Şu yazıyı okuyorsun: Plovdiv (Filibe) Gezi Rehberi
Bulgaristan 09 Eylül 2014

Plovdiv (Filibe) Gezi Rehberi

Gezmeden önce adından bihaber olduğum “7 Tepeli Plovdiv“, meğersem ne enteresan bir şehirmiş. 4000 yıllık geçmişi olan şehirde Makedonya Krallığı, Trakya Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti yüzyıllarca hüküm sürmüş. Her millet kendi kültürünü ve eserlerini burada bırakmış. Sokaklarının buram buram Osmanlı koktuğu şehir 31 Ağustos 2014’te “Haftasonu Bulgaristan” rotamın ikinci adresi oldu. Bu yazımda Plovdiv’de gezilecek yerleri bulabilirsiniz.

Oteller

Booking.com

Bulgaristan hakkında genel bilgiyi “Otobüs ile İstanbul’dan Bulgaristan’a Yolculuk” yazımda, Başkent sofya ile ilgili bilgiyi ise “Sofya Gezi Rehberi” yazımda bulabilirsiniz.

Plovdiv: Kiril Alfabesi kullanan Bulgarca’nın Latif Alfabesiyle yazılmış tercümesidir.
Filibe: ise Plovdiv’in Türkçesi yani Osmanlı döneminde kullanılan ismidir.

* Ben yazı boyunca Plovdiv olarak kullanacağım.

Plovdiv (Filibe) Hakkında

Plovdiv, Bulgaristan’ın en büyük ikinci şehri olup başkent Sofya’ya 130 km uzaklıktadır. Edirne’ye ise 160 km mesafede yer alır. Bulgaristan’ın ekonomik, kültürel ve eğitim anlamında merkezidir. Şehrin güneyinden Meriç Nehri akmaktadır.

istanbul-sofya-guzergah
1- İstanbul Esenler, 2- Babaeski, 3-Kapıkule Sınır Kapısı, 4-Svilengrad, 5-Plovdiv, 6-Sofya

Yerli Halk
Plovdiv, Sofya’ya göre çok daha hareketli bir şehir izlenimi bıraktı bende. Parklar ve caddeler oldukça kalabalıktı. Ellerinde haritayla şehri gezen çok sayıda turiste rastladım. Birde Türk nüfusu oldukça fazla 🙂

Plovdiv’de Gezilecek Yerler

Ben Sofya’da kaldığım hostelin sahibi Nick‘in tavsiyesi üzerine buraya geldim. Şehir hakkında en ufak bir bilgim dahi yoktu. Ancak Plovdiv, dünyada yaşamın başlayıp hala devam ettiği en eski 10 şehrinden birisidir…

Şehre gelip, otobüs terminalinde iner inmez turist information’u buldum ve yardım istedim. Ancak görevli kişi İngilizce bilmiyordu ve şehir haritası da yoktu. Ancak otogarda tanıştığım bir Türk sayesinde başka bir yerde bulunan Turist informationa beraber gittik.

Filibe Otobüs Terminali
Filibe Otobüs Terminali
  • Lumia 820
  • ƒ/2.2
  • 0.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.002882

Eğer aynı duruma düşerseniz karşılaştığınız herhangi bir kişiye “post office’i” sorarsanız size tarif edecektir. Otogarın arka tarafında bulunan caddeden dümdüz 15dk yürüdükten sonra ulaşacaksınız. O bölgede bir adet tourist information bulunmakta.

İlk işim buradan bir turist haritası almak oldu..
İlk işim buradan bir turist haritası almak oldu..
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 35.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.004
Ardından “Knyaz Aleksandar l” caddesinden yürüyerek gezime başladım..
Ardından “Knyaz Aleksandar l” caddesinden yürüyerek gezime başladım..
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Bilgi Notu: Şehirde ücretsiz “free walking tour“lar düzenlenmekte. Mevsime göre saatleri değişiyormuş. Ağustos ayı için akşam 6’da başladığı için katılamadım ancak şehri kendim gezdikten sonra eğer denk gelirseniz mutlaka katılın derim. Bu konuda detaylı bilgiyi turist information’dan alabilirsiniz.

İnternetten bulduğum bir şehir haritası.
İnternetten bulduğum bir şehir haritası.

Yukarıda yer alan şehir haritasının turuncu bölümü, Plovdiv’in eski şehir merkezi yani old town bölgesi. Gezilecek yerlerin tümü bu bölgede bulunuyor.

Roman Stadium

Gezime başladığım Knyaz Aleksandar l caddesinin sonunda (Dzhumaya Square) yer alan bu Antik Roma stadyumu, 138 yılında İmparator Hadrian tarafından yaptırılmış. O dönemde 240 metre uzunluğunda, 50 metre genişliğinde ve 30 bin seyirci kapasitesine sahipmiş. Burada tıpkı günümüzdeki olimpiyat oyunları gibi çeşitli branşlarda oyunlar düzenlenirmiş.

 Ancak bu antik stadyumdan günümüze sadece küçük bir bölüm ulaşabilmiş.

Dzhumaya Mosque / Türkçe: Hüdavendigâr Camii ya da Cuma Camii

Stadyumun hemen yanında yer alan bu cami, Sultan Murad II tarafından 1364 yılında burada bulunan Petka Tarnovska Kilisesinin yerine Bizans mimarisiyle yaptırılmış. Yapıldığı dönemde adı Muradiye Camii‘ymiş. 1784 yılında bu cami Abdulhamid’in emriyle onarılmış ve adını değiştirilmiş. Cuma Camii, balkanlarda bulunan en eski camidir.

Cuma Camii
Cuma Camii
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.005

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde yazdığına göre Ramazan ayında bu caminin yanında bulunan iki tepeden (Nebet ve Sahat Tepe) top atışı yapılır ve insanlar oruçlarını bu bölgede açarlarmış.

Cami içerisinden
Cami içerisinden
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/11
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/5

Günümüzde caminin 3 kapısı ve 9 kubbesi bulunmaktadır. Anlamadığım bir şekilde alt katında da bir adet cafe bulunmakta. Acaba nedendir..

Plovdiv Old Town

Camiyi geçip sağa döndükten sonra 😛 eski şehir merkezine giriliyor. Burası Plovdiv’in en çok turist çeken yeri. Çünkü çok iyi korunmuş ve korunmaya da devam ediliyor. Ancak gezmesi oldukça yorucu ve tüm bölgeye arnavut kaldırımları döşenmiş. Yani bölgenin eski haline sadık kalınmış. Bu nedenle iyi bir ayakkabıyla gitmek tercih sebebi olmalı. Ayrıca kişisel aracı olanlar bu bölgeye girişte izin belgelerini göstermek zorundalar. Çünkü sadece özel bir sebebi olan ya da bu bölgede oturan kişilerin araçlarıyla girişlerine izin var.

Şimdi Plovdiv’in eski şehir merkezindeki gezilecek yerlere bakalım:

St. The Virgin Mary Cathedral

Old Town’da gördüğüm ilk şey Meryem Katedrali oldu. Her Avrupa ya da balkan şehrinde olduğu gibi Plovdiv’de de çok sayıda kilise var. Hepsini gezmeye elbette gerek yok. Bu ortodoks kilisesini diğerlerinden ayıran küçük bir özelliği var. 9. yüzyılda yapılmış ve Osmanlı şehri fethettikten sonra (1371) bu kiliseyi yıkmış. 1844 yılında ise Bulgaristan Osmanlı’nın egemenliğinden çıktıktan sonra ilk haline bağlı kalınarak tekrar inşaa edilmiş.

St. The Virgin Mary Cathedral
St. The Virgin Mary Cathedral
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Katedralin finansmanı ise halkın bağışlarıyla sağlanmış. İçerisini gezmedim ancak avlusunda buranın tekrar yapılması için öncülük edenlerin mezarları bulunuyor.

Ancient Roman Theatre

Antik Roma Tiyatrosu
Antik Roma Tiyatrosu
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.004

117 yılında Roma İmparatoru Trajan tarafından yaptırılan bu Antik Roma Tiyatrosu, Plovdiv’in en popüler turist noktasıdır. Dzhambaz ve Nebet tepesinin tam ortasına kurulan bu tiyatro, yarı oval biçimde, 82 metre genişliğinde, 28 oturma sırası olan ve 7000 izleyici kapasitesindedir. Dans ve tiyatro gösterileri için yapılmıştır.

 Günümüzde burada müzikal, tiyatro ve dans etkinlikleri düzenlenmektedir. Gezim sırasında burada bir dans provasına denk geldim. Videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz 🙂

Antik tiyatro 1968-1979 yıllarında Plovdiv arkeolojik kazıları sırasında ortaya çıkarılmıştır ve giriş ücretsizdir. Ayrıca antik Roma tiyatrolarının restore edilerek günümüzde kullanılmasını ben çok seviyorum 🙂

Lamartine’s house

Burası Plovdiv’in Osmanlı döneminden kalan karakteristik evlerinden birisidir. Önemi ise Fransız şair Alphonse de Lamartine‘nin bir dönem burada yaşamış olmasıdır.

Fransız şair Alphonse de Lamartine'nin yaşadığı ev
Fransız şair Alphonse de Lamartine'nin yaşadığı ev
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0125

Alphonse de Lamartine bir Türk dostudur ve Türkiye tarihiyle ilgili eserleri bulunmaktadır. İstanbul ziyareti öncesinde kendisi, karısı ve bir grup tatar ile birlikte bu evde 3 gün geçirmiştir. Bu sürede hasta olmuş ve dönemin en iyi doktorları tarafından tedavi edilmiştir.

Günümüzde bu ev restore edilerek müze haline getirilmiştir. İçerisini gezmedim ancak kendisiyle ilgili galeri bulunmaktadır.

Church of St Constantine and Helena

Plovdiv’in en eski kilisesi gezi rotamın bir sonraki durağı oldu (öncesinde önünden geçtiğim iki sanat galerisini saymazsak). Burası 337 yılında yapılmış. Adını da Roma imparatoru Constantine’den ve onun annesi Helena’dan almış. Yıllar geçtikçe büyük hasara uğramış ve 1832 yılında toplanan bağışlarla tadilat yapılmış.

Etrafı surlar ile çevrili ve avlusuna girdiğinizde net fotoğraf çekebileceğiniz bir açı yok. Ayrıca içerisinde fotoğraf çekmek yasak.

Hisar Kapia

Hisar Kapısı, Roma döneminde Acropolis Kalesine giriş için yapılmış kapılardan birisi ve günümüze kadar ulaşanı. 2. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Hisar Kapia
Hisar Kapia
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.016666666666667

Benim en çok ilgimi çeken fotoğrafta da gördüğünüz gibi evlerin surlar ve kapının üzerine yapılmış olması oldu 🙂 Ayrıca adından da anlayacağınız üzere bu kapı Osmanlı döneminde de kullanılmış ve adı oradan gelmekte (Hisar Kapısı).

Regional Ethnographic Museum

Etnografya müzesi
Etnografya müzesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.005

Dış görünüşü harika olan bu ev 1847 yılında zengin tüccar Argir Kuyumdzhioglu tarafından yaptırılmış. Kendisi burada yaşamış ve Osmanlı’nın bu topraklardan çekilmesinin ardından 1878 yılında İstanbul’a yerleşmiş. Ardından burası pansiyon olarak kullanılmış ve 1930 yılında Etnografya müzesine çevrilmiş.

Etnografya müzesi avlusunda bulunan heykellerden birisi
Etnografya müzesi avlusunda bulunan heykellerden birisi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/6.3
  • 55.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.01

Giriş ücretli olduğu ve ilgimi çekecek birşey olmayacağı düşüncesiyle müzeyi gezmedim. İçerisinde tarım alanında kullanılan aletler, el sanatı (kap kacak), geleneksel kıyafetler, mobilyalar, müzik enstrümanları ve fotoğraf galerisinin olduğu sergiler bulunmakta.

Nebet Tepe (Archaeological Complex)

Old town’a ulaştığım en son nokta Nebet Tepe‘de bulunan arkeolojik sit alanı oldu. Özelliği ise burada milattan önce 6. yüzyılda yaşamın başlamış olmasıdır (Trakyalılar yaşamış). Ardından Makedon Krallığı şehri fethettikten sonra bu tepeyi genişletmiş (MÖ 4. yy) ve tepe akropolis (Yunanca “tepede bulunan şehir”) halini almış.

Roma İmparatorluğu şehri fethettikten sonra burayı kullanmaya devam etmişler ve Justinian döneminde (MS 4. YY), Meriç nehri ile tepe arasına gizli bir tünel yapılmış. Ardından Osmanlı Devleti’nin fethinden sonra burası Meriç Nehrinin gözetimi için kullanılmış.

Şehirde yapılan kazılar sonucu bu arkeolojik alan ortaya çıkarılmış. Günümüzde görülmeye değecek birşey olduğunu söyleyemem ancak Plovdiv’i panaromik şekilde izlemek için çok güzel bir yer. Hatta burada bir restoran yer alıyor. Dinlenmek, birşeyler yemek ya da içmek için çok güzel bir yer.

The Balabanov House

Balabanov House (solda) ve düğün için fotoğraf çekimi :)
Balabanov House (solda) ve düğün için fotoğraf çekimi 🙂
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0125

19. yüzyılın başlarında Plovdiv’in zengin tüccarlarından Luka Balabanov’un sahip olduğu ve yaşadığı ev. İlerleyen yıllarda restorasyon geçirse de dış görünüş olarak gerçekten çok etkileyici. Düğün fotoğraflarını bu evin önünde çektiren çift ve yakın dostları bunun kanıtı sanırım 🙂

Evin Giriş Katı
Evin Giriş Katı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.25

Buraya girip fotoğraf çekmek serbest. Ancak odaları gezmek ve üst kata çıkmak ücretli. Zamanım olmadığı için gezemedim ne yazık ki. İçeride yer alan sergilerde ilgi çekici şeyler olduğuna eminim.

Center for Contemporary Art

Eski Osmanlı Hamamı, Center for Contemporary Art Müzesi
Eski Osmanlı Hamamı, Center for Contemporary Art Müzesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/10
  • 26.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.01

Bu bina Roma İmparatorluğu döneminde yapılmış, Osmanlı Devleti döneminde hamama çevrilmiş. Günümüzde çağdaş sanat müzesi olarak hizmet vermektedir. İçerisinde sanatsal sergiler, galeriler, fotoğraflar vb. olduğunu öğrendim. Ben gezmedim 🙂

Şahabettin İmaret Camii

Meriç Nehri’ne oldukça yakın bir mesafede bulunan İmaret Camii, Sultan II. Murad döneminde, Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin Paşa’nın oğlu Şahabettin Paşa tarafından 1445 yılında yaptırılmış. Kendisi caminin dışında bu bölgeye han, hamam ve mutfaktan oluşan bir külliye inşaa ettirmiş fakat günümüze sadece bu camii ulaşmış.

Diğer Görülecek Şeyler..


Plovdiv’de gezdiğim yerler bu kadardı. Old Town bölgesinde restore edilmiş oldukça fazla ve birbirinden farklı evler bulunmakta. Birde önemli sayılabilecek 16. yüzyılda yapılmış saat kulesi var. Bunun dışında görülebilecek birkaç şey daha var ancak çok da önemli değil bana göre. Bir günde bu kadar yeri gezmek yeterlidir 🙂 İyi gezmeler!

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

5 Yorum

  • Cevap Yaz mustafa 28 Temmuz 2015 at 11:17

    10 numara arkadas ben almanya dan areaba ile gelecegim 02.08.2015 de inaallah filibe de olurum. tabi önce sofya daki büyük camiyi ziyyaret eder sonrada senin rehberliginde filibe yi
    tesekkürler eline yüregine saglik

  • Cevap Yaz FAHRİYE ÖZIŞIK 18 Ağustos 2016 at 18:48

    bilgi için çok teşekkürler :))

  • Cevap Yaz ZEHRA AKIN 07 Şubat 2017 at 13:22

    Ayrıntılı ve güzel bir yazı olmuş eline sağlık.Tüm dünyayı gezmen dileğiyle.Selamlar.

  • Cevap Yaz Gokhan Unal 20 Şubat 2017 at 08:42

    Bir fuara katılmak için kucuk bir grup olarak Ankara dan Filibe ye gidecegiz. Yazdıklarınız sayesinde ön bilgilenme sağladık. Teşekkıurler..

  • Cevap Yaz osman karaman 23 Mart 2017 at 16:37

    bilgi ve yorumlar için teşekkürler