Lviv Gezilecek Yerler

Doğu Avrupa turizminde son yılların en popüler şehirlerinden biri olan Lviv, Ukrayna’nın batısında yer alan 720 Bin kişinin yaşadığı bir şehirdir. Merkezinde yer alan 2 Bin’den fazla tarihi yapıyla UNESCO kültür varlıkları listesinde bulunan şehir; müzeleri, birbirinden farklı mimari tarzdaki evleri, kiliseleri, heykelleri, ucuzluğu ve gece hayatıyla başkent Kiev’den sonra ülkenin en turistik ikinci şehridir. Bu yazımda Lviv’de gezilecek yerleri bulabilirsiniz.

Giriş

Lviv’e daha önce gelmiş ve sadece havalimanını kullanmıştım. O günden beri hep seyahat planlarım arasına almaya çalışıyordum ancak konumu nedeniyle tekrar gelmeye hiç fırsatım olmamıştı. Sonunda 3 ay süren Doğu Avrupa seyahatim sırasında zaman ayırarak ziyaret ettim. Daha önce buraya gelen arkadaşlarım bana gezilecek fazla yerinin olmadığını, 1 günde gezilebildiğini söylemişlerdi.

Şehirde geçirdiğim 5 günün ardından rahatlıkla şunu söyleyebilirim: Lviv tamamen kişisine göre bir şehir. Burada herkesin seveceği mutlaka bir şeyler vardır. Bazı turistler Gotik, Rönesans, Barok ve Klasisizm mimarisindeki evleri, bazıları müzeleri, kimisi kiliselerini, bazıları ise şehir yaşamını ve gece hayatını beğenebilir. Ben ortaya karışık gezdim ve adım adım, belli bir gezi rotasına bağlı kalarak anlatacağım. Şehir tarihiyle ilgili bilgileri yer yer yazının devamında bulabileceksiniz:

King Danylo Halytsky Monument

King Danylo Halytsky Monument

Lviv’de gezmeye başlamak için pek çok nokta var. Ben elimdeki kitapçığa bağlı kalarak, önce şehrin kurucusu Danylo Halytsky‘ın 2001 yılında yapılan heykeliyle gezmeye başladım. Kendisi, Galiçya Kralı olarak Lviv dahil pek çok yeni şehir kurmuş ve diğer şehirlerin gelişmesine destek olmuş bir kral. Lviv’i kurduktan sonra buraya oğlunun adını vermiş (Lev veya Leo).

Ayrıca eğer şehre uçakla gelirseniz, ineceğiniz havalimanı şehrin kurucusunun adının verildiği havalimanı olacak (Lviv Danylo Halytskyi Uluslararası Havalimanı).

Bernardine Cathedral

Bernardine Cathedral

Heykelin arka tarafında şehrin en önemli dini yapılarından biri olan Bernardine Katedrali bulunuyor. 1460 yılında ahşaptan yapılan katedral, çıkan yangınlardan dolayı 1600’lerde tamamen yenilenmiş. Şehir surlarının içerisinde yer aldığı için günümüze kadar fazla hasar almadan ulaşabilmiş.

Bernardine Cathedral
Bernardine Cathedral

Katedrali yenileme çalışmaları sırasında mimarın hayatını kaybetmesi tüm çalışmaları durdurmuş. Kısa bir süre sonra Polonya Kralı III. Sigismund şantiyeyi ziyaret ederek katedralin tamamlanmasını istemiş. 1630 yılında tamamlanan çalışmaların ardından ortaya oldukça etkileyici bir Barok kilise çıkmış. Katedralin içerisinde 18. yüzyıldan kalma çok sayıda oyma sunak ve heykel bulunuyor. İçeriye giriş ücretsiz.

Hlyniany Gate

Hlyniany Gate

Manastırın arkasında Orta Çağ’dan günümüze ulaşan Lviv şehir surlarının bir bölümü bulunuyor. 8 metre yüksekliğindeki surlar, Lviv’in düşman tarafından en çok kuşatıldığı bölge olduğu için oldukça güçlü inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşabilmiş. Hlyniany Kapısı, adını Lviv yakınlarındaki Hlyniany şehrinden alıyor. Geçmişte bu kapı Lviv’in İstanbul’a açılan kapıymış.

City Arsenal

City Arsenal

Sırada Lviv’in en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan cephanelik müzesi var. Tarih boyunca Doğu ve Batı’nın ana ticaret yollarının kesişim noktasında kalan Lviv, geçmişte çok sayıda kuşatma yaşadığı için silah üretimi yapabilmek ve bunları depolayabilmek için 1555 yılında yeni cephanelik binası inşa edilmiş. Çok sayıda silah düşük maliyetlerle üretilerek cephanelikte saklanmış. Bu da şehrin savunulmasında oldukça etkili olmuş.

Silah Koleksiyonu
Zırh Koleksiyonu
Kamçı, 16. yy - Avrupa

Eski cephanelik binası 1981 yılında müzeye dönüştürülmüş. Ukrayna’nın ilk ve tek silah müzesinde 30’dan fazla ülkede yapılmış binlerce silah sergileniyor. Bunlar kronolojik sıraya göre 11. yüzyıldan başlayarak, 20. yüzyıl ateşli silahlarına kadar devam ediyor. Pek çok silah değerli metal, kıymetli taş, fildişi, inci ve mercan ile dekore edilmiş. Özellikle Osmanlı yapımı kılıç ve ateşli silahlar kendini hemen belli ediyorlar. Müze ortalama 1 – 1 buçuk saat arasında gezilebiliyor ve giriş fiyatı 30 Grivna.

Jewish District

Jewish District

Müzenin arka tarafında Lviv’in kurulduğu günden beri var olan eski Yahudi yerleşim bölgesi bulunuyor. 1555 yılında, şehir Lehistan-Litvanya Birliği’nin bir parçasıyken Polonyalı Isaac Nachmanowicz bu bölgeden toprak satın alarak ev ve sinagog yaptırmış. Yüzyıllar boyu Yahudiler için ibadet yeri olan sinagog, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından tamamen yıkılmış. Günümüzde sinagogun kalıntıları ve Lviv’li Yahudilerin hikayelerinin bulunduğu anıt plakalar bulunuyor.

Jewish District

… Annem (askerler tarafından) alınmıştı. Pencereden her şeyi gördüm. 13 yaşındaydım. Artık çocuk değildim. Babamı annemin peşinden koşarken gördüm. Orada ne olduğunu anladım. Annemin kıyafeti hala gözlerimin önüne geliyor, onun yüksek topukları… – Inka Katz.

Dormition Church

Dormition Church

Sırada Lviv’in en iyi Rönesans mimarisindeki kilisesi olan Dormition Kilisesi var (Dormition, Hz. Meryem’in dünyevi hayattan ayrılarak cennete alınışı – 15 Ağustos). Geçmişte aynı yerde bulunan kilisenin yıkılmasıyla, Yunan tüccar Constantine Corniaktos’un bağışlarıyla 1629 yılında bu kilise inşa edilmiş.

66 metre yüksekliğindeki kulesi, Lviv şehir merkezindeki en yüksek yapı olma özelliğinde. 1672 yılındaki Osmanlı kuşatması sırasında kuleye isabet eden bir top, üst bölümün çökmesine sebep olmuş. Bu olayın ardından yeni bir kat daha eklenmiş (kırmızı – kırmıız – kırmızı – yeşil diye gidiyor). Ayrıca  1704 yılında, Büyük Kuzey Savaşı sırasında kuleden fırlatılan bir ok, İsveç kralı XII. Karl’ın (Demirbaş Karl) şapkasına isabet etmiş. Bu da ilginç bir bilgi…

Dormition Church

Kilisenin 3 Aziz Şapeline giriş ücretsiz.

Gunpowder Tower

Gunpowder Tower

Kilisenin tam karşısında 1554 yılında yapılan barut kulesi bulunuyor. Adından da anlaşılacağı gibi savaş zamanlarında barut ve silahların, barış zamanlarında tahılların depolandığı kule; dışarıdan bakıldığında oldukça geniş gözükmesine rağmen 3 metrelik kalın duvarları nedeniyle oldukça küçük bir yapıdır.

Gunpowder Tower

Kulenin önünde 19. yüzyılda yapılarak buraya konulmuş 2 uyuyan aslan heykeli bulunuyor. Sanırım bunlar Lviv’de en çok selfie’nin çekildiği heykeller olsa gerek…

Dominican Church

Dominican Church

Dominican Church, Macar Prenses Konstanzesi’nin evinden çok uzakta olmasından dolayı ibadet edebilmek için 13. yüzyılda yaptırdığı bir kilise. İlk olarak ahşaptan yapılan kilise, zamanla yanarak 1764 yılında geç-Barok tarzında yeniden inşa edilmiş.

Dominican Church

2. Dünya Savaşı sırasında depo olarak kullanıldığı için içerisindeki pek çok değerli fresk ve eşya çalınmış. Bu nedenle oldukça sadece bir iç dekorasyonu bulunuyor. Kiliseye giriş ücretsiz.

Pharmacy Museum

Pharmacy Museum

Kilisenin ilerisinde Lviv’in en eski eczane binası bulunuyor. Adı “Under Black Eagle (Kara Kartalın altında)” olan eczane, ilk olarak 1735 yılında açılmış ve günümüzde hala hizmet veriyor. Bir kısmı ise müzeye dönüştürülmüş. İçeride tıbbi malzeme ve ilaçlar sergileniyor. Ben ziyaret etmedim.

 

Market Square

Market Square

Ve şehrin en kalabalık ve turistik yeri olan eski pazar meydanına geldik. 14. yüzyılda, Polonya Kralı III. Kazimierz Lviv şehir merkezini bu bölgeye taşıyarak yeni bir şehir planı hazırlatmış. 142 x 129 metrelik kare plana sahip meydanın etrafına ilerleyen yüzyıllarda Rönesans mimarisinde evler yapılmış. Günümüzde bu evlerin alt katlarında çok sayıda cafe ve restoran bulunuyor. Şehirde kahve içmek veya yemek yemek için en ideal yerlerden birisi.

Diana
Neptün
Amphitrite

Meydanın 4 bir köşesinde Yunan mitolojisinden Neptün, Diana, Amphitrite ve Adonis’in heykelleri bulunuyor. Bunlar meydanda en çok fotoğrafı çekilen şeyler sanırım 🙂

Town Hall

Town Hall

Şehir merkezi bu bölgeye taşındıktan hemen sonra, 1357 yılında meydanın tam ortasına belediye binası yapılmış. Ancak bu bina çok sayıda yangın, savaş ve afete dayanamayarak her seferinde yıkılmış ve yeniden yapılmış. Günümüz belediye binasının inşaa tarihi 1835.

Town Hall

Binanın 65 metre yüksekliğindeki (çan) kulesine çıkılabiliyor. Burası panoramik olarak harika old town manzarası sunuyor. Şehirde ne kadar çok kilise olduğunu en iyi buraya çıkınca anlıyorsunuz 🙂 Fiyatı 20 UAH.

Not: Belediye binasından içeriye girdikten sonra gözünüzü dört açarak yönlendirme oklarını takip edin. Bu sayede kuleye ulaşabilirsiniz. Çünkü içerisi oldukça karışık. Buranın önceliğinin “turistler kuleye çıksın” değil, şehrin yönetimi olduğunu ve resmi işi olan insanların geldiğini unutmayın 🙂

Historical Museum

Historical Museum

Meydanda bulunan evlerden birinde Ukrayna’nın en büyük müzelerinden biri olan tarih müzesi var. Geçmişte belediye binası arşivi olarak kullanılan bina müzeye dönüştürülmüş ve yapılan bağışlar ile birlikte satın almalarla 330 Bin’den fazla objeye ev sahipliği yapan kocaman bir müze haline gelmiş.

Historical Museum

Müzede şehrin kuruluşundan 20. yüzyıla kadar sürede çok sayıda eser sergileniyor. Arkeoloji, nümismatik (para), kumaş, metal, resim, kitap, silah, müzik aleti, saat vb. sergi koleksiyonundan sadece birkaçı.

Historical Museum
Historical Museum

Müzenin 2. katında “Kraliyet Salonu” sergisi var. Burası müzenin en özel bölümü olduğu için ayakkabıları çıkarıp geziyoruz 🙂 Klasisizm tarzda iç dekorasyona sahip bölümde, 16 – 19. yüzyıllar arasından kalma çok sayıda mobilya, resim, heykel, saat, müzik aleti ve porselen sergileniyor.

Tarih Müzesi ve Ben

Müzenin bir başka özel bölümüyse “Italian Courtyard” olarak geçen avlu. 16. yüzyılda, İtalyan Rönesans mimarisinde 3 katlı galerilere sahip olarak yapılan avlu, Lviv’in en özel yerlerinden birisi (sanırım Instagrama en çok fotosu atılan yer). Yazının yukarılarında pazar meydanında yapılacak en iyi şeyin burada bir şeyler yiyip içmek olacağını söylemiştim. İşte onu bu avludaki restoranda yapabilirsiniz 🙂

Tarih müzesine giriş fiyatı + fotoğraf çekme izni 55 UAH.

Opera House

Opera House

Lviv Opera Binası, 1900 yılında Neo-Rönesans tarzda inşa edilen bir başyapıttır. 19. yüzyılın sonunda, Galiçya’nın başkentine büyük bir tiyatro binası yapılmasına ihtiyaç duyulmuş ve bunun için yarışma düzenlenmiş. Çok sayıda başvuru arasından Polonyalı Zygmunt Gorgolewski‘nin tasarımı seçilerek günümüz opera binası inşa edilmiş. Yarışmaya başvuranlar arasında Avrupa’nın pek çok şehrine opera binası yapan Fellner & Helmer de varmış ancak onların tasarımı seçilmemiş.

Opera House

Oldukça karışık ve bir o kadar da ilgi çekici dış mimariye sahip bina, sevinç ve sefaleti anlatan çok sayıda heykel ve kabartmayla süslenmiş. Sanırım şehirdeki en ilgi çekici mimariye sahip yer burası. Eğer etkinliklerle ilgili bilgi almak isterseniz https://opera.lviv.ua/ adresine bakabilirsiniz.

National Museum

National Museum

Opera binasının ilerisinde ulusal müze bulunuyor. Burada 12 – 18. yüzyılları kapsayan 140 Bin’den fazla ikona, el yazması kitap, dekoratif sanat eseri, altın ve gümüş işlemeli kumaşlar sergileniyor. Hepsinin dini objeler olduğunu belirteyim (Hristiyanlık ile ilgili).

National Museum

Oldukça büyük müzeye giriş fiyatı 15 Grivna.

Taras Shevchenko Monument

Taras Shevchenko Monument

Opera binası ve ulusal müzenin olduğu caddenin ortasında, Ukrayna tarihinin en önemli şair ve ressamı Taras Şevçenko’nun ilginç heykeli bulunuyor. Ön tarafta Ukrayna dili ve edebiyatının en önemli ismi Şevçenko’nun heykeli, arkasında ise 12 metre yüksekliğindeki ulusal canlanmayı simgeleyen çelik rölyef bulunuyor.

Anı Müzeleri

Olena Kulchytska Museum
Oleksa Novakivskyi Museum
Leopold Levytsky Museum
Solomiya Krushelnytska Museum

Ivan Franko Parkı’nı geçtikten sonra birbirlerine oldukça yakın konumda 4 tane anı müzesi bulunuyor:

  • Olena Kulchytska (1877 – 1967): Ressam
  • Ołeksa Nowakiwski (1872 – 1935): Ressam
  • Leopold Levytskyi (1906 – 1973): Grafik sanatçısı
  • Solomiya Krushelnytska (1872 – 1952): Şarkıcı

Müzeleri ayrı ayrı anlatmaya gerek duymuyorum. Bu kişilerin hepsi yaşamlarının bir döneminde bu evlerde yaşamış ve sanatlarını icra etmişler. Müzelerde hepsiyle ilgili detaylı bilgi bulabilir ve çalışmalarını görebilirsiniz.

St. George’s Cathedral

St. George's Cathedral

St. George (Yorgi) Katedrali, Opera binasından sonra benim şehirdeki en sevdiğim mimari yapı oldu. Şehrin koruyucusu Yorgi’ye adanan katedral, daha önce 2 defa yapılmış ancak yüksek bir tepede bulunması nedeniyle her seferinde şehri kuşatan düşmanların saldırısına uğrayan ilk yer olmuş.

St. George's Cathedral

Günümüz katedrali Barok ve Rokoko karışımı mimariyle 1760 yılında yapılmış. Ben her ne kadar içerisini beğenmesem de, gerçekten olağanüstü bir dış mimariye sahip. Eğer opera binasını severseniz, buraya da uğramanızı öneririm. Ziyaretim sırasında çok sayıda tur otobüsü buraya gelmişti. Katedrale giriş ücretsiz.

Prison at Lackiego Street

Prison at Lackiego Street

Sırada, Lackiego Sokağı’nda bulunan eski hapisane binası var. Her şeyden önce sokağın ismi 1672-76 Polonya-Osmanlı Savaşı sırasında, Lviv’in kuşatılmasının ardından Polonyalı savaş kahramanı Eliasz Lacki’den geliyor. Fotoğrafta gördüğünüz bina 1890 yılında yapılmış ve Ukrayna Milliyetçileri Organizasyonu ile Batı Ukrayna Komunist Partisi gibi “hükümet karşıtı” örgütlerle mücadele verebilmek için karargâh olarak kullanılmış.

Hapisane koridoru

Siyasi kişiler için gayriresmi sorgulamaların ve tutuklamaların yapıldığı hapisane, 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler’in gizli polis örgütü Gestapo tarafından, savaşın ardından ise Sovyetler döneminde KGB binası olarak kullanılmış.

Tuvalet

Lviv halkı burası için bir lakap takmış: “gidenin geri dönmediği yer“… Savaş boyunca ve sonrasında 20 Bin kişinin burada hapsedildiği, kurşuna dizildiği ve yakıldığı tahmin ediliyor.

Hücre

Ziyaretim sırasında binanın avlusunda kazı çalışmaları yapılıyordu. Günümüzde hala avludan mahkumların kemikleri ve eşyaları çıkarılıyor 🙁

Müzede bazı mahkumların resimlerini, hayat hikayelerini görebilir ve hapsedildikleri, sorgulandıkları, kaldıkları ve kurşuna dizildikleri hücreleri görebilirsiniz. İçeriye giriş ücretsiz.

Lychakiv Cemetery

Lychakiv Cemetery

Sırada şehrin en ilginç yerlerinden birisi var: Lychakiv Mezarlığı… 18. yüzyıla kadar Lviv sakinleri şehir merkezinde bulunan tapınaklara gömülürmüş. Defnedilen insan sayısı artınca şehirde veba salgını baş göstermiş ve Avusturya İmparatoru II. Josef, 1874 yılında merkezdeki mezarların şehir dışına taşınmasını emretmiş. Bu süreçte 4 yeni mezarlık yapılmış. Lychakiv Mezarlığı, bu yeni mezarlıklar arasında “elit” insanların gömüldüğü yer olmuş.

Günümüzde 40 hektarlık alana yayılmış mezarlıkta 3000’den fazla sanatsal değeri olan mezar bulunuyor. Öyle ki, Avrupa’nın çeşitli şehirlerinden sadece burası için turlar düzenleniyor. Ziyaretim sırasında kapının önünde 5 tane tur otobüsü görmüştüm. Ayrıca bazı geceler de ziyarete açık. Giriş fiyatı 40 UAH.

High Castle

High Castle

Lviv’in en yüksek noktası olan High Castle (Yukarı Kale), inanılışa göre Halytskyi tarafından şehrin kurulduğu yermiş. Etrafı ahşap surlarla çevrili olan tepe, 100 yıl sonra III. Kazimierz tarafından taş bloklar kullanılarak yeniden inşa edilmiş. Bu süreçte şehir merkezi pazar meydanına taşınmış.

High Castle ve Ben

Yüzyıllar boyunca şehrin savunulmasında önemli pay sahibi olan kale, Büyük Kuzey Savaşı sırasında tamamen yıkılmış. Günümüzde neredeyse hiç kalıntısı kalmadığı için, şehri ziyaret eden turistler tarafından manzarayı seyretmek üzere çıkılıyor. Ancak benim şanssızlığıma, ziyaret tarihimde yoğun sis olduğu için hiçbir yeri görememiştim 🙂 Bu bölgeye geldiğinizde döne döne en tepe noktaya çıkabilirsiniz.

Art Gallery

Lviv’de bahsedeceğim son yer, Ukrayna’nın en geniş sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapan sanat galerisi. Burada 60 Bin’den fazla (!) Polonya, İtalya, Fransız, Alman, Hollandalı, İspanyol, Avusturyalı ve diğer Avrupalı sanatçıların çalışmaları sergileniyor.

Avusturya İmparatoriçesi Elizabeth (nam-ı diğer Sisi) portresi
Çiçek tacı takan kız
Art Gallery
Ressamın kızları - 1879, Jan Alojzy Matejko (Polonya)
Çölde Namaz - 1887, Tadeusz Adjukiewicz (Polonya)
Türk kadınları camide, 1870 - Stanislaw Chlebowski (Polonya)
Sultan I. Bayezid (Yıldırım Bayezid), Ankara Savaşı Muharebesi sonrasında Timur'un tutsağıyken - 1878, Stanislaw Chlebowski (Polonya)
Hz. İsa ve Samiri Kız - 1890, Henryk Siemiradzki (Polonya)
Lviv Art Gallery
Lviv Art Gallery

Sanat müzesine giriş fiyatı 45 UAH. Ben çok beğendim.


Özet

Lviv’de gezdiğim yerler bu kadardı. Anlattıklarım dışında gezilebilecek birkaç kilise ve müze daha bulunuyor. Ayrıca şehir merkezinde çok sayıda bronz heykel var. Bunların yanında bol bol fotoğraf çektirebilirsiniz 🙂 Lviv’e seyahat edeceklere şimdiden iyi seyahatler dilerim!

Kaynaklar:

Yorum Yaz

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yorumu yazarak katkıda bulunabilirsin.