ve 0.14 µsv/h (mikrosivert) çıkmıştı. Bu değerin şehir merkezi için normal bir değer olduğunu söylemişti tur rehberi.

Çernobil'e giden yol...
Çernobil'e giden yol...
  • Lumia 820
  • ƒ/2.2
  • 0.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00187

09:00‘da, Kiev’den Çernobil’e doğru 130 kilometre, 2 saatlik yola çıktık. Yol üzerindeyken, patlama öncesi ve sonrasında yaşanan olayları anlatan bir belgesel izledik.

10:50‘de Çernobil sınırına ulaştık ve bir kontrol noktasında durduk. Patlayan reaktörü merkeze alacak şekilde, yaklaşık 30 kilometrelik bir alan radyasyon seviyesi yüksek bölge ilan edilmiş. Aynı zamanda bu bölgede kendi içerisinde birinci dereceden riskli (10 kilometrelik alan), ikinci ve üçüncü dereceden riski şeklinde üç ayrı bölgeye ayrılmış. Her bir bölgeye giriş çıkışlar askerlerin denetiminde yapılmakta. Bu geldiğimiz ilk nokta, Çernobil’e 30 kilometre mesafedeki ilk güvenlik noktasıydı. Burada görevli bir asker herkesin pasaportunu kontrol etti ve yaklaşık 15 dakika beklemenin ardından (aracın Çernobile giriş izin kontrolü) devam ettik.

Ardından araca tekrar binerek yola devam ediyoruz. Birkaç dakika sonra terkedilmiş evlerin önlerinden geçerek ilerlemeye başlıyoruz (Buralar Pripyat değil, Çernobil’de bulunan köyler).

Terkedilmiş evlerden biri. Duvarında Ukraynaca
Terkedilmiş evlerden biri. Duvarında Ukraynaca "Good bye my home" yazıyor.
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/9
  • 28.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.125

Patlamadan sonra yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan tüm yerleşim yerleri boşaltılmış. Burada yaşayan insanlara ise başkent Kiev’den evler verilmiş ve yaşamlarına burada devam etmişler. Çoğu da ilerleyen yıllarda yakalandıkları kanserler sonucu hayatlarını kaybetmişler. Bazı insanlar patlamanın ardından herşey normale döndüğünde doğup büyüdükleri bu köylere geri gelmişler. Bazısı ölmüş, bazısı da yaşamaya devam etmiş.

Günümüzde bu bölgede yaşayan çok az sayıda insan bulunuyor ve rehberimizin söylediğine göre burayı gezmeye gelen turistleri (yani bizi) hiç ama hiç sevmezlermiş.

Araçla geziye devam ederken, aşağıda ki anıtın önünden geçiyoruz.

Patlamanın ardından çıkan yangınları söndürmek için çalışan
Patlamanın ardından çıkan yangınları söndürmek için çalışan "kahraman itfaiyeciler" için yapılmış bir anıt.
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.016666666666667

Büyük patlamadan sonra reaktör çevresinde 30 farklı yerde yangın çıkmış ve itfaiyeciler bu yangınları söndürmek için görevlendirilmişler. Çoğu 20’li yaşlarında olan bu kişilere tehlikenin boyutu söylenmemiş ve onlar bunu sıradan bir yangın olarak düşünmüşler. Yangına müdahale sırasında aşırı radyasyon sonucu hepsi ölmüş.

Araçla ilerlerken 11:45‘de ikinci kontrol noktasına geliyoruz. Burada oturan bir radyolojist ile karşılaşıyoruz. Kendisi Çernobil’de ki radyoaktiviteyi ölçmekle görevliymiş. Duraklamanın ardından 2dk sonra yola devam ediyoruz.

Temizleme çalışmalarında kullanılan araçlar
Temizleme çalışmalarında kullanılan araçlar
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.005

Sıradaki durağımız patlamanın ardından başlayan temizlik ve kurtarma çalışmalarına kullanılan araçlar (bazıları temsili).

Sayıları bazı kaynaklarda 500 bin ile 1 milyon arasında değişen asker ve gönüllü siviller reaktörün kalbinde tutuşan grafiti söndürmeye çalışmışlar. Neredeyse söndürülmesi imkansız olan grafiti binlerce kişi tam 9 günde söndürebilmişler.

Diğer bir yandan, patlayan reaktörden radyoaktif maddelerin havaya salınmaması için helikopterlerden tonlarca kum, kurşun ve bor buranın üzerine atılmış. Ancak aşırı radyasyona helikopterler bile dayanamamış ve çoğu arızalanarak düşmüş.

Askerlerin göreviyse yanan grafitin üzerine kova ile kum boşaltmakmış. Ancak helikopteri bile düşüren radyasyona direnebilmeleri için sadece 20 saniyeleri bulunmaktaymış. Bu sürede kumu boşaltarak görevlerini tamamlıyorlar ve Çernobil’i terk ediyorlarmış.. Geçen 20 saniyede aldıkları bu radyasyon, 550 yılda alacakları radyasyona eşitmiş..

Kurtarma çalışmalarına katılan yüzbinlerce insan orada ya da devam eden yıllarda kanserden ölmüşlerdir…

Bölgede bulunan orman bile radyasyon sonucu zamanla kızıla bürünmüş ve “kızıl orman” adını almış. Tüm ağaçlar kesilip, toprağa gömülmüş, burada yaşayan evcil/yabani hayvanlarsa vurularak öldürülmüş.

Turumuzun devamında ise terkedilmiş bir öğrenci yurdunu ziyaret ediyoruz.

Burası dahil girdiğimiz her bina hırsızlar tarafından zamanla yağmalanmış. Geride sadece onların gözünde değersiz gazete, kitap ve oyuncaklar kalmış. Bazı eşyalara ise devlet el koymuş ve Kiev‘de ki Çernobil Müzesi’e götürmüş.

Öğrenci yurdunu gezdikten sonra araca tekrar biniyoruz. Sıradaki durağımız reaktörün hemen yakınında bulunan Dinyeper Nehri oluyor. Zamanında reaktörleri soğutmak için buradan binlerce küp su pompalanırmış. Radyasyon burada yaşayan canlılarıda etkilemiş.

Kısa bir beklemenin ardından araca tekrar binerek bu sefer 4 numaralı reaktörün önüne geliyoruz.

Çernobil’de patlayan 4 numaralı reaktör
Çernobil’de patlayan 4 numaralı reaktör
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0015625

 

Reaktörün yanında radyasyon oranı 3.56 µsv/h (mikrosivert). Kiev merkezde 0.14’tü.
Reaktörün yanında radyasyon oranı 3.56 µsv/h (mikrosivert). Kiev merkezde 0.14’tü.

Nükleer reaktörün yanında radyasyon seviyesi, şehir merkezindeki seviyeden 28 kat daha fazla. Bu nedenle derimizin radyasyona mağruz kalmaması için uzun pantolon, uzun kollu ve ayakları tamamen kapatan ayakkabı ile gezmemiz gerekiyor. Tur rehberi döndüğümüz zaman tüm kıyafetleri yıkamamızı söylüyor..

Ben
Ben
  • Lumia 820
  • ƒ/2.2
  • 0.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.000469

Felaketle ilgili biraz daha bilgi vereyim. Meydana gelen 2 büyük patlama neticesinde o an 25 mühendis ve vardiya işçisi hayatını kaybediyor. Sovyetler Birliği ise burada bir patlama olduğunu gizleyerek söndürme çalışmalarına başlıyor. 2 gün sonra Norveç’te, havanın normalin 15 katı daha kirli olduğu tespit ediliyor ve araştırma yapılıyor. Araştırma sonucunda bu kirliliğin Çernobil’den geldiği anlaşılıyor ve Sovyetler birliğinden durumla ilgili bilgi isteniliyor. Moskova ise burada bir patlama olduğunu tüm dünyaya ilan etmek durumunda kalıyor.

Çernobil’deki yangınlar ve radyoaktif salınım 6 Mayıs 1986’da kontrol altına alınıyor ve aradan geçen bu 11 günlük sürede etrafa yayılan radyasyon, Hiroşima’ya atılan bombadan 200 kat daha fazla olduğu saptanıyor.

Temizlik ve kurtarma çalışmalarında ölen herkesin anısına dikilmiş bir anıt.
Temizlik ve kurtarma çalışmalarında ölen herkesin anısına dikilmiş bir anıt.
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Patlamanın ardından gördüğünüz 4 numaralı reaktör mühürlenmiş ancak diğer 3 reaktör çalışmaya devam etmiş. 1991 yılında 2 numaralı reaktörde bir yangın çıkmış ve gördüğü hasar sonucu kapatılmış. Artan uluslararası baskılar sonucunda 1996 yılında 1. reaktör, 2000 yılında ise 3. reaktör devreden çıkarılmış.

Aynı zamanda patlamanın ardından üzeri kurşun, kum ve bor ile kapatılan 4 numaralı reaktörün çatısı (ya da lahiti), zamanla çatlamaya başlamış ve etrafa radyasyon yaymaya devam etmiş. 2012 yılında Fransız Novarka şirketi 100 yıl radyasyon sızıntısını önleyecek yeni bir çatı projesi geliştirerek çalışmaya başlamış.

cernobil-novarka

Projenin 2017 yılında bitirilmesi planlanıyor. Tamamlandığında görüntü tam olarak BU ŞEKİLDE olacak.

Ukrayna hükümeti o günden bu yana her yıl kendi ekonomisinin %10’unu Çernobil’i onarmaya harcanmaktadır. Ancak günümüzde Ukrayna’da 15 farklı reaktör halen çalışır durumdadır ve Çernobil’e yeni reaktörler yapılmaktadır (yol üzerinde inşaatlarını görmüştük ama uzakta oldukları için fotoğraflarını çekemedim).

Hayalet Şehir – Pripyat 

Sıradaki durağımız patlamadan hemen sonra orada yaşayan 50 bin kişinin tahliye edildiği Pripyat şehri. Burası reaktörlere 2 kilometre mesafede bulunuyor ve reaktör çalışanlarının ve ailelerinin kaldıkları, dönemin en zengin ve prestijli şehriymiş.

Pripyat'ın girişinde bulunan ve 1970 yılında yapılan tabela.
Pripyat'ın girişinde bulunan ve 1970 yılında yapılan tabela.
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 26.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Patlama yaşandıktan 1 gün sonra Pripyat’ta “Çernobil enerji santralinde yetersiz radyoaktivite durumu olmuştur” denilerek şehir boşaltılmıştır. İnsanlara birkaç gün içerisinde geri geleceksiniz denilerek yalan söylenmiş ve yanlarına sadece küçük birer valiz almaları istenmiş. Ardından Kiev’de bulunan apartmanlara yerleştirilmişler.

Hayalet şehir Pripyat’a girişte bir güvenlik noktası daha bulunuyor. Onu da geçtikten sonra (saat 12:40’da) araçtan iniyoruz ve burayı yürüyerek dolaşıyoruz.

Tur rehberimiz burası için “Ukranian Starbucks” demişti. Yani oldukça popüler bir cafenin Pripyat şubesi. Nehrin hemen yanında bulunuyor.

Yürüyerek Pripyat’ı gezmeye devam ediyoruz. Sıradaki durağımız müzik okulu.

Müzik Okulu
Müzik Okulu
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/9
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.33333333333333

İçeride çektiğim videoyu aşağıdan seyredebilirsiniz.

Dönemin en pahalı ve prestijli otelinin bugünkü hali
Dönemin en pahalı ve prestijli otelinin bugünkü hali
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/9
  • 22.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Otelin içini gezmiyoruz, sıradaki durağımız hemen yan tarafta bulunan Kültür Sarayı.

Pripyat Kültür Sarayı Binası
Pripyat Kültür Sarayı Binası
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/9
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Zamanında buranın içerisinde sinema, tiyatro, kütüphane, spor salonu, jimnastik salonu, yüzme havuzu, box ringi, dans ve toplantı odaları varmış. Şu an bir harabe.

Sıradaki durağımız Pripyat’ın meşhur Lunaparkı..

Pripyat Lunaparkı
Pripyat Lunaparkı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00625

Ukrayna genelinde 1 Mayıs işçi bayramları her zaman çok önemli olurmuş. Pripyat’ta da 1 Mayıs coşkulu bir şekilde kutlanacakmış ve tüm hazırlıklar günler öncesinden tamamlanmış. 1 Mayıs 1986 günü burada bulunan lunapark hizmete açılacakmış.

Ancak 1 Mayıs’tan 5 gün önce patlayan reaktör tüm coşkuyu yerle bir etmiş, lunaparkta bulunan oyuncaklara binmek hiçbir çocuğa nasip olmamış ve herşey kullanılamadan çürüyüp gitmiş..

Lunaparkta sadece çarpışan arabalar ve dönme dolap yok elbete. Burası büyük bir lunapark olacakmış ancak patlamadan sonra çevreye radyasyon yaymaması için çoğu şey toprağın altına gömülmüş.

Toprağın altına gömülen oyuncaklardan gelen radyasyon, şehir merkezinde ölçtüğümden 550 kat daha fazla...
Toprağın altına gömülen oyuncaklardan gelen radyasyon, şehir merkezinde ölçtüğümden 550 kat daha fazla...
  • Lumia 820
  • ƒ/2.2
  • 0.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00985

Not: benim ölçüm cihazını rehberimiz tutuyordu burada. Parmaklarımda oje olduğunu düşünenler olabilir 🙂

Sıradaki durağımız bir ortaokul.

Yangın söndürme çalışmaları sırasında asker ve itfaiyecilerin kullandıkları gaz maskeleri bu okulda bulunuyor.

Sıradaki durağımız, en az lunapark kadar popüler olan yüzme havuzu.

Yüzme havuzu turumuzun son durağıydı. Tekrar araca binerek geri dönüş için hareket ediyoruz.

14:05‘te kontrol noktasından transit olarak geçiyoruz.

14:20‘de diğer kontrol noktasına geliyoruz ve burada araçtan inerek hepimiz radyasyon kontrolüne giriyoruz.

Radyasyon ölçüm cihazı
Radyasyon ölçüm cihazı

Gruptaki herkes tek tek burada bulunan cihazlardan geçiyor. Alt tarafta gözüken yerlere basarak yan dönüyoruz (fotoğrafa göre yüzümüz sola bakacak şekilde). Ellerimizi üst kısımda bulunan metal alana koyuyoruz ve birkaç saniye bu şekilde bekliyoruz. Makinanın üst tarafındaki küçük ekranda yeşil yazı yanarsa temiz çıkıyoruz ve kapı aktif oluyor. Bu kapıyı iterek (kapı dediğim 2 demir çubuk) diğer tarafa geçiyoruz.

Bindiğimiz araç da aynı bizim gibi kontrole gidiyor o sırada. Eğer radyasyona aracımız mağruz kalırsa kimyasal suyla yıkanıyor(muş). Gruptaki herhangi birinde ya da aracımızda radyasyon tespit edilmediği için sorunsuz olarak buradan çıktık.

Eğer birimizde radyasyon tespit edilmiş olsaydı, o kişinin Çernobil’den çıkmasına izin verilmeyecekti. Ne yaptıklarını bilmiyorum ama muhtemelen radyasyondan arındırmak için burada tutacaklardı. Ancak burada bekleyen ne bir güvenlik vardı, ne de bir kamera sistemi.. Nasıl olacağını pek anlamadım ben 🙂

14:30‘da ise Çernobil’de bir restoranta geliyor ve burada yemek yiyoruz. Yemekler tura ödediğimiz fiyata dahildi. Tur rehberimiz yemeklerin güvenli olduğunu defalarca söyledi ve bizde gönül rahatlığıyla yedik. Çok da güzeldi 🙂 Çorba, tavuk kızarması, salam, domates, salatalık ve erişte vardı.

Yemeğimizide yedikten sonra 15:25‘de son kontrol noktasına geliyoruz ve burada da yukarıda ki gibi radyasyon kontrolüne giriyoruz. Ardından ise Kiev’e geri dönüş için yola çıkıyoruz.

5:10‘da da Kiev’e, başladığımız noktaya geliyor ve turumuz sona eriyordu…

Çernobil turumuz kısaca bu şekildeydi ancak genel birkaç bilgi daha vereyim.

Çernobil’in Sonuçları

Patlamanın nedenlerinden ve Çernobil’in günümüzdeki durumundan bahsettikten sonra gelelim sonuçlarına. Bildiğiniz gibi radyasyon, günümüzde insan sağlığını tehdit eden ve her gün mağruz kaldığımız bir şey var. Buna kullandığımız cep telefonlarından tutunda, kablosuz internete, uydu haberleşmesine, radyo dalgalarına vb. kısaca kablosuz denilince aklınıza ne geliyorsa artık oradan bir şekilde mağruz kalıyoruz. Peki bu bizim sağlığımızı ne yönde tehdit ediyor? Uzun vadede kansere yol açarak. Kanser ise bildiğiniz gibi çağımızın en büyük ve tedavisi olmayan hastalıklarından birisi.

Günümüzde Çernobil reaktöründen yayılan 5 mikrosievert’lik radyasyon sadece o bölgeyi tehdit etmekte. Ancak patlamanın ardından açığa çıkan radyasyon Türkiye dahil tüm Avrupa ülkelerine ulaşmış ve yağan yağmurlarla toprağın içerisine karışmıştır. Bugün bu topraklardan elde edilen bitki, sebze ve meyveler radyasyonlu şekilde yetişiyor ve insan sağlığını ciddi derecede tehdit ediyorlar. Ancak radyasyonun sonuçları kesin ve tahmin edilebilen şeyler değildir. Günümüzde bu konuda sadece teoriler bulunmaktadır ve araştırmalar halen devam etmektedir. Örneğin patlamadan sonraki yıllarda mağruz kaldıkları radyasyon sonucu 1 milyondan fazla insanın kanserden yaşamını yitirdiği tahmin edilmektedir (rakam çok değişken). Çünkü örneğin kansere yakalanacak/yakalanmış birinin doğurduğu çocukta da kanser belirtileri olabiliyor. Bu yüzden o kişinin ya da çocuğunun Çernobil’den etkilenerek mi kanser olup olmadığı bilinemiyor.

Peki ne olacak? Şimdilik bu durum bu şekilde sürüp gidecek ve zamanı geldiğinde bir gün doğa mucizesini gerçekleştirecek ve tüm toprağı radyasyondan arındıracak. Ancak konunun uzmanları doğanın kendini yenileme sürecini 300 yıl ile 1000 yıl arasında değişeceğini söylüyorlar (her araştırma farklı bir şey söylüyor). Çernobil ve Pripyat’ta yaşamın başlayacağı tarih ise tahmin edilemiyor…

Çernobil’in Türkiye’ye Etkisi

Yukarıdaki bölümde bahsettiğim gibi, radyasyonun bulutlar aracılığıyla ülkemizin Karadeniz bölgesine ulaştığı da tahmin edilmektedir. Gerek o gün, gerek günümüzde, gerekse de gelecekte Karadeniz topraklarında yetişecek ürünler ki özellikle çay, kansere sebep olacak/oluyordur. En azından pek çok kişiye göre bu durum bu şekildedir.

cahit-aralHatırlayanlar ya da duyanlar vardır. Dönemin sanayi ve ticaret bakanı Cahit Aral, televizyon karşısına geçerek “birşey olmaz” diyerek çay içmiştir. Ülkemizin bu felaketten etkilenmediğini göstermek için de okullarda ücretsiz fındık ve süt dağıtılmıştır. Sonucunda Karadeniz bölgesinde son dönemlerde kanser vakaları önemli ölçüde artış göstermiş ve göstermeye devam etmektedir.

Günümüzde ilgili bakanlıklar kanserdeki artışı “içilen sigaraya” bağlamaktadırlar ancak 5-10 yaşlarında ki çocukların kanser olduğu günümüzde bu araştırmalar ne kadar mantıklıdır tartışılır. Olayı o gün hafife almışız, bugünde hafife almaya devam ediyoruz.

İngiltere ise radyasyondan etkilendiğini düşündüğü köylerini haritadan silmiştir.

Günümüzde Reaktörlerin Durumu

Dünya üzerinde şu an 433 nükleer reaktör çalışır durumda, 56 adet yeni yapılacak santral bulunmakta, 143 santral de proje halindedir. Öyle ki, Kuzey Kore bile şu an nükleer reaktör yapma hazırlığında bulunuyormuş. Reaktörlerin son derece güvenli makinalar olduklarını söylemiştim. Yani isteseniz bile kolay kolay patlamayacak şeylerdir. Çünkü zaten günümüzde sık sık reaktör kazaları yaşanıyor olup bunlar çoğunlukla basına servis edilmemektedir. Örneğin reaktörde yangın çıkıyor ve hemen müdahale edilip söndürülüyor gibi şeyler.

Tarihteki en büyük reaktör kazası ise Çernobil’dir. İkincisi ise 2011 yılındaki deprem ve tsunami sonrası zarar gören Fukuşima reaktörüdür. Ancak Fukuşima insanları etkilememiştir. Çünkü insanlık Çernobil’den gerekli dersi almış ve reaktörlerin hepsinin üstünü özel lahitlerle kapatılmıştır. Aynı şekilde reaktörlerde yaşanan tüm olumsuzluklar, bir sonrakinin daha iyi, daha güvenli yapılmasına vesile olmuştur. Fukuşima reaktörü ise günümüzde radyasyonu kendi içerisinde hapsetmiştir.

Ve ülkemiz… Bildiğinizi gibi son dönemlerde Türkiye’ye yapılacak olan reaktör sıklıkla gündeme geliyor ve bunu çok sayıda destekleyen insan olduğu gibi, çok sayıda da destekemeyen insan bulunuyor…

Peki siz ülkemize yapılacak olan reaktör hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum bölümünde cevaplarınızı bekliyorum…

 

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

61 Yorum

  • Cevap Yaz Volkan Dal 28 Şubat 2015 at 17:34

    Merhabalar öncelikle tebrik ederim ben yaklasık 5 senedir Pripyat ile ilgilenen birisiyim ve benimle iletişime geçebilirmisin ?

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 01 Mart 2015 at 01:22

      Selam Volkan, Mail gönderdim.

  • Cevap Yaz Mert Güçlü 03 Mart 2015 at 14:38

    Merhaba Şahin bey,çok güzel bir gezi yazısı olmuş.Büyük bir heyecan ve zevkle okudum.Paylaşımınız için teşekkürler.

  • Cevap Yaz yılmaz ölmez 07 Nisan 2015 at 18:05

    arkadaşım herşeyden önce ALLAH c.c Sana Bu Şansı Vermiş Ve Gidip Görmüşsün Herkeze Nasib Olacagını sanımıyorum sen o şanslı kulardansın ben bu olayı bir internet sayfasın da gördüm ilgimi çekti ve araştırmaya başladım araştırmalarım senin makalene kadar geldi çok güzel bir anlatım yapmışsın seni tebrik ediyorum inşallah bende gidip görmek istiyorum Sana hayatın boyunca başarılar diliyorum…. teşekür ederim…

  • Cevap Yaz mert 20 Mayıs 2015 at 18:19

    Gitmek isterdim de o radyasyon çıkarsa orada tutuyorlar olayını görünce yemedi vurup gömüyorlar mı ne yapıyorlarsa artık 😀

  • Cevap Yaz Salih 29 Haziran 2015 at 03:28

    Merhabalar, ben de Pripyat meraklılarındanım ve tespitlere göre oranın yaşanabilir hale gelmesi için 900, tamamen temizlenmesi içinse binlerce yıl geçmesi gerektiği söylenirken nasıl oluyor da o bölgeye turistik geziler düzenleniyor ve bir de insanlar riskli bir radyasyon almadan gezilerini tamamlayabiliyorlar? Gezi sırasında size bununla ilgili bilgi verildiyse paylaşmanızı isterim. Ayrıca patlamadan önce ve sonra resmi olarak çekilmiş fotoğraflar bulabileceğim resmi bir kaynak önerebiliyor musunuz? Pripyat.com çok az içeriğe sahip de 🙂

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 29 Haziran 2015 at 13:41

      Selamlar, sen yaşadığın şehirde günde 1 birim radyasyona mağruz kalıyorsan, ben oraya günübirlik gittiğim zaman atıyorum 30 birim radyasyona mağruz kalıyorum. Yani senin bir ayda mağruz kaldığın radyasyon miktarına ben bir günde kalıyorum gibi düşün. Süreyi yıllara uygularsan, sen yaşadığın şehirde 60 yılda mağruz kalacağın radyasyona, Pripyat’ta 2 yılda mağruz kalıyorsun.. Yani bu demek oluyorki orada ömrün boyunca yaşayamazsın, uzun vade de radyasyondan kansere yakalanıp ölürsün. Bu yüzden orada yaşanmıyor.. Günübirlik turizm için bir sıkıntı yok hatta orada çalışanlar bile var. Ancak yaz/kış vücutlarını tamamen kapatan mont ve pantolon giymek ve kendilerine dikkat etmek zorundalar. Bu normal vatandaşın her gün yapabileceği için orada yaşamak riskli. Yani şöyle düşünme, oraya gittin hemen radyasyonu kaptın ve kanser oldun gibi. Uzun süre kaldığın zaman etkisini görürsün. Fotoğraf meselesine gelince patlama sonrasında çekilen çok fazla fotoğraf olduğunu zannetmiyorum açıkçası.

      • Cevap Yaz Salih 11 Temmuz 2015 at 01:37

        Teşekkürlerr 🙂

  • Cevap Yaz Can Merter 24 Temmuz 2015 at 18:42

    Gerçekten çok güzel bir gezi notu olmuş. Teşekkür ederim Şahin Bey.

  • Cevap Yaz Engin 30 Temmuz 2015 at 14:21

    Merhaba cernobil ile ciddi anlamda gitmek istiyorum.turun detaylari hakkinda bılgi verebilirmisiniz e postadan ulasip

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 31 Temmuz 2015 at 15:26

      Selam Engin. Maille geri dönüş yaptım.

      • Cevap Yaz ersoy 16 Nisan 2016 at 01:59

        öncelikle yazınızı ve fotograflarınızı çok büyük ilgi ile okudum gözlemledim ciddi anlamda nemde tura gitmek istiyorum tura katılmam hakkında bilgi verirmisiinz ?

  • Cevap Yaz gül 13 Ağustos 2015 at 13:40

    merhaba yazın cok guzel olmus bu aralar bende pripyat turuna gıtmek ıstıyorum ama turu duzenleyen bır yer bulamadım acaba bana bunla ilgili bir bilgi verebilirmisin şimdiden tesekkur edrım

  • Cevap Yaz Tolga 19 Eylül 2015 at 11:33

    Şahin bey merhaba,

    Yazınız gerçekten etkileyici, ellerinize sağlık. Mail yoluyla tur ilgili bir kaç soru sormak istiyorum size acaba yanıtlar mısınız?

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 19 Eylül 2015 at 17:12

      Selam Tolga. Bilgim dahilinde yardımcı olurum tabi. Sitenin üst tarafındaki iletişim bölümünden bana ulaşabilirsin.

  • Cevap Yaz kaan 09 Ekim 2015 at 00:33

    cesaretinizi tebrik ediyorum cidden merak ettiğim hiç mi korkmadınız normal bir yerden 25 550 kat daha fazla radyasyon yemişsiniz ilerde çolun çocuğun olmaz. ki tur rehberi hergün yapıyor bu işi. nası oluyor böyle?

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 09 Ekim 2015 at 10:34

      Gitmeden önce kafamda çok soru işareti vardı açıkçası bir sorun olur mu diye ancak şimdilik gayet sağlıklıyım bakalım 🙂 Ayrıca geçenlerde bir belgeselde izlemiştim, Çernobil çevresinde (Rusya tarafında) yaşayan çok sayıda insan var ve onlar oradaki tarlalara ektikleri ürünleri tüketiyorlar. Hatta yıllardır yiyoruz daha bir şey olmadı diyorlardı. Radyasyon biraz böyle, kişiden kişiye göre değişebiliyor sanırım.

  • Cevap Yaz emre ozler 03 Mart 2016 at 11:19

    öncelikle teşekkurler bu makale için

    maskesiz ve korunmasız kıyafetlerle gezmişsiniz bunun sakıncası yok muydu ? geziden sonra kendinizde bir rahatsızlık söz konusu oldu mu?

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 03 Mart 2016 at 15:57

      Kisa sureli kaldigimiz icin korunmaya gerek yoktu. Aradan epey gecmesine ragmen herhangi bir rahatsizligim yok. Gayet iyiyim 🙂

  • Cevap Yaz Cynel 10 Mart 2016 at 20:46

    Ancak dikkat etmelisin radyasyonun erkeklerdeki spermlere çok zararı var yani kısır olma ihtimalin bir saat için bile olası 😀

  • Cevap Yaz Taner Körükmez 17 Mart 2016 at 10:59

    Çok güzel bir gezi yazısı olmuş keyifle okudum. Radyasyonun ışınım yoluyla yayılan ve radyo dalgası yada ışık gibi bir anlık geçip giden birşey olduğunu düşündüm hep. Çamur gibi insanlara veya cisimlere bulaşıp ışımaya devam etmesini anlayamıyorum 🙂 Emeğinize sağlık

  • Cevap Yaz Cana İlkin Aygüneş 26 Nisan 2016 at 12:04

    Merhaba,

    Gezinize hayran kaldım, bende bu şekilde gidip görmek istiyorum, sizden tur detayları hakkında bilgi istiyorum mümkünse 🙂

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 26 Nisan 2016 at 12:06

      Merhaba. Ne tarz bir bilgi istiyorsunuz? Bilgim dahilinde yardımcı olurum tabiki.

  • Cevap Yaz Buse 30 Nisan 2016 at 15:49

    Size bi’sey sorabilir miyim ? Seyahatiniz masraflar da dahilne kadar tuttu :)Bende ileride gitmeyi düsunuyorum.

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 30 Nisan 2016 at 22:55

      Selam Buse. Orada para harcayacak bir yer yok ki 🙂 Turun parasını vereceksin sadece.

  • Cevap Yaz Yasin 04 Mayıs 2016 at 16:15

    Tur için dress code uygulaması nedir?

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 05 Mayıs 2016 at 09:52

      Vücudunu tamamen kaplayacak bir kıyafet gerekiyor. Tişört vb. olmuyor yani.

  • Cevap Yaz arda avcı 15 Mayıs 2016 at 09:37

    Merhaba geziniz çok güzel ve yazınız çok açıklayıcı olmuş,çok etkilendim,öncelikle çocukluğumu ve milyonlarca insanın hayatını derinden etkileyen bu olayla ilgili açıklama ve fotoğrafları görmek kafamdaki soru işaretlerini biraz olsun azalttı,bir daha böyle felaketler görmemek dileğiyle,çok teşekkür ederim,ellerinize sağlık.

  • Cevap Yaz Sevim 31 Mayıs 2016 at 22:51

    Bu konuyu çok azaştırdım. Ama bu en güzeliydi. Teşekürler. Bende gezmek isterdim ama korkardım herhalde. Gezmiş gibi oldum.

  • Cevap Yaz Ali Mert 20 Haziran 2016 at 16:47

    çok güzel bir yazı olmuş kitap yazsan okurum gerçekten

  • Cevap Yaz selin 30 Haziran 2016 at 16:45

    turu buradan mı ayarladınız gittiginizde mi ayarlıyorsunuz ? en yakın zamanda bende gitmek istiyorum

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 30 Haziran 2016 at 16:57

      Öncesinde rezervasyon yapmış ve kapora ödemiştim internetten.

  • Cevap Yaz Oğul Deniz 04 Temmuz 2016 at 07:27

    Öncelikle yazı için teşekkür ederim. Novarka bitmeden bende gitmek istiyorum. Bütün yolculuğun ücret ve programını verirseniz çok sevinirim.

  • Cevap Yaz Berat 12 Temmuz 2016 at 22:11

    Şahin merhaba. Yazı çok güzel olmuş ellerine sağlık tek tek okudum. Gitmeyi çok istiyorum. Tekrar gidecek olursan birlikte gidersek harika olur. İngilizceye sahibim fakat, 1 Türk dünyaya bedel 2 Türk “Lak Lak” eder misali 🙂

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 12 Temmuz 2016 at 23:57

      Selam Berat. Tekrar gidersem kaçak girer ve kamp kurarım herhalde 😀

  • Cevap Yaz Özen özer 22 Temmuz 2016 at 11:33

    Elinize sağlık gerçekten yazıyı çok güzel tasarlamissiniz.. sıkmadan insanı merakla bırakarak kendini okutuyor.
    İNCELEMENİZ çok güzel olmuş. Merak edilenlen şeyleri de ele almışsınız. . Ülkemiz de hala ciddi anlamda bunun etkileri olduğuna inananlardanım. Bende bir Karadeniz’i olarak ve hala zonguldak da yaşayan biri olarak. .

  • Cevap Yaz Orhan Özdemir 03 Ağustos 2016 at 10:16

    Öncelikle yazınızı sıkılmadan okudum.Bunun için teşekkür ederim içimde gidip görme isteği oluştu. Kafama takılan insanlar etkilenmiyor mu gezince? Çıkışta x-ray tarzı cihalardan geçtiğinizi söylediniz ama içimde yine bir şüphe oluştu :). Makine mühendisliği öğrencisiyim. Enerji dersi için araştırmıştım. Fransa bile enerjisinin %75’ini nükleerden karşılıyor. 2 vagon kömür 1 kilo nükleer yakıta eşit. 2 vagon kömürü yakmak atmosfere de fazlasıyla zarar veriyor aslında. Nükleer reaktörlerin en sağlam insan yapımı makina olduklarına bende inanıyorum. Dilerim ki ülkemizde de herhangi bir sorun olmaz.

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 03 Ağustos 2016 at 16:00

      Aslında Çernobil’in köylerinde veya yakın yerlerde yaşamaya devam eden insanlar hala var. Zaten radyasyonun zararı fazla ölçülebilir birşey değil. Gayet sağlıklı yaşayanlar da var, maruz kalıp kanser olanlar da. Etkisi uzun vadede belli olur 🙂

  • Cevap Yaz mustafa 06 Ağustos 2016 at 23:48

    Merhaba bende kısa suredir bu konu ile ilgileniyorum az çok patlamanın sebebini vs anladim hatta bu yaz gitmeyi planliyorum ama bi seyden bahsetmissin radyasyon makinesinden gecmisssiniz makina onaylamazsa gecemiyor mussunuz yani gidicem ama o beni urkuttu makina onaylamazsa askerler kafama mi sıkıcak yani yardimci olursan sevinirim.

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 06 Ağustos 2016 at 23:54

      Selam Mustafa. Yüksek radyasyona mağruz kalman mümkün değil merak etme 🙂

  • Cevap Yaz Ege Erden 14 Ağustos 2016 at 14:22

    Selamlar bende ilgileniyorum da tur detayları ile ilgili geri dönüş yapabilirmisiniz acaba?

  • Cevap Yaz TAHSİN UÇAR 09 Eylül 2016 at 16:52

    ÇOK GÜZEL GEZMİŞ ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSIN EMEĞİNE SAĞLIK BU KONUDAN ESİNLENEREK GÜZEL Bİ KORKU FİLMİ ÇEKİLEBİLİR AMA BU MEKANDA OLMASI LAZIM 🙂

  • Cevap Yaz Burev 17 Eylül 2016 at 22:47

    yazınızı büyük bir heyecan ve merakla okudum ve Pripyat’ı çok merak ettim
    rica etsem tur şirketi ücret vb. konularda geri dönüş yapabilirmisiniz?

    • Cevap Yaz Şahin Doğan 17 Eylül 2016 at 23:48

      Yazıda verdiğim internet sitesinden detaylı bilgi alabilirsin.

  • Cevap Yaz Mehmet 21 Eylül 2016 at 20:02

    Abi gezi için ne yapmamız gerekiyor n ekadar para lazım

  • Cevap Yaz hande 24 Eylül 2016 at 14:30

    orası gerçekten ilgimi çekiyo gitmek isterdim ve gidicem de benimle iletişime geçerseniz sevinirim

  • Cevap Yaz engin can 07 Kasım 2016 at 11:35

    TABİKİ KESİNLİKLE YAPILMALIDIR.AMA DOĞAYI MAHVETMEDEN.BİLİMİN NİMETLERİNDEN FAYDALANMAK GEREK. MATBAYI ÜLKEYE SOKMAYAN GERİ KAFALI PADİŞAHLAR GİBİ YAPARSAK VE NÜKLEER TEKNOLOJİSİ ÜLKEMİZE GETİRMEZSEK OSMANLI GİBİ YIKILIRIZ.

  • Cevap Yaz hasan dinçer 13 Kasım 2016 at 23:30

    teşekkürler, güzel bir tur olmuş. bilgilendik.. 🙂

  • Cevap Yaz haluk 31 Aralık 2016 at 10:55

    Yazınızı yeni okudum. Çok emek harcanan bir çalışma olmuş. Elinize sağlık.

  • Cevap Yaz Gçlühan Ece 25 Ocak 2017 at 09:23

    Merhaba Şahin Doğan
    Öncelikle bu harika yazı ve fotograflar için teşekkürler. Gerçekten keyif alarak okudum. Olayın gerçekleştiği yıllarda 8 -9 yaşlarındaydım ve hayal meyal hatırlıyorum . Gerçekten çok feci bir trajedi. Bizler olayın seyircisiyiz fakat orada yaşayan insanlar açısından baktığınızda trajedinin ne kadar büyük olduğu zaten apaçık ortada. Ben kendimde amatör olarak fotografçılıkla ilgilendiğimden ve özellikle urbex tutkunu bir fotografçı olarak Pripyat benim için ziyaret edip fotograf çekmeyi çok istediğim bir yer . İnşallah bir gün fırsatını bulur bu hayalimi gerçekleştirebilirim

  • Cevap Yaz Ozan Ayduran 16 Şubat 2017 at 21:26

    Merhabalar;

    Öncelikle yazınız oldukça etkileyici.Uzun bir süredir Çernobil’e gitmeyi planlıyorum ancak tur şirketleri konusunda bazı kaygılarım var.Hangi tur şirketiyle ve ne tür imkanlarla bu seyahatinizi gerçekleştirdiğiniz konusunda bilgilendirirseniz çok sevinirim.Keyifli nice yolculuklar dilerim.

  • Cevap Yaz kadir kayalar 22 Şubat 2017 at 01:48

    Hocam ağzına yüreğine eline sağlık yeni okuma fırsatı buldum müthiş detaylar yazınızda umarım bizde görürüz çernobili ve güncel yazılarınızı nasıl takip edebiliriz bildirim alabiliyormuyuz

  • Cevap Yaz özden 28 Şubat 2017 at 11:53

    Eskiden çok duymuştum ama yeni nasıp oldu çernobili ararştırmak ve beni derinden etkıledı allahım yardımcıları olsun sizinde dılınıze saglık ve ayrıca tebrık edıyorum cesaretınızden dolayı sizi …

  • Cevap Yaz Hande Ertürk 29 Nisan 2017 at 17:30

    Az önce yaptığım bir araştırma doğrultusunda sana ulaştım ve inanır mısın oldukça mutlu oldum bu paylaşımdan. Ülkemizde bir reaktör yapılacaksa belirli standartlara uyup uymadığımız araştırılmalı ve Çernobil gibi bir çok kazanın araştırması yapılarak tıpkı Japonya gibi önlemler alınmalı. Şu anda böyle bir alt yapıya sahip olduğumuzu düşünmüyorum.

  • Cevap Yaz Melis 06 Mayıs 2017 at 21:47

    Şahin çok güzel bir yazıydı ! Cok teşekkürler , cok bilgilendiriciydi .

  • Cevap Yaz Barış 28 Mayıs 2017 at 14:37

    Merhaba,

    yazınızı heyecanla okudum. Fotoğraflar ise oldukça iyi. Elinize sağlık. Benim bu konudaki merakım oğlumdan geliyor. oğlum 8 yaşında ve çernobil meraklısı.. birçok faaliyetini çernobil üzerine yapıyor.. Bu merakını hafifletmek için o bölgeye götürmeyi ve gezdirmeyi bile düşündüm ancak..bu radyasyonu daha küçük olan bir çocuğa nasıl maruz bırakırım bilemedim…şimdilik gidemeyiz sanırım..biraz büyüdükten sonra, burası halen bu gizemiyle kalırsa muhakkak gitmek istiyorum. Emeğinize sağlık..

  • Cevap Yaz ENES KARS 14 Haziran 2017 at 14:27

    MERHABA,

    UZUN SÜREDİR PRİPYAT VE ÇERNOBİL İLE İLGİLİ YAZILAR OKUYORUM VE VİDEOLAR İZLİYORUM UKRAYNAYDAKİ BİR ÇOK ARKADAŞIMDAN DA BİLGİ ALMAK İSTEDİM. AMA GERÇEKTEN O KADAR MÜKEMMEL ANLATMIŞSINIZ Kİ GEZİNİZİ, YAZINIZ BİTTİĞİNDE, KENDİMİ BOŞTA HİSSETTİM. UMARIM BİR GÜN BİZE DE GİTMEK NASİP OLUR. TABİ SAĞLIKLI DÖNMEK KAYDIYLA.

    EMEĞİNİZE SAĞLIK

  • Cevap Yaz Ozan Yavuz 14 Temmuz 2017 at 11:22

    Güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Teşekkürler, elinize sağlık.