Şu yazıyı okuyorsun: Porto Gezi Rehberi
Portekiz 05 Haziran 2015

Porto Gezi Rehberi

Porto, bugüne kadar yaptığım tüm yurtdışı seyahatlerim içerisinde Viyana ve Paris‘ten sonra tam anlamıyla gezemediğim üçüncü şehir oldu. Burada her ne kadar 4 gün kalmış olsam da, InterRail seyahatimin aşırı yorgunluğu ve rutinliğinden dolayı çok az dışarı çıkarak gezdim. Son günümde ise tren saatlerinden dolayı planladığım gibi gezemeden erken ayrıldım. Bu yazımda hali hazırda gezilecek fazla noktası olmayan Porto’dan bahsedeceğim.

Oteller

Booking.com

Porto Hakkında

Portekiz’in kuzeyinde yer alan Porto, ülkenin Lizbon‘dan sonra ikinci büyük ve turistik şehridir. Her ne kadar turistik çok fazla şeyi olduğunu söyleyemesem de, şehrin ilginç bir tarihi bulunmaktadır.

Öncelikle şehrin adı Roma İmparatorluğu döneminde Latince “Portus Cale” yani Cale’nin Limanı’ymış. Latin dillerinin gelişimi sonucunda şehrin adı önce Portucale, ardından Porto olarak değişmiş ve bu isim sonradan Portekiz’in de adını belirlemiş. İsim konusuna girmişken, Portekizce’de şehrin adında tanım edatı olduğunu belirteyim. Yani Portekizliler Porto için “o Porto” (ingilizce: the porto) diyorlar. Tanım edatı Türkçe’de olmadığı için biz direk Porto diyoruz 🙂 Tarihinden devam edersek, tüm İber yarımadasında olduğu gibi (bugünkü İspanya ve Portekiz’i içine alan bölge), burası da 711 yılından sonra 12. yüzyıla kadar müslüman (moorlar) egemenliğinde kalmış.

Porto Katedrali
Porto Katedrali
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.004

1387 yılında, Portekiz Kralı I. John ile İngiltere Kraliyetinden Prenses Philippa, Porto Katedrali’nde evlenmişler. Bu evlilik İngiltere ve Portekiz ilişkilerini güçlendirmek için yapılmış olacak ki, iki ülke arasında Windsor Askeri İşbirliği Anlaşması imzalanmış. Bu anlaşma, tarihteki en eski askeri işbirliği anlaşması olarak tarihe geçmiş ve günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır.

Porto şehri 15 ve 16. yüzyıllara gelindiğinde ise önemli bir tersane haline gelmiş ve özellikle Keşifler Çağında burada pek çok gemi yapılmış.

18. yüzyılın başlarında ki İspanya Veraset Savaşı‘nın ardından imzalanan “Methuen Anlaşması” ile İngiltere, Fransız şarabına boykot uygulamış ve onun yerine iyi ilişkiler kurduğu Portekiz yani Porto Şarabını ithal etmeye başlamış. Porto’nun bu tarihten sonra yıldızı epey parlamış ve günümüzde şarap konusunda dünyanın en iyi şehirleri arasına girmiş.

Porto tarihindeki önemli olaylar bunlar. Şimdi gelelim günümüze…

Bir nehir, iki şehir.. Porto ve Gaia
Bir nehir, iki şehir.. Porto ve Gaia
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Porto’yu ortasından geçen Douro Nehri ikiye ayırıyor. Aslında ikiye ayırmıyor, nehrin bir tarafı Porto, diğer tarafı ise farklı bir şehir yani Gaia oluyor. Porto’nun old town bölgesi UNESCO listesine alınmış ve gezilecek yerler bu bölgede kalıyor. Gaia’da ise yukarıda bahsettiğim 18. yüzyılda inşaa edilmiş şarap mahzenleri bulunuyor.

porto-ogrenci-kiyafetleri_mini
Porto'da öğrencilerin giydiği kıyafetler

Porto’da kolej öğrencileri “traje académico” adını verdikleri ve fotoğrafta gözüken kıyafetleri giyiyorlar. Bunları giymek zorunlu değilmiş ancak şehirde gezerken pek çok kişiyi bu şekilde görmek mümkün. Eğer Harry Potter filmlerini izlemişseniz ki ben çok iyi bilmiyorum, filmde Hogwarts öğrencilerinin giydiği kıyafetler bunlardan esinlenerek hazırlanmış. Siyah pelerinler Atlantik Okyanusu rüzgarlarından iyi koruyor olmalı 🙂

Klasik Araba ile Şehir Turu
Klasik Araba ile Şehir Turu
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 22.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00625

Porto’yu gezmesi epey zor çünkü yokuşu bol bir şehir. Eğer yorulmadan gezmek isterseniz fiyat/kalite yönünden en iyi alternatif hop on hop offlar olabilir. Ya da farklı bir şey isterseniz, yukarıda gördüğünüz gibi bir klasik araba kiralayabilirsiniz. Bu araçlar şoförle birlikte kiralanıyor ve şehir turu, tam günlük tur, gece turu vb. şeklinde değişiyor. Açıkçası bu tarz şeyi daha önce hiçbir şehirde görmemiştim ve yanımdan geçerken fotoğrafını çektim 🙂 Fiyatlarını biraz araştırdım, örneğin yarım günlük şehir turu (4 saat) kişi başı 80 Euroymuş. Sitesi zaten arabanın üzerinde yazıyor, merak ederseniz ziyaret edebilirsiniz 🙂

Şehiriçi Ulaşım

porto-metro-haritasi_mini
Porto Metro Haritası (bir bölümü, sayfaya sığsın diye kırptım)

Porto’da şehiriçi ulaşım genellikle metro ile sağlanıyor ancak metroya ilk bindiğim sırada epey kafam karışmıştı. Çünkü Porto metrosu tüm ülkelerde alışkın olduğumdan biraz daha farklı geldi. Fotoğrafta gördüğünüz yeşil, kırmızı, mor, turuncu ve mavi hatlar belli bir noktaya kadar aynı çizgide devam ediyor, sonradan hepsi farklı yönlere ayrılıyorlar. Bunun anlamı aynen şu: Birbirine paralel giden metrolar aslında aynı rayı kullanıyorlar. Yani tüm renklerin aslında üst üste olduğunu düşünün. Bunu insanları aktarma yapmaktan kurtarmak için yapmışlar, ilginç olmuş 🙂

Yeme-İçme

porto-francesinha-super-bock_mini
Francesinha ve Super Bock

Porto’ya gelirseniz Francesinha yemeğini ya da diğer söylenişiyle sanvdiçini mutlaka denemeniz gerekiyor. Aslında bunu tüm Portekiz’de bulmak mümkün ancak bu Porto yöresine ait bir yemek. Bizim Bursa’ya gidip iskender yememiz gibi… Francesinha adı Portekizce “Küçük Fransız Kız (little French girl)” anlamına geliyormuş. Fotoğrafta çok kötü çıkmış ancak en altta ince bir ekmek ve üst üste jambon, sosis, biftek, peynir, domates, ekmek ve son olarak yumurta kırılarak yapılıyor, yanında ise patates ile servis ediliyor. Bir de sosu var. Her restoran bu sosu farklı hazırladığı için ve bu o restoranın sırrı olduğu için yemeğin tadı her yerde farklılık gösteriyor. Her şey iyi güzel ancak kötü haber bahsettiğim tüm et çeşitleri, domuz eti. Ben normalde domuz etinin tadını çok beğenmiyorum ancak bu gayet iyiydi 🙂

Gelelim içmeye… Porto’nun şarabıyla meşhur olduğunu zaten söylemiştim. Bu konuya sonra değineceğim ancak öncelikle şehrin yerel birası olan “Super Bock“u mutlaka denemeniz gerekiyor. Her ne kadar Türkçe söylenişi çok iyi durmasa da yapacak bir şey yok, siz deneyin 🙂 Bunu pek çok yerde 1 Euro’ya içmek mümkün (restoranlar, publar vs.).

Majestic Cafe
Majestic Cafe
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00625

Porto’nun en popüler caddesi olan Santa Catarina caddesi üzerinde bulunan Majestic Cafe, dünyanın en iyi ve en eski cafelerinden birisi olma özelliğinde. İlk olarak Elite Cafe adıyla açılmış ve adından anlayacağınız gibi o dönem sadece “elit” kesime hitap ediyormuş. Zamanında pek çok ünlü isim, siyasetçi vb. buraya gelip kahve, bira vb. içmişler. Bu durum zamanla turistlerin de ilgisini çekmiş ve artık sadece elitlerin değil, turistlerin de buraya gelmesinden dolayı adı Majestic olarak değişmiş. Buranın Porto’da oldukça popüler bir cafe olduğunu ve içeceklerin normal bir yerde içeceğinizden pahalı olduğunu hatırlatayım.

Gezilecek Yerler

Porto’da çok fazla gezilecek yer bulunmuyor. Bundan dolayı bana sorarsanız 2 gün kalmak yeterli olacaktır.

Sao Bento Railway Station

Sao Bento Tren İstasyonu
Sao Bento Tren İstasyonu
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Porto’da Campanha ve Sao Bento olmak üzere iki adet tren istasyonu bulunuyor. Campanha istasyonundan ulusal ve uluslararası trenler kalkarken, Sao Bento’dan sadece bölgesel trenler hareket etmektedir. Aynı zamanda şehrin merkezinde yer alan Sao Bento tren istasyonu, Porto’da gezilecek yerlerin başında gelmektedir. Çünkü burada eskiden tarihi bir kilise varmış ancak 1783 yılında tamamen yandığı ve daha sonra eski haline uygun olarak restore edilemediği için onun yerine tamamen yıkılmış. 1900 yılında Portekiz Kralı I. Carlos kalıntıların üzerine bu tren istasyonunun yapılmasını istemiş, hatta ilk taşı da kendisi koymuş.

Tren İstasyonu İçerisinden
Tren İstasyonu İçerisinden
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.04

Tren istasyonunun şehirdeki gezilecek yerlerin başında gelme sebebi ise duvarlarını süsleyen çinileridir.

İstasyonunu baştan sona çevreleyen bu çiniler, Portekiz’in 1900 yılına kadar olan tarihini anlatıyor. Ek bilgi olarak vermek gerekirse, Portekiz çini işine 1900’lerde oldukça önem vermiş. Ancak ülkenin yaşadığı depremler ya da yangınlar gibi afetlerden dolayı, bugün ülke genelinde bu çinilerin en güzel örnekleri Sao Bento tren istasyonunda bulunmaktadır. Ayrıca bu çinilerin her birinin farklı bir anlamı olduğunu hatırlatarak, merak edenlerin free walking tour’lara katılmalarını tavsiye ederim.

Mercado Bolhao

Bolhao Pazarı
Bolhao Pazarı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 28.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.04

Aslında bu tarz pazarlar pek turistlere yönelik değiller ancak Porto’da gezilecek çok fazla yer olmamasından dolayı hem yerel halkın hem de turistlerin epey ziyaret ettiği bir yer. Yerel halk buraya gelip sebze-meyve alışverişini yapıyor, turistler ise acaba yerel halk ne yiyor, ne içiyor, fiyatlar nasıl diye bakmaya geliyor 🙂

Hepimizin bildiği sebze-meyveler haricinde, Atlas Okyanusundan çıkan ve daha önce görmediğiniz pek çok deniz canlısını görmek ve oradaki küçük restoranda tatmak için bu pazara gidebilirsiniz. Aynı zamanda pazar içerisindeki peynir dükkanlarına da giderek farklı tatlardaki peynirleri tadabilirsiniz. Bolhao Pazarı, hafta içi 07 – 17:00 saatleri arasında açık.

Clerigos Tower

Şehrin her yerinden gözüken, Clerigos Kilisesi'nin Çan Kulesi
Şehrin her yerinden gözüken, Clerigos Kilisesi'nin Çan Kulesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 55.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.002

Hayatımda kaç çan kulesine çıktım hatırlamıyorum açıkçası. O dar merdivenleri çıkmayı çok severim ve bacaklarıma da güvenirim. Beni şimdiye kadar hiç yarı yolda bırakmamışlardır 🙂 Porto’ya gelip yapamadan geri döndüğüm en önemli şey maalesef bu çan kulesine çıkamamak oldu. Şehirdeki son günümde ilk olarak buraya çıkmayı planlıyordum ancak işler planladığım gibi gitmedi ve o günün akşamındaki Madrid treninde yer bulamadığım için mecburen şehirden erken ayrılmak zorunda kaldım. Porto’da yapılacak en iyi şey bu çan kulesine çıkmak ve şehri şehirdeki en yüksek yerden seyretmek olacaktır. Fiyatı 3 Euro ve çıkılacak 190 basamak bulunuyormuş 🙁

Çan Kulesi
Çan Kulesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 26.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Kiliseler

Aziz Ildefonso Kilisesi
Aziz Ildefonso Kilisesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 35.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.002

Yukarıdaki kilise sadece bir örnek aslında. Porto’da çok sayıda katolik kilise bulunuyor ve neredeyse tümünün ortak özelliği dışının çinilerle süslenmiş olması. Tıpkı tren istasyonunda olduğu gibi, hepsinin kendi içerisinde bir anlamı var ancak turist olarak detaylı bir şehir rehberi almadan maalesef çoğunu anlamamıza imkan yok. Tabi şehirde bu tarz çok sayıda kilise olduğunu ve bunları sadece dışarıdan seyretmenin yeteceğini belirteyim. Yani içlerinde özel bir şey bulunmuyor, dışarıdan fotoğraflasanız yeter. Bu arada yukarıdaki Ildefonso Kilisesi, birazdan bahsedeceğim katedralden sonra şehirdeki en çok ziyaret edilen kiliseymiş.

Porto Cathedral

Porto Katedrali
Porto Katedrali
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.004

Girişte I. John ile Philippa’nın bu katedralde evlendiğini söylemiştim. Porto Katedrali’nin diğer bir özelliğiyse şehrin en eski yapısı olmasıymış (13. yüzyıl). Ayrıca eğer Portekiz’in başkenti Lizbon‘u da ziyaret ederseniz aynısını göreceksiniz 🙂 Hatta aşağıya onun da fotoğrafını ekleyeyim:

Lizbon Katedrali
Lizbon Katedrali
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00625

Lizbon Katedrali, Lizbon’un ayakta kalan en eski yapısı. Büyük depremden tamamen yıkılmadan kurtulan ender yapılardan birisi. Şehir hristiyanların eline geçtikten sonra 11. yüzyılda burada bulunan cami yıkılarak onun kalıntıları üzerine yapılmış. Sonraki yıllarda restore edilmiş. Bu nedenle dış cephesinde oldukça farklı mimariler barındırıyor. İçerisine giriş ücretsiz ancak içeride görülecek çok da önemli bir şey yok.

Şimdi Porto Katedrali ile Lizbon katedrali arasındaki 7 farkı bulunuz 🙂

Katedralin yanından nehir kıyısına giden dar sokaklar..
Katedralin yanından nehir kıyısına giden dar sokaklar..
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.004

Dom Luis I Bridge

I. Luis Köprüsü
I. Luis Köprüsü
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Sanırım Porto’nun sembolü Douro Nehri üzerine kurulmuş olan ve Porto ile Gaia şehirlerini birbirine bağlayan bu kemer köprü. Tarihi çok çok eskiye gitmesine rağmen, günümüzdeki bu demirden köprü 1886 yılında yapılmış. Köprüyü yapan firma ise Gustave Eiffel şirketi, yani Paris‘te ki Eyfel Kulesini yapan şirket. Köprünün Eyfel’den önce yapılmış olmasından dolayı, Porto’nun ve Porto’luların en çok önem verdiği yapıların başında geliyor. Gustave Eiffel firması ise sanırım sadece demirden şeyler yapıyor olacak ki, Lizbon’a da zamanında demirden bir asansör yapmışlar…

Neyse, köprü yapıldıktan sonra adı “Dona Maria Pia Köprüsü” imiş ancak sonradan I. Luis’in karısı tarafından I. Luis Köprüsü olarak değiştirilmiş. Böylelikle daha kısa bir ada sahip olmuş 😀 Yani karısı köprüye Kral I. Luis’in tam adını da verebilirmiş ancak yapmamış:

Kısaca: I. Luis, Tam adıyla: Luís Filipe Maria Fernando Pedro de Alcântara António Miguel Rafael Gabriel Gonzaga Xavier Francisco de Assis João Augusto Júlio Valfando de Saxe-Coburgo-Gotha e Bragança

Ad olarak I. Luis köprüsü iyidir 🙂 Köprünün aşağısında, nehir kıyısında çok sayıda cafe ve restoran bulunuyor. Eğer şehirde bol bol turist görmek isterseniz köprünün altına gidebilirsiniz. Buradaki cafe/restoranların normalden daha pahalı olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım.

Gaia Şehri (Vila Nova de Gaia)

Gaia Şehri ve Şarap Mahsenleri
Gaia Şehri ve Şarap Mahsenleri
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 55.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Nehrin diğer tarafının başka bir şehir olduğunu birkaç sefer belirtmiştim. Gaia’da gezilecek bir yer bulunmuyor ancak meşhur Porto şarabı nehir kıyısında yan yana bulunan yerlerde yapılıp, yine burada bulunan kilerlerde depolanıyor. Elinizde iki seçenek var: Ya Porto’da kalıp bir pubda farklı tadlarda şarapları deneyeceksiniz, ya da düzenlenen ücretli/ücretsiz walking tourlara katılarak Gaia’da şarap mahzenlerini (ya da mahsenlerini?) gezip, buralarda ki şarapları tadacaksınız. Turlarla ilgili bilgiyi konaklayacağınız otel/hostelden ya da tourist informationlardan alabilirsiniz. Seçim sizin 🙂 Ben hangisini yaptım? İkisini de yapmadım ama siz bana bakmayın 😀


Portekiz’in ikinci büyük şehir Porto ile ilgili anlatacaklarım bu kadar. Bunları şöyle bir toparlayacak olursam, benim için 28 günün getirmiş olduğu “rutinlik” ve yorgunluk yüzünden maalesef Porto’yu çok fazla keşfetme fırsatım olmadı. Ancak zaten görülecek çok da fazla birşeyi de bulunmuyor. Buraya kadar gelmişken şöyle bir okyanusa girebilirdim, niyetim de vardı ancak hava aşırı rüzgarlıydı. O yüzden onu da yapamadım 🙁 Neyse, fazla uzatmayacağım, Porto’ya gelirseniz yine de çok büyük beklentilerle gelmeyin. İyi gezmeler!

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

1 Yorum

  • Cevap Yaz pelin 17 Şubat 2016 at 14:06

    gecen ekimde lizbona gittim gercekten cok begendim. ama hep aklimda Portoda vardi artik sizin yazilariniza danisacagim rehber olarak.