Şu yazıyı okuyorsun: Sintra Gezi Rehberi
Portekiz 02 Haziran 2015

Sintra Gezi Rehberi

Portekiz’in Büyük Lizbon bölgesinde bulunan Sintra, yüksek tepelerin ortasına kurulmuş ve özellikle 19. yüzyılda başlayan “romantizm” akımına göre yapılmış ev ve sarayların bulunduğu, aynı zamanda UNESCO kültür mirası listesinde yer alan bir şehirdir. Bu yazımda Lizbon’a trenle 45 dakika mesafede bulunan ve bana sorarsanız Portekiz’de gezilecek en güzel şehir olan Sintra ile ilgili notlarımı okuyabilirsiniz.

Oteller

Booking.com

Sintra Hakkında

AmelieSintra’yı anlatmaya tarihinden başlamak gerekirse; yapılan arkeolojik kazılar sonucunda bölgede yaşam ilk kez Paleolitik Çağda (eski taş çağında) başladığı belirlenmiş. Roma İmparatorluğu döneminde ise şehirleşme başlamış, ardından Müslümanların egemenliğine geçmiş… Reconquista döneminde ise VI Alfonso tarafından fethedilerek Portekiz Krallığı’na bağlanmış. 1755 yılındaki Büyük Lizbon Depreminden o da büyük zarar görmüş ve 18. yüzyılda tüm yerleşim yerleri yeniden onarılmış.

Soldaki fotoğrafta gördüğünüz kişi ise bir prenses. Prenses Amelie. Kendisi Portekiz Krallığı’nın son prensesiymiş ve 1910 yılındaki Portekiz devriminden sonra sürgüne gönderilmiş. Sürgünden önceki son gecesini ise yazının en altında bahsettiğim Pena Sarayında geçirmiş. Portekiz’de ki devrimin sebebini, neden krallıktan cumhuriyet rejimine geçtiklerini de böylelikle anlamış olduk 😀

Amelie, Portekiz’den ayrıldıktan sonra Fransa’ya yerleşmiş ve hayatının büyük bir bölümünü orada geçirmiş. 2. Dünya Savaşı sırasında Portekiz hükümeti onu ülkeye geri çağırmış ancak kabul etmemiş. Son Portekiz ziyaretini ise 1945 yılında, savaş sona erdikten sonra yapmış ve 1951 yılında hayatını kaybetmiş…

Sintra’ya Ulaşım

Sintra’ya ulaşımın en kolay yolu, Lizbon’un merkezindeki “Rossio Tren İstasyonundan” kalkan trenlere binmek. Trenler her 20 ya da 30 dakikada bir kalkıyorlar ve gidiş-dönüş fiyatı 4.10 euro. Biletler istasyondaki makinalardan ya da gişeden alınabiliyor. Benim InterRail biletim olduğu için bedavaya gittim. Eğer InterRail biletiniz varsa turnikelerin orada bulunan görevliye biletinizi gösterin, o size kapıyı açacaktır. Tek sorun, görevli her zaman orada olmuyor 🙂

Not: Almış olduğunuz bileti sakın atmayın. Çünkü Sintra’ya gittiğiniz zaman ya da Lizbon’a geri döndüğünüzde turnikelerden çıkabilmek için o biletleri tekrar okutuyorsunuz. InterRail biletiyle ilgili ikinci sorun da bu. Sintra tren istasyonundan çıkarken iki tane kapı bulunuyor. Birinci kapıyı düğmeye basarak açıyorsunuz, ikinci kapıyı ise tren biletini okutarak açıyorsunuz. Bende interrail bileti olduğu için haliyle ikinci kapıyı açamadım ve iki kapı arasında sıkışıp kaldım 🙂 Görevli biri falan da yoktu. Orada “acil durum çağırısı” butonu vardı, ona basarak bekledim ve 3-4 dakika sonra kapı kendiliğinden açıldı. Açıkçası bana çok saçma geldi çünkü trende zaten bilet kontrolü yapılıyor, birde çıkarken neden bileti okutuyoruz ki? Neyse, devam edelim..

Şehiriçi Ulaşım

Sintra, tepelerin ortasına kurulmuş ve gezilecek bazı yerler tepelerin zirvesinde bulunuyor. Buralara SAKIN yürüyerek çıkmaya çalışmayın çünkü oldukça dik, dönemeçli ve yürüyebilmeniz için fazla alan yok. Sürekli arkadanızdan araba, otobüs vb. geldiği için bi köşeye sıkışarak onların geçmesini bekliyorsunuz. Çok yorucu ve çok tehlikeli. Kesinlikle yürüyerek çıkılmasını tavsiye etmiyorum. Bunun yerine toplu taşıma (otobüs) kullanabilirsiniz. Bunun detayını yazımın devamında vereceğim.

Old Town yolları (kaleye çıkış değil)
Old Town yolları (kaleye çıkış değil)
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.033333333333333

Gezilecek Yerler

Sintra, günübirlik gelinecek bir şehir olmasından dolayı, tahmin edebileceğiniz gibi benim de seyahat ettiğim Pazar günü inanılmaz kalabalıktı. İnsan kalabalığının yanında bir de kişisel araçlarıyla gelen insanlar vardı ki hem de çok sayıda… Bunu özellikle belirtiyorum çünkü şehirde yayaların yürüyebileceği kaldırımlar son derece kısıtlı, yani yok denecek kadar neredeyse. Bu yüzden arabalara dikkat ediniz ve imkanınız varsa mutlaka hafta içi bir gün gidiniz.

Sintra Haritası
Sintra Haritası

Sintra’ya geldikten sonra ilk işiniz turist informationdan şehir haritası almak olsun. Ardından aşağıya yazdığım “gezilecek önemli yerlerin” nereler olduğunu harita üzerinde işaretlettirin. Müzelere giriş biletini isterseniz turist infodan alabilirsiniz ancak tavsiye etmem. Oradan alırsanız %5 indirimli alıyorsunuz ancak size müzenin planını gösteren haritalardan vermiyorlar. Bu çok önemli. Şehir haritasını aldıktan sonra, yukarıdaki fotoğrafta işaretlediğim Old Town bölgesine 15 dakika kadar yürüyün ve ilk olarak National Palace’ı ziyaret edin. Sakın otobüse binmeyin, yürüyün.

National Palace

Sintra Ulusal Sarayı
Sintra Ulusal Sarayı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.00125

Sintra Ulusal Sarayı ya da diğer adıyla Şehir Sarayı, Sintra’nın old town bölgesinde kalan ve tarihi 10. yüzyıla kadar giden eski bir saray. İlk olarak şehir müslümanların elindeyken yapılmış, ardından gelen Portekiz kralları tarafından yenileme çalışmaları yapılmış. Bugünkü görünümünün bir bölümü ise 1385 yılında Portekiz Kralı I. John döneminde almış. 16. yüzyıla, yani Keşifler Çağına gelindiğinde ise Portekiz Krallığı’nın zenginleşmesinden bu sarayda nasibini almış. Yani tamamiyle yenilenerek genişletilmiş… Bu yenileme çalışmaları gotik tarzın devam olan Manuelin mimarisi ve müslüman mimarisi olan Müdeccen (Mudéjar) tarzında yapılmış. 16. yüzyıldan itibaren 1880 yılına kadar kraliyet ailesi tarafından yazlık saray olarak kullanılmış. 1910 yılında, Portekiz Cumhuriyeti’nin ilanından sonra ise ulusal varlık listesine alınmış ve sonraki yıllarda müzeye dönüştürülmüş.

Odalara verilen hayvan ismi geleneği, saray yenilendikten sonra da devam etmiş. Ayrıca içerisinde çok sayıda oda olduğunu belirterek, sadece ilgimi çeken ya da önemli olduğunu düşündüklerimi aşağıda görebilirsiniz.

Ulusal Saray, ziyaretim sırasında oldukça kalabalık olduğu için zar zor fotoğraf çekebildim. Çok sayıda odası olduğunu ve sadece birkaçını ekleyebildiğimi tekrar hatırlatayım. Saraya giriş fiyatı 10 Euro. Bence “mutlaka ziyaret edin-lik” bir durumu yok. Zamanınız ve paranız varsa ziyaret edebilirsiniz 🙂

Quinta da Regaleira

Regaleira Sarayı (ve bahçesi)
Regaleira Sarayı (ve bahçesi)
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Regaleira Sarayı, Sintra’nın en turistik ve en güzel yeridir. İlk olarak 1697 yılında yapılmış ve 19. yüzyıla kadar dönemin zengin tüccar ve aileleri tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmış. Son olarak 1892 yılında Carvalho Monteiro isimli bir Portekizli entomolojist (böcek bilimcisi) tarafından satın almış. Monteiro, İtalyan bir mimarla anlaşıp sarayı baştan yaptırmış ve günümüzdeki şeklini bu tarihlerde almış. 1910 yılında tamamlanan sarayın mimarisi roma, gotik, rönesans ve manuelin tarzlarında yapılmış. 1942 ve 1987 yıllarında ise tekrar başka aileler tarafından satın alınmış. Son olarak ise 1998 yılında restore edilerek halka açılmış.

Şömine, saray içerisinden
Şömine, saray içerisinden
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.1

Saray 5 kattan oluşuyor ve tüm katlar ziyarete açık. İçerisini gezerken pek çok sefer “şöyle bi evde yaşasam keşke” dedim kendi kendime 🙂 İçeriyi hızlı bir şekilde gezdikten sonra, sarayın balkonunda biraz dinlendim ve ardından parkı keşfetmeye çıktım.

Parkta pek çok birbirine bağlı yeraltı tüneli bulunuyor. Tünellere girip kaybolmak ve nereye çıkacağını bilmemek bambaşka bir deneyim 🙂 İçerisinin kapkaranlık olduğunu ve önünüzü göremediğinizi belirteyim. Bu nedenle cep telefonu flaşı hayat kurtarıyor 🙂
Kuyu
Kuyu
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.25

Google’a “Portugal attractions” gibi kelimeler yazarsanız, ilk sırada yukarıdaki kuyunun çıkması muhtemeldir. Gerek parkın, gerekse tüm Portekiz’in en ünlü şeylerinden birisi bu kuyudur. Her ne kadar kuyu denilse de, içerisinde su yok… Sadece törenlerde kullanılması amacıyla yapılmış. Çok anlamam ancak sarayda Tarot falı bakılmadan önce burada bir seremoni gerçekleştirilip yer altı tüneliyle saraya geçilirmiş…

Kuyunun zeminden üst bölümü
Kuyunun zeminden üst bölümü
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 200
  • 1/0.25

Buraya gelipte bi yukarıdan, bi aşağıdan fotoğraf çekmezseniz olmaz 🙂 Parkta aynı zamanda bir adet “bitmemiş kuyu (unfinished well)” bulunuyor. Onun fotoğrafını eklemeye gerek yok sanırım, çünkü bitmemiş 😀

Göl
Göl
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 200
  • 1/0.33333333333333

Parkta pek çok şey bulunuyor. Göller de bunlardan bazıları. En ilginci ise akvaryum. Oldukça kalın camlardan yapılmış ancak fotoğraf çekmek ne yazık ki pek mümkün değil. Çünkü suyun içini göremiyorsunuz…

Regaleira Sarayı sadece bu kadar değil. Fotoğraflar ve yazarak anlatmak gerçeken oldukça güç. İçeride çok güzel vakit geçirileceğinden eminim. Ben şahsen çok sevdim 🙂 Saraya giriş fiyatı tam 6 euro, öğrenci 4 euro.

Moorish Castle

Sintra Kalesi
Sintra Kalesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 50.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

8. yüzyılda şehir müslümanların elindeyken yapılan Moor Kalesi; 12. yüzyılda, şehrin hristiyanlar tarafından fethedilmesinin ardından uzun bir süre savunma amaçlı kullanılmış. Dönem dönem içerisindeki şapelle birlikte boşaltılmış ancak 1755 Lizbon depreminden sonra oldukça büyük ölçüde zarar görmüş. 19. yüzyılda ise restore edilerek, arkeolojik kazılar yapılmış.

Sintra Kalesi
Sintra Kalesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 55.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

Sintra’ya gitmeden önce fotoğraflarına bakmış ancak içerisinde görülmeye değecek bir şey bulamadığım için ziyaret etmemiştim. Çok da tavsiye etmiyorum açıkçası. Bunun yerine şimdi bahsedeceğim Pena Sarayı’nı ziyaret etmek fazlasıyla yetecektir.

Pena Palace (Palácio da Pena)

Pena Sarayı
Pena Sarayı
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Pena Sarayı, Sintra şehrinin en yüksek tepesi üzerine 19. yüzyılda yapılmış güzel ve renkli bir saraydır. O kadar yükseğe yapılmış ki, yazın temiz havalarda 28 kilometre uzaklıkta bulunan Lizbon‘dan bakıldığı zaman görülebilmekteymiş.

Pena Sarayı (sol kısmı)
Pena Sarayı (sol kısmı)
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 22.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.003125

Tarihine bakarsak, sarayın bugün bulunduğu yerde önceden Leydi Pena‘ya adanmış bir şapel bulunmaktaymış. 1493 yılında, Portekiz Kralı I. Manuel tarafından bu şapel genişletilerek 18 kişinin yaşadığı bir manastıra dönüştürülmüş ve uzun yıllar manastır olarak kullanılmış. Yüksek bir tepede kurulduğunu söylemiştim, 18. yüzyılda üzerine büyük bir yıldırım düşmüş ve buna 1755 Lizbon depremi de eklenince manastır kullanılamaz hale gelmiş…

Sarayın avlusu, şapel ve saat kulesi
Sarayın avlusu, şapel ve saat kulesi
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.0025

1847 yılında, Portekiz Kralı II. Ferdinand tarafından, amatör bir Alman mimara tekrar yaptırılmış. Mimar amatörmüş ancak Ferdinand da bu yeni saray için mimara pek çok konuda brifing vermiş ve ortaya böyle renkli ve muhteşem bir saray çıkmış. Ferdinand’ın ölümünün ardından saray satılmış, ardından Kral Luiz tarafından geri alınmış. 1889 yılında ise Portekiz hükümeti tarafından satın alınmış ve 1910 yılındaki Portekiz devriminden sonra ulusal varlık listesine dahil edilerek sonraki yıllarda müze olarak ziyarete açılmış.

1990’larda ise sarayın boyalarının büyük bölümü akmış ve ortaya gri bir saray çıkmış. Bunun üzerine orjinaline uygun olarak tekrar boyanmış.

Sarayın kapılarının birinin üzerinde bulunan ve dünyanın yaratılış alegorisini* simgeleyen bir semender** tasviri
Sarayın kapılarının birinin üzerinde bulunan ve dünyanın yaratılış alegorisini* simgeleyen bir semender** tasviri
  • Sony Alpha DSLR-A390
  • ƒ/8
  • 18.0mm
  • ISO 100
  • 1/0.005

* Alegori: Soyut bir düşünceyi heykel veya resim ile gösterme.
** Semender: Kuyruklu kurbağalara verilen genel bir isim. Böylelikle 2 yeni şey daha öğrenmiş olduk.

Pena Sarayı bu kadar değil. Saray içerisindeki odaları gezip, dönemin eşyalarını görebilirsiniz. Aynı zamanda oldukça popüler bir parkı bulunuyor. Özel sebeplerden ötürü sarayı fazla gezmedim 🙂


Sintra ile ilgili anlatacaklarım bu kadar. Aslında zamanım olsa daha çok kalmak isterdim ancak bu kadarı da yeter sanırım. Buraya kadar gelirseniz, Sintra’ya oldukça yakın mesafede bulunan Cabo da Roca (Roca Burnu’nu) ziyaret edebilirsiniz. Roca Burnu, Avrupa kıtasının en uç noktası olma özelliğinde.

Sintra’ya seyahat edeceklere şimdiden iyi tatiller diliyorum..

Benzer Yazılar

Yorum Yaz

3 Yorum

  • Cevap Yaz Sevim 18 Ekim 2016 at 08:22

    Teşekkürler gerçekten umarım bu haftasonu orda güzel bir tatil olur benim için ve bu yerlerin hepsini gezebilirim

  • Cevap Yaz Funda 15 Kasım 2016 at 23:26

    Merhaba cok guzeldi tavsiyenize uyduk 🙂

  • Cevap Yaz sebnem ozturk 23 Kasım 2016 at 12:41

    çok teşekkürler 🙂